1_img_20161130_wa0025__custom_

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in Brüksel Temasları

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB Komisyonu ile temaslarda bulunmak ve Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından düzenlenen “Türkiye-AB Sivil Toplum Buluşmaları” başlıklı toplantılara katılmak üzere 29-30 Kasım tarihlerinde Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Brüksel’de AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan sorumlu AB Komisyonu üyesi Dimitris Avramopoulos, Güvenlik Birliğinden sorumlu AB Komisyonu üyesi Julian King ve  İklim Eylemi ve Enerjiden sorumlu AB Komisyonu üyesi Miguel Arias Canete ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in AB Komisyonu’ndaki muhataplarıyla temaslarında, Türkiye-AB ilişkilerindeki son gelişmelerin yanısıra terörle mücadele, göç ve vize serbestisi, küresel iklim rejimi, ve enerji alanında AB ile diyalog ve işbirliği konuları ele alındı.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Brüksel’de, “Türkiye-AB Sivil Toplum Buluşmaları” başlıklı toplantı serisi kapsamında Türkiye’den ve Belçika’dan medya temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler ve  iş dünyasından temsilciler ile gerçekleştirilen toplantıların açılışlarına da katıldı.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik Brüksel’de son olarak, AB Komisyonu tarafından sığınmacı çocukların eğitimi konusunda düzenlenen “Education in Emergencies Forum”una konuşmacı olarak katıldı.

Görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenleyen AB Bakanı Ömer Çelik, “Hem AB-Türkiye ilişkilerinin genel çerçevesini konuştuk hem de göç, güvenlik ve terörle mücadele gibi konularda Türkiye ve AB arasındaki iş birliklerini konuştuk. Bu görüşmenin verimli bir görüşme olduğunu söyleyebilirim. Karşılıklı anlayış çerçevesinde geçen yapıcı bir görüşme oldu. Odaklandığımız nokta, Türkiye-AB ilişkilerindeki bu tıkanmanın nasıl açılabileceğini, daha güçlü köprülerin nasıl kurulabileceği, yeni yolların nasıl bulunabileceği şeklindeydi.” ifadesini kullandı.

– “Avrupalı liderler bu mutabakatın tamamını gündemde tutmaları gerekiyor”

Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilebilmesi ve daha pozitif yollar bulunması için neler yapılması gerektiğine odaklanılmasına duyulan ihtiyacı muhataplarına söylediğini aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

“18 Mart mutabakatında göç konuları kadar, vize serbestisi kadar liderler zirvesi ve katılım müzakerelerinin hızlandırılması gibi konular da vardı. Dolayısıyla 18 Mart mutabakatına uyulması çağrısı yapan Avrupa’daki siyasetçilerin, bu mutabakatın tamamını gündemde tutmaları, belli bir kısmını sürekli altını çizip diğerlerini unutan, unutturan bir tavır sergilememesi gerekir. Bu kritik dönemde Türkiye açısından milli çıkarlarımız açısından en doğru yolları bulabilmek için devlet hayatında gerekli gördüğümüz hususların doğru değerlendirilmesi, altının iyi çizilmesi ve en verimli yolları inşa etmek için bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Bizim önümüzdeki dönemde bir değerlendirmemiz olacak, başbakanımızla yapacağımız bir toplantı çerçevesinde. Belki ondan sonra Timmermans, Avramopoulos, King’in Ankara’ya bir ziyaret yapması düşünülebilir. Onları da kendi aramızda konuştuk. ”

AB Bakanı Ömer Çelik, bir soru üzerine konuyu Başbakan Binali Yıldırım ile değerlendirdikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edeceklerini ifade ederek, “Birden çok konumuz var. Birincisi göçle ilgili konuları iyi değerlendirmemiz lazım. İkincisi, vize serbestisi çerçevesinde az bir zaman kaldı yıl sonuna. Aslında daha önce bir gelişmeye ulaşılması gerekiyordu. Bir kağıt gönderdiler ve dört bakan olarak bunu kendi aramızda değerlendirdik. O değerlendirmeleri de Sayın Başbakanımız ile paylaşacağız.” dedi.

– “Her şeyin de bir yaşam süresi ve doğal ölümü var”

AB Bakanı Ömer Çelik, AB’nin mutabakatlardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği için Türkiye’nin anlaşmaları tek taraflı feshetme tarihi belirleyip belirmediğine ilişkin bir soru üzerine ise şunladı söyledi:

