29.11.2016 – Başbakan Yıldırım, TBMM Grup Toplantısında konuştu

Genel Başkan ve Başbakan Binali Yıldırım, “Üzerinde ekonomik yaptırımlarla oyun oynanan eski Türkiye senaryoları artık tarihin çöplüğüne atılmıştır. Ama unumuzu eleyip, eleğimizi astık, saymıyoruz. Küresel piyasalardaki hareketler ve kurlardaki oynaklık konusunda tedbirliyiz, dikkatliyiz.” dedi.

Yıldırım, TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Günü değerlendirmenin en sağlıklı yolunun geçmişten ders almak olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günden bu yana, dünyadaki savaşlar, darbeler ve bölgedeki ateş çemberleriyle birçok sınamadan geçtiğini ifade etti.

Bu durumun, bedelini milletin ödeyeceği ekonomik buhranları da beraberinde getirdiğini anlatan Yıldırım, Anadolu halkının İkinci Dünya Savaşı’nın sancılarını, karne ile ekmek alarak ödediğini kaydetti.

Türkiye’nin 1960 darbesinin hemen arasından IMF ile anlaşmak zorunda kaldığını  anımsatan Başbakan Yıldırım, her askeri darbe sonrası kişi başına düşen milli gelirin süratle erdiğini vurguladı.

Başbakan Binali  Yıldırım, “1961 yılında IMF ile yapılan ilk anlaşma, Türkiye’nin yarım asır boyunca sırtında taşıdığı bir yük olmuştur. Ta ki AK Parti iktidarı gelmiş ve IMF’yi evine, geriye göndermiştir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde ortaya konan güven ve istikrarla beraber, 14 Mayıs 2013’te IMF’ye olan son borcun ödendiğini anımsatan Yıldırım, böylece Türkiye’nin denetlenen ülke olmaktan çıkarak, denetleyen ülke sınıfına geçtiğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“Üzerinde ekonomik yaptırımlarla oyun oynanan eski Türkiye senaryoları artık tarihin çöplüğüne atılmıştır. Ama unumuzu eleyip, eleğimizi astık, saymıyoruz. Küresel piyasalardaki hareketler ve kurlardaki oynaklık konusunda tedbirliyiz, dikkatliyiz. Unutmayalım ki bugünlerde piyasada yaşanan olaylar sadece Türkiye’ye has bir durum değildir. Geçen hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda dünyada ve Türkiye’deki piyasalardaki bu durumun değerlendirmesini enine boyuna müzakere ettik, konuştuk. Küresel piyasalardaki dalgalanmaları şüphesiz diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’yi de olumsuz etkiledi. Bu bir gerçek. Özellikle Amerika’daki başkanlık seçimi sonrası ortaya çıkan durum, izlenecek politikalar, piyasalar için bir gösterge oldu. Bir tedirginlik nedeni oldu.”

Suriye ve Irak’ta devlet otoritesinin bulunmadığını, terör örgütlerinin cirit attığını kaydeden Yıldırım, oralarda da milli güvenlik için yoğun bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

VATANDAŞLARIMIZIN DESTEĞİYLE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ

Güneydoğu’da, sınır ötesi operasyonlarda PKK ve türevi terör örgütleriyle amansız mücadelelerinin sürdüğünü aktaran Başbakan Yıldırım, “FETÖ denen uluslararası destekli ihanet şebekesiyle de aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. Bütün bu terör örgütlerine, elinde emzikli masum bebek muamelesi yapan dost bildiğimiz ülkelerle de diplomatik zeminde gerekli mücadeleyi veriyoruz.” ifadesini kullandı.

2008 yılı ekonomik krizi, 2013 yılı Gezi Olayları, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz ihanet girişimini yaşayan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Yıldırım, dövizin o dönemlerde de yükseldiğini, mali disiplini ve serinkanlılığı koruyarak, milletin de desteği ile o sıkıntılı günlerin atlatıldığını bildirdi.

Başbakan Yıldırım, “Bugün de vatandaşlarımızın desteği ile bu durumun üstesinden geleceğiz.” diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, “Bu milletten değil, size himmet, zırnık bile yok zırnık. İstiyorlar ki Türkiye bir ekonomik belirsizliğe, bir karamsarlığa girsin. Siz, bu milleti, 15 Temmuz gecesi tanklarla toplarla yıldıramamışsınız, üç beş kuruş para hesabıyla mı yıldıracaksınız?” dedi.

