AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in Yunanistan Ziyareti

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, resmi temaslarda bulunmak üzere 1-3 Kasım 2016 tarihlerinde Yunanistan’ın başkenti Atina’yı ziyaret etti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Atina ziyareti kapsamında Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras tarafından kabul edildi. Dışişleri Bakanı Nikolaos Kotzias ve Yunanistan Kamu Düzeni ve Vatandaşı Korumadan sorumlu Bakan Vekili Nikos Toskas ile bir araya geldi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Yunanistan’ın Avrupa İşlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Nikos Ksidakis ile de görüşen AB Bakanı Ömer Çelik, görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın açıklamasında Türk ve Yunan basınına hitap etti. Bakan Ömer Çelik daha sonra Bakan Ksidakis’in onuruna verdiği yemeğe katıldı.

Atina ziyareti çerçevesinde İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ve Gümülcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ile bir araya gelen AB Bakanı Ömer Çelik, İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu (IREF) Başkanı Niko Uzunoğlu başkanlığındaki heyet ile Yunanistan Parlamentosu’nda bulunan Batı Trakya Türk Azınlığı mensubu Milletvekillerini de kabul etti.

AB Bakanı Ömer Çelik ziyaret kapsamında düzenlenen basın toplantısında ikili ilişkiler, Kıbrıs sorunu ve göç krizine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, dün Başbakan Aleksis Çipras ile görüşmesinde Başbakan Binali Yıldırım’ın bir mesajını ilettiğini belirterek, “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısı daha önce İzmir’de gerçekleşmişti. Sıra Yunanistan tarafında yapılmasında. Sayın Başbakanımız bunun bir an önce yapılmasını arzu ettiğini iletti. Sayın Çipras da kendilerinin de bunu arzu ettiğini, bunun için Selanik’i düşündüklerini, tarihle ilgili arkadaşların çalışması gerektiğini söyledi.” ifadelerini kullandı.

Darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçan askerlerin bir an evvel iade edilmesinin beklendiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, Yunanistan’a kaçan darbeci askerlerden 7’sinin yaptığı iltica başvurusu reddedildi. Bir tane kalmıştı. O bir tanesinin de iltica başvurusunun sonuçlanması bu birkaç gün içerisinde gerçekleşecektir.” dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, “Ondan sonra temyiz aşaması söz konusu olacak. Biz sayın Çipras’a, Yunanistan hükümetinin Türkiye’nin maruz kaldığı bu darbe girişimi sonrası Türkiye’ye verdiği desteğe teşekkür ettiğimizi bir defa daha ilettik. Bu 8 askerin, Yunanistan’daki makamlar tarafından bu işin başından beri birer mülteci olarak değil darbeci olarak nitelendirildiğini biliyoruz. Tabii kararı yargı verecektir.” dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, bu kişilere darbeci asker değil “katil topluluğu” denmesi gerektiğini ifade ederek, “Bunlar insanlarımızın üzerine tanklarla, savaş uçaklarıyla, helikopterleriyle ateş açtılar. Pek çok insanımız şehit oldu, birçok gazimiz var. Bu katillerin dünyanın hiçbir yerinde himaye görmemesi lazım. Bu en büyük hassasiyetlerimizden bir tanesi. Sayın cumhurbaşkanımızın ve başbakanımızın bu konudaki hassasiyetlerini de ilettim. Yargı süreci de kendi seyri içinde devam ediyor. Son kalan bir askerin başvurusunun reddedilmesini ve temyiz sürecinin de bir an evvel sona ermesini bekliyoruz.” diye konuştu.

