ADALET KOMİSYONU…

TBMM Adalet Komisyonu, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı görüşmek üzere, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya başkanlığında toplandı.

TBMM Adalet Komisyonu, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı görüşmek üzere, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya başkanlığında toplandı.

Komisyonda söz alan Adalet Bakanı Bozdağ, Komisyon Başkanı İyimaya ile milletvekilleri, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili görüşlerini açıkladı. İyimaya, bu toplantının, 15 Temmuz felaketinden sonraki ilk oturum olduğunu söyledi.

İyimaya, 15 Temmuz’un, Sevr sayıklamasından kurtulamayan ikiyüzlü Batı’nın suçüstü hali olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz, yedi düvele diz çöktüren Çanakkale ve Kurtuluş ruhunun ansızın dirilmesidir. 15 Temmuz, darbe ve işgal çapulcularının, bütün renk ve farklarıyla bir olmuş millet tarafından meydanlarda boğulmasıdır. 15 Temmuz, içimizdeki hainlerin milli irade ateşinde kavrulmasıdır. 15 Temmuz şehitler, gaziler ve demokrasi günüdür. 15 Temmuz büyük arınmadır, pişmanlık ve kopuş fırsatıdır, geleceği inşa buyruğudur. 15 Temmuz, ilahi yardımın ve gayretullahın vatanımıza tecelli ettiği bir kutsal zamandır.

15 Temmuz, yüce Yaradan’ı ve Peygamber’imizi istismar ederek insanları aldatan FETÖ’nün cümle aleme teşhir ve rezil edildiği vakti muacceldir. 15 Temmuz, Cumhurbaşkanımızın dünyayı kıskandıran tarih ve zafer sicilidir. 15 Temmuz, varoluş tehlikesi karşısında partilerimizi ve liderlerimizi birleştiren gerçek bir milli emsaldir. Tarih, devletin yarım asırlık kıdemli gafletini; siyasetin halkalı, kadim ve konjonktüre bağımlı mahmurluğunu elbette ki yazacaktır. Yine tarih, 15 Temmuz şokunda siyaset ve milli iradedeki idrak patlamasını ve birlik ruhunu da kaydedecektir.”

İyimaya, siyaset kurumu ve Adalet Komisyonunun, bu canlı ve acil sorunu değerlendirmek zorunda olduğunu belirterek, “Adalet ve hukuk, şaibeden ve kirden temizlenmelidir. Hiçbir hak, zulme tutsak edilemez. Unutulmamalıdır ki türüne insanlık tarihinde rastlanmayan bu menhus urun tasfiyesi ve müeyyidelendirilmesi sürecinde adil yargılanma hakkına riayet, en az bu onurlu ve cesur mücadele kadar önemlidir. Adil yargılanma hakkı, hukukun vicdanı ve bekanın deruni gıdasıdır. Akıl, bilim ve hakkaniyetin çözemeyeceği sorun yoktur. Yeter ki ortaya irade konabilsin.” sözlerini sarf etti.

Adalet Bakanı Bozdağ ise 15 Temmuz’un seçilen Cumhurbaşkanına, Meclise, Hükümete, Anayasa’ya, hukuk devletine, milli iradeye ve demokrasiye yapılan silahlı ve kanlı bir darbe teşebbüsü olduğunu söyledi.

Bu saldırının aynı zamanda “Türkiye’yi işgal, bölme, rejimi değiştirme, ülkeyi iç çatışmaya ve kaosa sürükleme girişimi”, Türkiye’nin 100 yılda elde ettiği kazanımları 100 yıl geriye götürme çabası olduğunu ifade eden Bozdağ, Türk milletinin darbe girişimi karşısında, bugüne kadar görülmedik birliktelik ortaya koyduğunu vurguladı.

Bozdağ, şöyle konuştu:

“Ülkemizin dört bir yanının düşman tarafından işgal edilmesi sürecinde, kurtuluşun ve kuruluşun mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasında bütün farklılıkları bir kenara bırakıp ‘önce vatan, istiklal, bayrak’ diyen ve bunun için ölümü göze alan bütün milletin her bir ferdinin birleşmesi gibi, 100 yıl sonra bu sefer de seçilmişleri, demokrasiyi, hukuk devletini korumak için bütün farklılıkları bir tarafa bırakarak insanların bir araya geldiğini, birlikte mücadele ederek netice aldığını gördük.