Yıldırım,”Kriz diyoruz, dalgalanma diyoruz, daha bugün açıklandı, 8.5 milyon vatandaşımız, 78 milyar lira müracaat etti, devlete olan borcunu ödemek için, 78 milyar Maliye Bakanlığına. Yetmedi, 1 milyon 316 bin vatandaşımız da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına müracaat ederek, 34 milyar 254 milyonluk borcunu yeniden yapılandırmak istedi.” ifadesini kullandı.

İkisinin toplandığı zaman 112 milyarla, vatandaşın, “Kriz mi var? Al sana para” dediğini aktaran Başbakan Yıldırım, “112 milyar lirayı devlete ödemek için kuyruğa girdi, kuyruğa. Böyle bir milletin evlatlarından bahsediyoruz. Terör olur, 15 temmuz olur parasını bozdurur hem alçakların darbesini sona erdirir, hem de ekonomimizi yoluna koyar. İşte şimdi kriz tellallarının ortalıkta kol gezdiği bir esnada Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin 5’te biri kadar parayı devletin kasasına yatırmak için 10 milyon vatandaşımız sıraya giriyor. Böyle ülkeyi nerede bulacaksınız, böyle milleti nerede bulacaksınız siz?” diye konuştu.

BUNLARIN ADI FELAKET TELLALARI KOROSU 

Bütün bunlar olurken bazılarının sazı eline alarak, “Dolar şöyle çıktı, dolar böyle indi” şeklinde felaket türküleri söylediğine işaret eden Yıldırım, “O felaket türkülerini söyleyenleri sizler bilirsiniz, bunların adı, felaket tellalları korusu. Bu koro, Sayın Cumhurbaşkanımız 2008 yılında, ‘küresel kriz bizi teğet geçecek’ dediğinde de sazlarını alıp meydanlara inmişti. Şimdi de yine sahne alıp bir şeyler tıngırdatıyorlar. Biz karınca gibi çalışıp, kışın çetin şartlarına hazırlanıyoruz. Bunlar ise ağustos böceği gibi durmadan şarkı türkü… AK Parti’nin farkı bu. Millet kimi dinleyeceğini biliyor, bu millet kime inanacağını biliyor, o devirler geçti.” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Binali Yıldırım, kendisini dinleyenlerin, “Bu millet seninle gurur duyuyor” şeklindeki sloganı üzerine, “Biz sizinle gurur duyuyoruz, artık eski Türkiye yok, Türkiyenin ekonomisi güçlü temelleri sağlam.” yanıtını verdi.

Ekonominin gücünü daha da artıracak reformlara kararlılıkla devam ettiklerini vurgulayan Yıldırım, reel sektörü desteklemeyi sürdürdüklerini bildirdi.

YAZ ÇIKIYORSA BAHTIMIZA 

Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı için elindeki araçları kullandığına işaret eden Yıldırım, şunları söyledi:

“Ekonomik kriz var, kriz geliyor, dalgalanmalar var’ diyoruz’ değil mi? Merkez Bankası’nın bu söylentilere rağmen, net döviz rezervlerinde herhangi bir azalma söz konusu değil. Planlarımızı, proaktif yaklaşımla en kötü senaryoya göre yaptık. Biz ekonomik tedbirlerde işimizi kış tutuyoruz, yaz çıkıyorsa bahtımıza. AK Parti’nin prensibi budur.”

Hükümet olarak belli başlı tedbirleri, önemli uygulamaları devreye aldıklarına dikkati çeken Yıldırım, ekonomik reformlar, yatırım teşvikleri, cazibe merkezlerinin oluşturulması, vergi barışı, SGK barışı gibi düzenlemeleri yaparak, TBMM’den geçirdiklerini, şimdi de uygulamasına başladıklarını kaydetti.

Cazibe merkezleriyle ilgili Bakanlar Kurulu kararının imzaya açıldığını anlatan Yıldırım, vergi, prim borcu ve diğer cezaların tamamının vatandaşla devletin sulh olması, el sıkışılması için önemli bir uygulamayı hayata geçirdiklerini anımsattı.

Başbakan Yıldırım neler yapacaklarına dair şu bilgileri verdi:

“Merkez Bankası bazı tedbirler aldı. Bu tedbirlerden bir tanesi şu, ihracatçılarımız bir mal satmak için Merkez Bankası’ndan döviz alıyorlar, borçlanıyorlar, satışlarını yaptıktan sonra da dönüp borçlarını ödüyorlar. Döviz aldığınız borcu Merkez Bankası diyor ki Türk lirası olarak bana ödeyebilirsiniz. Döviz al, işini gör, satışını yap, paranı aldıktan sonra bir daha gidip döviz olarak ödeme. Tekrar o dövizi kullan. Çünkü Merkez Bankasının amacı piyasanın ihtiyacı olan her türlü parayı, yerli parayı, yabancı parayı vermektir. Bu büyük bir kolaylık. Böylece 2 milyar dolar kısa vadede piyasada kalması için önemli bir katkı.