Türkiye ve Yunanistan arasında, Ege Denizi’nde olduğu gibi birtakım sorunlar olsa da ikili ilişkilerin kendi seyrinde devam ettiğine işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, “İzmir-Selanik arasındaki feribot seferlerinin başlayacak olması heyecanla karşılanıyor. Türkiye tarafında İzmir Limanı’nın kendi sahasına giren kısımda belli bir yolcu sayısı garanti edilmek şartıyla indirim yapılabileceği şeklinde bu sürecin kolaylaştırılması gibi bir yaklaşım var. İstanbul-Selanik arasında da hızlı feribot seferlerinin başlamasıyla iki halkın daha çok kaynaşması birbirini daha yakından tanıması çerçevesinde olumlu adımlar atılmış olacak.” ifadelerini kullandı.

– “Türkiye’deki azınlık haklarının standardı hiçbir Avrupa ülkesinde yok”

AB Bakanı Ömer Çelik, Batı Trakya’daki Türk azınlığının entegrasyon çerçevesinde etnik dini kimliklerini korunması konusunda Türkiye’nin hassasiyet gösterdiğini söyledi.

Atina’daki temasları kapsamında Batı Trakya’daki seçilmiş müftülerle bir araya geldiğini belirten AB Bakanı Ömer Çelik, “Bilinen sorunların üzerinden geçtik. Azınlıklar söz konusu olduğunda, Türkiye’deki hakların verilme biçimi ve hakların standardı hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Bunu öz güvenle iddia ediyorum. Geçmişte haksız yere el konulan mallar, mülkiyet hakları iade edilmiştir. Vakıflar konusunda iyileştirmeler yapılmıştır. Gökçeada’da sadece 4 öğrenci için okul açılmıştır. Biz Yunan makamlarından, çift dilli eğitim veren okulların açılması, Türk isminin kullanılmasının önündeki engellerin kalkması konusunda ve seçilmiş müftülerin saygınlığının korunmasına ilişkin hassasiyetlerimize saygı duyulmasını bekliyoruz.” diye konuştu

Atina’da inşa edilmesi planlanan cami konusunda yasa çıktığını ve belli bir ilerleme kaydedildiğini dile getiren AB Bakanı Ömer Çelik, “Fakat birtakım ırkçı kesimler caminin arazisini işgal etmişler. Bir Avrupa başkentinde kilise ve havra olması gibi caminin de olması doğaldır. Doğal olmayan, bu kadar entegrasyonun gerçekleştiği bir dönemde bir Avrupa başkentinde cami olmamasıdır. Kimsenin etnik ve dini kimliğini, toplumsal barışını tehdit etmez. Tam tersine, toplumsal barışa ve diyaloğa hizmet eder. Türkiye’deki Hristiyan eserlerinin korunması ve restorasyonu konusunda hükümetimizin hassasiyeti ortadadır. Türkiye’nin bu konuda sahip olduğu standartlara sahip olan bir ülke yoktur. Atina’daki cami meselesi de ırkçıların istismarına terk edilmemelidir. Bu (cami), bir Avrupa başkenti olan Atina’ya yakışan bir şeydir.” dedi.

Kıbrıs sorununa değinen AB Bakanı Ömer Çelik, Kıbrıs’ta Türkiye’nin her zaman yapıcı bir tutum aldığını belirterek, “Şimdiye kadar yürütülen meselelerde AB meselesinden, toprak meselelerine kadar olumlu ilerlemeler kaydedildiği her iki taraf tarafından da ifade ediliyor. Güvenlik ve mülkiyet meseleleri nihayetinde garantör ülkelerle birlikte beşli formatta ele alınacaktır. Şimdiye kadar havanın BM’yi de sayarsak üç taraf tarafından da olumlu bir şekilde değerlendirildiğini görüyoruz. Müzakerelerin tabiatı budur. Şu anda iyi gidiyor ama son nokta koyuluncaya kadar tamamlanmış sayılmaz.” şeklinde konuştu.

AB Bakanı Ömer Çelik, daha önce yapılan referandumda Türk tarafından “evet” gelirken, diğer taraftan “hayır” sonucu çıktığını anımsatarak, “Yeni bir süreç var. Yeni bir ruh yakalanmış görünüyor. Buna da biz de olumlu yaklaşıyoruz. En kısa zaman içerisinde göreceğiz.” dedi.