Türkiye 15 Temmuz’da rejim değişikliğinden, bölünme sürecine girmekten, FETÖ’nün sapık inancı çerçevesinde dinde reformdan, iç çatışmadan, ekonomik işgalden, Sivas Kongresi’nde reddedilen mandanın FETÖ’nün öncülüğünde Türkiye’ye getirilip ülkenin tehlikeye düşürülmesinden kurtulmuştur. Bu nedenle 15 Temmuz’u unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Biz 15 Temmuz’u unutursak, yarınlarda yeni 15 Temmuzlar olmasını önleyemeyiz. Bunun için tedbir almak durumundayız.”

Bozdağ, Türkiye’de siyaset kurumunun, geçmişteki darbeler ve muhtıradan sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ettiğini, kendilerinin ise 15 Temmuz ve sonrasında öyle davranmadığını söyledi.

Hükümet olarak geçmişteki hataları tekrarlamamak için, darbeleri doğuran ve besleyen mekanizmaları ortadan kaldırmak için kararlı adımlar attıklarını ifade eden Bozdağ, “OHAL kapsamında, Türkiye’de bir daha darbe olmasın diye atılması gereken ne kadar adım varsa bu adımları kararlı bir şekilde atıyoruz.” diye konuştu.

Bozdağ, “kamudaki ayıklanma” ile ilgili olarak, “Hiçbir demokratik hukuk devleti, kamu içerisinde terör örgütleriyle irtibatlı olan kişileri çalıştırmaz. Pek çok yerde FETÖ kurucu ve yöneticisi, teröristbaşı Gülen’in talimatlarıyla neler yaşandığını hep beraber gördük. Pek çok ifadeler ve itiraflar var. Bunlara baktığınızda yargıda, orduda işleyişin nasıl olduğunu gördüğünüzde insan ürperiyor. Bu durumda bizim tedbir almamız ve devleti teröre hizmet edenlerden ayıklamamız son derece önemlidir. Sadece FETÖ üyeliği, irtibatı olanların değil bölücü terör örgütü PKK üyeliği ve irtibatı olanların da devletten temizlenmesi gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.

KHK’lerin aleni olduğunu, her şeyi şeffaf bir şekilde yaptıklarını belirten Bozdağ, KHK’leri Meclise getirerek milletvekillerinin denetimine açtıklarını kaydetti.

“Adil yargılanma elbette bizim de üzerinde durduğumuz konu.” diyen Bekir Bozdağ, suçluyu suçsuzdan ayırmanın, kurunun yanında yaşın da yanmasına izin vermemenin herkesin ortak arzusu olduğunu vurguladı.

Bozdağ, “Bunu yargılama süreçlerinin sonunda hep beraber göreceğiz. Zaten bunlar mutlaka ayrılacaktır, hakimler, mahkemeler gereken neyse yapacaktır.” dedi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Türkiye’nin 15 Temmuz’da en karanlık gecelerinden birisini yaşadığını belirtti.

O gece vatana ve millete ihanet edildiğini vurgulayan Tunç, “Millete duydukları düşmanca hislerin göstergesi olarak, Cumhurbaşkanı hedef alınmış, tarihinde ilk kez Gazi Meclis bombalanmıştır. Cumhurbaşkanı ile Başbakanın yaptığı çağrılara uyan milletimiz tanklara, uçaklara göğsünü siper etmiş ve darbe girişimini başarısız kılmıştır. Bu herhangi bir kesimin değil hepimizin zaferidir.” ifadesini kullandı.

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, “Türkiye’de darbe dönemleri kapanmıştır diyorduk ama kapanmadığını 15 Temmuz gecesi çok acı bir şekilde gördük. Türk demokrasisi ile parlamenter sisteme karşı yapılmış bir saldırıdır, Türkiye’de demokratik ortamda yaşama arzusunu dile getiren herkese karşı yapılmıştır. Meclise, milli iradeye yapılmış saldırıdır.” diye konuştu.

FETÖ’nün, emperyalizmin dünyadaki önemli bir taşeronu olduğunu ifade eden Aldan, “Bunu şirket gibi görmek lazım çünkü milyarlara hükmeden bir şirkettir.” dedi.

CHP’li Aldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dinci bir yapılanma var karşımızda. Dini kullanan, dini ekonomiye alet eden bir yapılanma. Sürekli büyüyen, şirketlere sahip olan, parasıyla etkinlikler düzenleyebilen, lobiler oluşturabilen, yeni bir diaspora oluşturabilen yapı. ‘Bunlar halim selim insanlar, bunlardan mı tehlike gelir’ denilen kişilerin başımıza neler açabileceğini gördük. ‘Bunlar kibar, sevecen insanlar’ denildi ama öyle olmadığını gördük. Dini siyasete alet etmemeliyiz, devlet işlerine karıştırmamalıyız, burada laiklik çok önemli.