Bununla da kalmadık, hükümet olarak da biz önemli bir karar aldık. Devletin alacaklı olduğu kurumlar, kişiler var. Bunlarla yapılan sözleşmeler döviz üzerine. Bunun da miktarı kısa vadede 5 milyar dolar. Şimdi dedik ki vatandaş bize niye piyasadan gidip de döviz alıp da ödesin. Onlara da dedik buyurun siz de Türk parasıyla ödeyin. Böylece piyasaya 5 milyar dolar daha fazla kaynak, sıcak para bırakmış oluyoruz. Bu aynı zamanda da milli paramızın güçlü kalmasına da katkı sağlayacak. Bundan sonra yapılacak sözleşmeler, tabi devletinkini bahsediyoruz, vatandaşın kendi arasındaki sözleşmelere biz karışmayız, bizim yapacağımız sözleşmelerde de mecbur kalmadıkça yabancı parayla sözleşme yapmayacağız. Türk lirası üzerinden sözleşme yapacağız.”

Başbakan Yıldırım, ekonomide atılan bu adımlarda bir noktaya dikkati çekerek, “Devletin yapacağı ödemelerinde bir değişiklik söz konusu değil. Döviz borcu varsa içeriye, dışarıya onu döviz olarak ödemeye devam edecek. Yani devlet yapacağı ödemelerini arslanlar gibi yapacak. Bunu yapmaya gücü de var, imkanı da var.” dedi.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİ ÇÖKERTMEK IÇIN BÜTÜN GAYRETLERİNİ GÖSTERİYORLAR

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının, “Sermayeye kısıtlama olacak” diye dedikodu yaydıklarını aktaran Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunlar alçak. Bunlar, 15 Temmuz’da, 17/25 Aralık’ta yapamadıklarını akılları sıra dış ülkelerde Türkiye ekonomisini çökertmek için bütün gayretlerini gösteriyorlar. Benim Müslüman analarımın, bacılarımın, kardeşlerimin, dedelerimin himmet paraları avuç avuç lobi şirketlerine Türkiye’yi kötülemek için aktarılıyor. Milletim bunu bilsin. Sizin halisane duygularla verelim, dinimizi, diyanetimizi öğretsinler, bayrağımızı dalgalandırsınlar, dünyanın herbir yerinde adımız, şanımız yürüsün diye verdiğiniz o el emeği, alnınızın teriyle helalinden kazandığınız o paraları şimdi orada, burada seçim kampanyalarına, Türkiye aleyhine lobi şirketlerine oluk oluk aktarıyorlar. Unutmayın hazırın ahırı tez gelir, bir daha himmeti bu milletten himmet değil, zırnık bile alamayacaksınız. Bu milletten değil size himmet, zırnık bile yok zırnık. İstiyorlar ki Türkiye bir ekonomik belirsizliğe, bir karamsarlığa girsin. Siz, bu milleti, 15 Temmuz gecesi tanklarla, toplarla yıldıramamışsınız, üç beş kuruş para hesabıyla mı yıldıracaksınız? Yeni Türkiye’nin kapısında son kullanma tarihi geçmiş ekonomik kriz senaristleri, cebinde 1 dolarla gezen ihanet aktörleri hiç boşuna beklemesin.”

Başbakan Binali Yıldırım, “Türkiye maliyesi sağlam temellere dayanıyor. Sermaye yeterlilik katsayıları Maastricht kriterlerinin çok çok üzerinde, yüzde 15’ler seviyesinde. Reel ekonomiye baktığımızda yatırımcıların Türkiye’den ayrılmasını gerektirecek hiçbir veri, hiçbir gösterge yok.” dedi.

Yıldırım, partililerin “Fetullah gelecek, hesap verecek.” tezahuratlarına “Gelecek, hesabını da verecek, hiç merak etmeyin.”

Türkiye’nin kıskacına düştüğü IMF’den, yarım asır sonra AK Parti iktidarında kurtulduğunu belirten Yıldırım, dövizde yaşanan artışın Türkiye’ye özgü olmadığını, ABD’deki seçimlerin ardından dünyada bir faiz artırımı beklentisi başladığını ve bunun etkisiyle para birimlerinin dolar karşısında değer kaybettiğini anlattı.