– “AB yardımları gelene kadar Suriyeli çocuklar emeklilik yaşına gelir”

AB Bakanı Ömer Çelik, göç meselesinde esas yükü Türkiye’nin, Türkiye’den sonra da Yunanistan’ın çektiğine vurgu yaparak, “Türkiye’de 3 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Bunların 800 bini çocuktur. Bunların 500 bini eğitim imkanından mahrumdur. AB makamlarına sık sık çağrı yaptım. Eğitimi için mali kaynağın ayrılması lazım. AB’nin gönderdiği mali kaynaklar çok yavaş işliyor.” dedi.

Doğrudan yardım modelinin daha etkili olacağını anlatan AB Bakanı Ömer Çelik şunları söyledi:

“Biz birtakım sivil toplum kuruluşları üzerinden aciliyet gerektiren duruma müdahale edelim demek, AB’nin bu yardımlarının, 3 milyar avro ve arkasından 2018 sonuna kadar bir 3 milyar avro daha yardım gelene kadar bu ilkokul çağındaki Suriyeli çocuklar emeklilik yaşına gelirler. Hiçbir şekilde etkisi olmaz. Biz 2,4 milyar avro taahhüt ettik diyorlar, şimdiye kadar. Ama söz verme ve proje yapma sahada bu paraların bu insanlara ulaşması anlamına gelmiyor. Yakın zamana kadar sahada harcanan para 182 milyon avroydu. Türkiye devlet ve sivil toplum olarak yaklaşık 25 milyar dolar para harcamışken, Türkiye’ye sadece AB değil bütün dünyayı kastediyorum, Türkiye’ye gelen para bunun yanında hiçbir şeydir. Sadece 512 milyon avro civarındadır. AB’den gelen yardımlar ise doğrudan Türk kurumlarına gelen sadece 12 milyon avro Göç İdaresine gelmişti. Şimdi en son pazartesi günü 120 milyon avro ve 80 milyon avro şeklinde Sağlık Bakanlığına ve (Milli) Eğitim Bakanlığına aktarıldı. Bunlar durumun aciliyeti karşısında hiçbir etkisi olmayan mekanizmalardır.”

AB Bakanı Ömer Çelik, Yunanistan’ın da bu konuda yalnız bırakıldığına dikkati çekerek, “Adeta, AB’de müthiş bir rehavet var. Nasılsa bu yükü Türkiye ve Yunanistan paylaşıyorlar, bir şekilde mültecilerin gelmesini engelliyor diyerek üzerlerine düşen hiçbir sorumluluğu yerine getirmiyorlar. Bu başlı başına ayıp diyebileceğimiz bir tablodur.” ifadelerini kullandı.

Pek çok Avrupa ülkesinde birtakım siyasi partilerin ölümden kaçan bu insanları canavar gibi gösteren kampanyalar yürüterek aşırı sağ, İslamofobi ve yabancı düşmanlığını yükselttiklerini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

“Bu AB’nin geleceği için tehlikelidir. Bizi daha çok üzen, Avrupa içerisindeki pek çok ana akım diyeceğimiz siyasi partiler de bu marjinal diyebileceğimiz partilerin yabancı düşmanlığı siyasetine teslim oluyorlar. En son Brexit sürecinde bunu gördük. Arkasından, aşırı sağ güçlendi. Ana akım siyasi partiler zayıfladı. Almanya’da benzer bir şeyi gördük. Şu anda bütün dünyanın gözü önünde küresel vicdan denen bir şey varsa bu sınıfta kalmıştır. Ölümden kaçan insanları kucaklamak, ihtiyaçlarını karşılamak konusunda sınıfta kalmıştır. Türkiye 3 milyon kişiyi misafir ederek, AB’nin yüksek değerlerini yüksek sesle dile getiren pek çok ülke sadece 200-300 kişi almak için referandum yapmaktan bahis ediyor. Bu bir utanç tablosudur. Bir de, mültecilerin yüksek tel örgülerle Avrupa sınırlarının dışında tutulması, NATO ordularıyla engellenmesi gibi bu çağa yakışmayacak söylemler dillendiriliyor. Bu insanlık sınavından Türkiye, Türk milleti alnının akıyla geçmektedir.”