15 Temmuzdan sonra çok sayıda gözaltılar, işten el çektirmeler yaşandı. Bundan sonra daha özenli davranmakta fayda var. İşin insani boyutu var. Eli silah tutan binlerce polisi işten atıp bir tarafta tutmaya kalkarsanız, ‘Cemaat onları besler’ derseniz, yanlış yaparsanız. Bu silahlı güç bir süre sonra ekmeğini kazanmak için mafyalaşır. Onları topluma yeniden entegre edebilecek bir düzenleme yapılmalı, yoksa çok daha büyük bir bela ile karşı karşıya kalınabilir.”

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, hep 15 Temmuz darbe girişiminin konuşulduğunu ama esas olarak 15 Temmuz sonrasında yaşananların konuşulması gerektiğini söyledi.

Darbe ile mücadele adı altında yanlışlıklar yapıldığını iddia eden Irgat, “15 Temmuzdan sonra Türk siyasi tarihinin kendisini bir kez daha gözden geçirmesi gerekiyor. Onbinlerce memur işten atıldı, cezaevlerinde yüzlerce ihlal söz konusu. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar hukuksuzlar da darbedir. Muhalif, Hükümete yakın durmayan her kesim susturulmaya çalışılıyor.” diye konuştu.

MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, 15 Temmuz’un, yeni bir kıyım denemesi olduğunu söyledi.

O gece milletin silahının millete çevrildiğini belirten Adan, “Meclis, emniyet, istihbarat, Genelkurmay ile sivil ve masum vatandaşlara yönelik çok ağır silahlarla kalkışma yaptılar. 15 Temmuz’da son nefesimizi vermemizi beklediler. Onlar, yaratılmışların en alçağıydılar.” dedi.

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin bir partiye, bir kişiye karşı yapılmadığını belirterek, “Bizi 15 Temmuzlara getiren şartları, eksiklikleri, hataları görmeliyiz, öz eleştiri yapmalıyız. Cumhurbaşkanı milletten af diledi, demek ki bir yanlışlık var ve o yanlışlığı kabul etti. Ama sadece kabul etmek yetmez, bu yanlışlıkları bir daha yapmamak gerekiyor.” diye konuştu.

Bakan Bozdağ, CHP’li Gökdağ’ın, “15 Temmuz gecesi AK Parti binasına Atatürk portresi” asılması ile ilgili sözlerine, “AK Parti Genel Merkezinde yapılan bütün toplantılarda Atatürk portresi hep vardır. Bizim Atatürk ile ilgili sürekli teste tabi tutulmamız doğru bir şey değil. Atatürk’e bakışımız ortada.” karşılığını verdi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla, cinsel saldırı suçunun cezalarının artırıldığını belirterek, mağdurun 12 yaşından küçük olması durumunda sarkıntılık suçunun alt sınırının 3 yıldan 5 yıla, nitelikli cinsel istismar suçunun alt sınırının 16 yıldan 18 yıla çıkarıldığını söyledi.

Bozdağ, komisyona yaptığı sunumda, tasarıyla TCK, CMK ve diğer bazı kanunlarda köklü değişiklikler öngörüldüğünü bildirdi.

Özellikle CMK’daki değişikliklerin ihtiyaçlardan doğduğunu, soruşturmaların etkin ve verimli şekilde yürütülmesi bakımından gerekli olduğuna inandıklarını vurgulayan Bozdağ, getirilen yeni düzenlemeleri şu şekilde anlattı:

“Duruşmalar il sınırları içerisinde olmak kaydıyla yapıldığı yerden başka bir yerde yapılabilecek. Bunun nedeni, çok sanıklı dosyaların olması durumunda, bunların nerede yargılanacağına dair yasal boşluk var, bu boşluğu dolduruyoruz. Vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlarda tutuklama yasağını kaldırıyoruz. Türkiye’de pek çok olay yaşandı ve bu olaylardan da kamuoyu fevkalede rahatsızlık duyuyor. Tutuklama yasağı olduğu için de mahkemeler tutuklama kararı veremiyorlar ama bundan sonra bu fiiller karşısında hakimler tutuklama kararı verebilecektir.

Örgüt kapsamında işlenen suçlarda azami tutukluluk süreleri dolmuş şüpheli veya sanıklar adli kontrolle serbest bırakılıyor. Ama dışarıda adli kontrolü ihlal ettikleri zaman bunları geri alma imkanı olmuyor. Malatya yayınevi cinayetini işleyen katiller adli kontrolle serbest bırakıldı. Bunları sürekli takip ettik çünkü suçu sabit, her şey net ortada ama böyle bir sıkıntı oldu. Adli kontrol şartlarının ihlal edilmesi halinde tutuklanmasına imkan veriyoruz. İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri, organ veya doku ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve tefecilik suçlarında da uygulanabilecek. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbiri, bireysel işlenen uyuşturucu madde ticareti suçunda da uygulanabilecek. Bu, uyuşturucu ile mücadele bakımından çok önemli bir düzenleme.”