Bütün para birimlerinin 8 Kasım’dan bugüne kadar yüzde 10 ile yüzde 3 arasında değer kaybına uğradığına dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bütün ülkeler, istisnası yok bir tek İngiltere… İngiltere’de önce değer kaybetti. Mesela Brezilya ve Kolombiya yüzde 8 değer kaybetti, Japon yeni değer kaybetti. Elle gelen düğün bayram. Hala birileri çıkmış, bunun üzerinden siyasi prim yapmaya çalışıyor. Anamuhalefetin ekonomi kurmayları felaket tellallığı yapmayı, döviz üzerinden siyasi rant kazanmayı bir kenara bıraksın, verilere baksınlar, dünyaya baksınlar. Dünyada ne oluyor, ne bitiyor bunları görsünler.

Bugün olan bitenler büyük ölçüde dünyada olan küresel bir olaydır. Türkiye’deki de bunun bir yansımasıdır. Türkiye maliyesi, sağlam temellere dayanıyor. Bankacılık sektörümüz Avrupa’daki oranların daha üzerinde. Sermaye yeterlilik katsayıları Maastricht kriterlerinin çok çok üzerinde, yüzde 15’ler seviyesinde. Reel ekonomiye baktığımızda yatırımcıların Türkiye’den ayrılmasını gerektirecek hiçbir veri, hiçbir gösterge yok.”

AR-GE VE TEKNOLOJİ ALT YAPISINI GÜÇLENDİRECEĞİZ 

Başbakan Yıldırım, yerli ve uluslararası yatırımcının işini kolaylaştırmaya, yatırım ortamını iyileştirmeye gayret ettiklerini vurgulayarak, Ekonomi Bakanlığı tarafından yeni bir anlayışla hazırlanan proje bazlı teşvik sisteminin de yürürlüğe girdiğini bildirdi.

Türkiye için katma değeri yüksek, stratejik önem arz eden projeler ve teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımların özel teşvikle destekleneceğini vurgulayan Yıldırım, “Ben bunu ısmarlama elbiseye benzetiyorum. Bir konfeksiyon usulü destekleme var, herkese yapılan destek; bir de özellik arz eden, Türkiye’ye farklılık sağlayacak yatırımlara olan destekler var. Bu sistemle sanayimizin uluslararası rekabet gücü daha da artacak. Ülkemizin Ar-Ge ve teknoloji alt yapısını güçlendirmiş olacağız.” diye konuştu.

Yıldırım, vergi barışıyla ilgili çalışmaların tamamlandığını, SSK ve Maliye Bakanlığının 112 milyarlık talep topladığına değinerek, borcunu yeniden yapılandıran vatandaşların, esnafın, yatırımcıların bundan sonra devletle kavgalı olmadan işine gücüne bakacağını ifade etti.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesinin bittiğini hatırlatan Yıldırım, bakanlıkların, kurumların bütçelerini aslanlar gibi anlattığını, savunduğunu, milletvekillerinin önerilerine, tenkitlerine cevap verdiklerine işaret etti.

Binali Yıldırım, bütçenin 5-16 Aralık’ta TBMM Genel Kurulunda görüşüleceğini belirterek, şöyle dedi:

“5 Aralık, 16 Aralık arası Genel Kurul oldukça renkli geçecek. Vatandaşlarımız burayı izlesinler. Kimin ne söylediğini, kimin ne yaptığını görme fırsatı olacak. İnsanı, insana hizmeti hedefleyen, önceleyen bir bütçeyle milletimizin 2017’de de karşısında olacağız.”

Bütçede bu sene de en büyük payı 122 milyar lira ile eğitime, sonra da 107 milyar lira ile sağlığa ayırdıklarının altını çizen Yıldırım, 2017 yılı bütçesinde yatırımların yüzde 30 artırıldığını, 2017 yılında 70 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yapılacağını anlattı.

Yıldırım, yatırım ve teşvik düzenlemelerini birer birer hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Yabancı yatırımcıların ülkemizden oturum alması, Türk vatandaşı olması için Yüce Meclis bir düzenleme yaptı. Uluslararası İş Gücü Kanununda değişiklik yaptık. Bu kanunda belirtilen şartları taşıyan yatırımcılar ülkemizde vatandaşlık alabilecekler. Bunun şartları ne? Belirli bir miktarda yatırım yapmak, belirli sayıda insan çalıştırmak veya gayrimenkul almak veya belirli bir miktarda parayı Türkiye’ye getirmek gibi şartlar var. Başka ülkelerde de benzer uygulamalar var. Yatırım yapanın her zaman yanındayız.”