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki bire bir mutabakatı çerçevesinde Türkiye’nin üzerine düşen her şeyi gerçekleştirdiğine ve Yunanistan’ın da bu konuda bir sorunu olmadığına işaret ederek, “Bu mesele Türkiye’nin ve Yunanistan’ın üzerine bırakılıp geri çekilecek bir mesele değil. AB’ye, hem mali hem de insani ve siyasi sorumluluklarını etkili bir şekilde yerine getirmeleri lazım.” şeklinde konuştu.

– “Vize serbestisi gerçekleşmezse, göçmen mutabakatını feshedeceğiz”

Avrupa’nın ve Türkiye’nin yakınlaşması gerektiği bir dönemden geçildiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, “Göç meselesi konusunda, Ekim 2015’te bir gün içerisinde 7 bin kişi Akdeniz’in sularına açılırken, insanların yaz tatillerini geçirdiği plajlarda bebek cesetleri görülmeye başlamışken Türkiye’nin gerçekleştirdiği, Türkiye’nin kendisinin ürettiği bire bir mekanizması sayesinde 20-30’a düşmüştür. Türkiye’nin hain darbe girişimine uğradığı 15 Temmuz gecesinde bile sayı en fazla 120 olmuştur.  En sevindirici olanı ise Akdeniz’de ölümler bitmiştir. Aylan bebek ve onun yaşıtlarının cesetlerini artık kıyılarımızda görmüyoruz. Bu, Türkiye’nin başarısıdır.” ifadelerini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, bu yükün Yunanistan ve Türkiye’ye yıkılarak geri çekilme gibi bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu dile getirerek, “Vize serbestisi konusunda, eğer gerçekleşmezse Türkiye’nin geri kabul anlaşmasını feshedeceğini söyledik. Şu anda yürürlüğe koymuyoruz. Çok net bir şekilde söyleyeyim, Türkiye’ye vize serbestisinin verilmesini istemeyenler, Avrupa’daki ırkçı ve İslamofobik çevreler. Bunlar gerçeğe dayanmayan söylemlerle, Türkiye’deki insanlar Avrupa’ya yerleşecekmiş gibi bir propaganda yapıyorlar. Hiç kimse Türkiye’yi bırakıp Avrupa’ya gitmez.” diye konuştu.

–  “FETÖ, Batı Trakya’yı bölmeye çalışıyor”

Darbeci askerler haricinde Yunanistan’a kaçan FETÖ mensubu sivillerin durumuna ilişkin bir soruyu yanıtlayan AB Bakanı Ömer Çelik, “FETÖ’nün Batı Trakya’daki Türk toplumunu bölmek için nasıl faaliyetler yürüttüğünü biliyoruz. Bugün itibariyle arkadaşlarımızdan da bilgi aldım. Bu konudaki hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Oradaki toplumumuz içerisinde fitne çıkarmak için faaliyetler yürütmeleri söz konusu olabilir. Dikkatli olmalıyız. FETÖ sadece Türkiye değil bulunduğu her ülke için tehdittir. Sadece Batı Trakya değil, Atina’da Yunanistan’ın diğer kesimlerinde de faaliyet yürütmeleri konusunda biz hassasız.” dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, Yunanistan’ın Kıbrıs’ta garantörlüğe karşı olduğuna ilişkin bir soru üzerine, Türkiye’nin garantör bir ülke olduğunu hatırlatarak, “Garantörlük, Türkiye açısından tartışmaya açılmayacak bir meseledir. Bu tartışmanın bir tarafında olmayız. Bu tartışmanın açılmasına müsaade etmeyiz. Tartışma dışı bir konudur.” ifadesini kullandı.

(Kaynak: AA)