Adalet Bakanı Bozdağ, TCK’da yapılacak olan değişiklikler hakkında da bilgi verdi.

Yeni Türk ceza adaleti sisteminin on yıllık uygulama sonuçlarının, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ilişkin sistemin aksayan pek çok yönü olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Bozdağ, 2005 yılından 2015 yılına, yıl içinde yeni gelen soruşturma dosyası sayısının yüzde 40 oranında arttığını söyledi.

Bekir Bozdağ, 2015 yılında ülke genelinde 7 milyon 115 bin 323 ayrı eylem sebebiyle, toplam 3 milyon 542 bin 108 soruşturma dosyası açıldığını; yapılan soruşturmalar neticesinde 3 milyon 219 bin 415 ayrı eylem sebebiyle bir milyon 469 bin 410 dava dosyasının ceza mahkemelerinin önüne geldiğini bildirdi.

Bozdağ, şöyle devam etti:

“Bu soruşturma ve kovuşturmalar sürecinde, özellikle ön ödeme ve uzlaşma sebebiyle verilen ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ dair karar sayıları oldukça düşük bir seyir göstermiştir. Diğer bir ifadeyle, bu alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin ceza adalet sisteminin iş yükü üzerinde etkisi çok sınırlı seviyede kalmıştır. 2015 yılında, ön ödeme kapsamında kalan suçların toplam suç sayısına oranı binde bir düzeyinde olup, sadece bin 167 dosya ön ödeme nedeniyle sistem dışına çıkartılmıştır. 2015 yılında uzlaşmayla sonuçlanan dosya sayısı ise 8 bin 485 olup, bu da neredeyse yok denecek kadar az olduğunu göstermektedir.

Tasarıyla, hukukumuzdaki ön ödeme ve uzlaşma kurumları, bu kurumlardan beklenen hukuki ve sosyal faydayı sağlama amacıyla yeniden ele alınmaktadır. Ön ödemeyi bir yıla çıkarıyoruz, esasında ön ödeme peşin bir ceza sistemidir. Çünkü, başlangıçta belli bir para ödedikten sonra sürecin sonlandırılması son derece önemli. Eğer süreç böyle sonlandırılmazsa, ya para cezasına çevriliyor, tecil ediliyor ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması oluyor. Sonuçta bu kapsamda olanlar bir gün dahi hapiste yatmıyor. Şunun doğru anlaşılması için söylüyorum: Sanki hapise girmesi gereken birisi var da ön ödeme ile hapisten kurtuluyor gibi bir algı oluşmasın çünkü bu kapsamda olanların mevcut CMK ve TCK’ya göre hapiste kalması fiilen mümkün değil.”

Adalet Bakanı Bozdağ, bazı suçlarda ceza artırımına gittiklerini söyledi.

Örneğin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun bir yıllık üst sınırı olduğunu ama alt sınırının olmadığını ifade eden Bozdağ, “Biz şimdi alt sınır olarak üç ay getiriyoruz. Kişi trafik güvenliğini tehlikeye sokuyor, ona bir aylık ceza veriliyor, o da bu nedenle tehlikeli araç kullanmaya devam ediyor. Ceza biraz canını acıtsın ki ikinci kez bunu yapmasın.” ifadesini kullandı.

Bakan Bozdağ, uzlaşmanın kapsamını genişlettiklerini, etkin pişmanlık gerektiren suçların da uzlaşma kapsamına alındığını vurguladı.

Tasarıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uyum sağlamak amacıyla cinsel saldırı suçunun cezalarının artırıldığını belirten Bozdağ, “Mağdurun 12 yaşından küçük olması durumunda sarkıntılık suçunun alt sınırı 3 yıldan 5 yıla, tasaddi suçunun alt sınırı 8 yıldan 10 yıla, nitelikli cinsel istismar suçunun alt sınırı 16 yıldan 18 yıla çıkarılmaktadır.” dedi.

Bekir Bozdağ, patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan malzemelerin izinsiz olarak bulundurulması veya kabul edilmesinin de suç olarak düzenlendiğini, bu suçun alt sınırının 3 yıldan 4 yıla çıkarıldığını söyledi.

“Otomobillere bomba yükleyip araçları patlatma suçları çok yaygın bir şekilde işleniyor.” diyen Bozdağ, bu suçun işlenmemesine yönelik adımlar attıklarını kaydetti.

Tasarı, geneli üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından alt komisyona gönderildi.