Başbakan BinaliYıldırım, “Belirli merkezlerimize Antalya, Muğla, İzmir, Kütahya, Trabzon, Denizli, Isparta, Eskişehir havalimanlarına tarifeli ya da tarifesiz seferlerle 2017 yılı boyunca dışarıdan turist getiren A grubu seyahat acentalarına uçak başı 6 bin dolar destek vereceğiz.” dedi.

Yıldırım, dün gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda turizm ile ilgili kararlar aldıklarını söyledi. Bu yıl yaşanan olaylar nedeniyle turizmde istenen potansiyelin yakalanamadığını dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu:

“Bir yandan Rusya ile ilişkilerimizin bozulması, diğer yandan 15 Temmuz darbe girişimi turizmde beklediğimiz sonucu vermedi. 2017’de turizmdeki kayıplarımızı telafi etmek amacıyla Türkiye’ye turist getirenler için, seyahat acentalarına yakıt desteği meselesini görüştük. Buna göre belirli merkezlerimize Antalya, Muğla, İzmir, Kütahya, Trabzon, Denizli, Isparta, Eskişehir havalimanlarına tarifeli ya da tarifesiz seferlerle 1 Ocak-31 Aralık 2017 tarihleri arasında, yani 2017 yılı boyunca dışarıdan turist getiren A grubu seyahat acentalarına uçak başı 6 bin dolar destek vereceğiz. Eğer uçak 200 yolcu üzerinde bir kapasiteye sahipse bu 200 yolcu kapasiteli uçak da en az 150 yolcuyla geliyorsa bu destek yüzde 30 daha artırılacak, yani 7 bin 800 dolara çıkacak.”

Esnaf ve sanatkarlara verilen desteklerin de devam edeceğinin altını çizen Yıldırım, 30 Temmuz 2016 tarihi itibariyle 417 bin 996 KOBİ’nin 19,5 milyar lira kredi kullandığını belirtti. Yıldırım, Türkiye’de ekonomik krizden bahsedenlerin rakamlara bakmasını istedi.

Ürün İhtisas Borsasının bu ay içinde kurulacağını aktaran Yıldırım, çiftçilerin alın terinin karşılığını alacağını bildirdi.

Grup toplantısına katılanların kentlerine davet ettiği Yıldırım, “Merak etmeyin, hepinize geleceğiz. Herkesi ziyaret edeceğim. Sizde bu sevgi olduktan sonra, sizde bu samimiyet olduktan sonra gece demeyiz, gündüz demeyiz yollara düşleriz evelallah.” ifadesini kullandı.

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganlarının atılması üzerine Yıldırım, “Hiç merak etmeyin, ay yıldızlı bayrağa göz koyanın gözünü oyarım.”

TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ

Yıldırım, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununa değinerek, Meclise ve grubuna teşekkür etti. Kanun hakkında bilgi veren Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

“Eskiden teminatlar gayrimenkullerdi, arabalardı ama şimdi taşınır rehni diye bir kanun çıktı. Yani elinizde yaptığınız işle ilgili ne varsa onları da teminat olarak gösterebileceksiniz. Diyelim ki elinizde torna tezgahınız var, bilgisayarınız var, hayvancılıkla uğraşıyorsunuz, hayvanlarınız var, bunları teminat göstererek, işletmenizin ihtiyacı olan krediyi alacaksınız. Bu uygulama da 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek. Böylece ticari işlemlerde taşınır rehni, finansmana erişimi daha kolay hale getirecektir. Bu ne demektir? Daha fazla üretim, fazla yatarım. İhtiyacımız olan yatırım, üretim, istihdam. Ekonomimizin özeti budur. Yatıracağız, fabrika kuracağız, üreteceğiz, insanlarımıza iş bulacağız. Bütün derdimiz bu.”

DARBELERIN BEDELİNİ ÖDÜYORUZ

Küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin büyümeye devam ettiğine dikkati çeken Yıldırım, “Bu yılki büyümeden memnun değiliz. Türkiye bu büyümelere alışık değil. Ama maalesef darbeler olunca bunun bir bedeli oluyor. Bu bedeli ödüyoruz ancak bunun 2017 sarkmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz. Allah’a şükür yılın son çeyreğinde tekrar canlanma başladı.” diye konuştu.

Konut kredilerindeki faizin indirilmesiyle konut satışlarının 2016 ekim ayında bir önceki ekim ayına göre yüzde 25 arttığını söyleyen Yıldırım, ekim ayında 130 bin 274 konutun satıldığını aktardı. Araba alımları için de mart ayına gün verildiğini belirten Başbakan Binali Yıldırım, “Hani nerede ekonomik krizler, nasıl oluyor? Bunlar ekonominin ne durumda olduğunu gösteren önemli göstergelerdir.” ifadesini kullandı.