“AB ve Türkiye arasındaki anlaşmaların bitmesi noktasında bir tarih söylemedik. Ama her şeyin de bir yaşam süresi ve doğal ölümü var. Yıl sonuna geliyoruz. Bu kadar zaman içerisinde gerçekleşmedi. Gerçekleşseydi çok iyi bir mesaj olacaktı ve çok iyi bir sonuç alacaktık ve bugün yaşanan pek çok sorunu da yaşamayacaktık. Bunu bir değerlendireceğiz. Ancak doğal sürecini tamamlamış oluyor. Bir tarih söyleme durumunda değilim ama kendi doğal sürecini de tamamlamış oluyor. Mutabakatın göç ve terörle mücadele gibi Türkiye’ye mükellefiyet veren kısımlarını akılda tutulması doğru değil. Burada ortak bir değerlendirme var, liderler zirvesi var, katılım müzakerelerinin hızlanması var, vize serbestisi konusu var, Avrupa’ya yapılacak gönüllü yerleştirmeler var, sığınmacılara yapılacak mali yardımlar var. Bu konuda şunu söyleyebiliriz: Türkiye ve AB’yi iki taraf olarak düşünürsek, Türkiye mükellefiyetlerini büyük oranda yerine getiriyor ama AB, Türkiye kadar mükellefiyetlerini yerine getirme durumunda değil. O yüzden muhataplarıma sık sık söylüyorum. Sadece göç ve terörle mücadele konularına indirgenen bir AB-Türkiye ilişkisi olamaz. Bu çok daha geniş bir ajandadır. Büyük bir resimdir ve bunun stratejik bağlantılarının altının sürekli çizilmesi lazım.”

– “Bu artık liderler düzeyinde ele alınması gereken bir konu”

15-16 Aralık’ta toplanacak AB zirvesinde, Avrupa Parlamentosunun tavsiye ettiği şekilde üyelik müzakerelerinin dondurulması şeklinde bir karar beklemediğini ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, AB ve Türkiye arasında liderler düzeyinde bir zirve yapılmasına duyulan ihtiyacı dile getirdi.

Gelinen noktada bir tıkanıklık olduğunu belirten AB Bakanı Ömer Çelik, “Bunu nasıl açacağız, buradan nasıl ilerleyeceğiz? Bu artık liderler düzeyinde ele alınması gereken bir konu. Liderler düzeyinde ele alınarak ilerlemenin nasıl olacağı veya ilerlemenin olup olmayacağı net bir şekilde ortaya çıkması gerekiyor. Bu görüşler dillendiriliyor. Bu gerçekleşir mi gerçekleşmez mi, formatı nasıl olur, görüşmeler olayın ciddiyetine ve somutlaşmasana bağlı olarak ortaya çıkacak bir şey. Onu önümüzdeki günlerde göreceğiz. ” dedi.

18 Mart mutabakatı, Gümrük Birliği ve göç gibi meselelerde bir yol haritası hazırlayacaklarınıı ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, “Daha sonra onlar gelecek ve onu netleştirceğiz.” ifadesini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye-AB Sivil Toplum Buluşmaları çerçevesinde Türkiye’den gelen gazeteciler ve akademisyenlerin dün Brüksel’deki muhataplarıyla bir araya geldiğini hatırlatarak, “Aldığım izlenimler, verimli görüşmeler olduğu şeklinde. Çünkü herkesin kendi değerlendirmesini paylaşması, Türkiye’de ne olup bittiğinin doğru anlaşılması, Avrupa’daki kamuoyu değerlendirmelerinin doğru anlaşılması bakımından bu toplantılara önem veriyoruz.” dedi.

Bu görüşmelerin gelecek aylarda Paris, Berlin ve Londra’da da gerçekleştirileceğini ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, ayrıca İstanbul’da da Avrupa’nın geleceğine ilişkin bir toplantı yapmayı planladıklarını söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ile üyelik müzakerelerinde yeni fasılların açılmasına karşı olduğu yönündeki haberlere atıfta bulunan AB Bakanı Ömer Çelik, “Bu tür haberlerin çok olumsuz etki yaptığını söyledim. Bunların birçoğunun liderler tarafından teyit edilmediği ifade edildi.”  şeklinde konuştu.

Suriye’de, Irak’taki olaylara bağlı olarak yeni göç dalgalarının ortaya çıkabileceğinin belirten AB Bakanı Ömer Çelik, Pakistan’daki 3 milyon civarındaki Afganlının ülkeyi terk etmesinin istendiğini ve Musul operasyonunun 6 ay süreceğinden bahsedildiğini hatırlatarak, bu gibi gelişmelerin sivil insanlar üzerinden nasıl etki yapacağının iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

– “Bölge yeni göç dalgasını kaldırabilecek kapasitede değil”

Bölgenin yeni göçü kaldırabilecek kapasitesinin olmadığını söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, savaştan kaçan insanları Suriye ve Irak içerisinde güvenli bölgelerde koruyabilecek yapılanmaların hızlıca harekete geçirilmesinin önemine değindi. Terör örgütlerinin Suriye ve Irak’ın yanı sıra Afrika’daki faaliyetlerinin yol açacağı etkiler konusunda daha titiz çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, bu anlamda 2017’nin yeni gelişmelerin yaşayabileceği bir yıl olacağını belirtti.

Türkiye’nin bu konudaki çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde anlattığını aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, özellikle yabancı teröristlerin Türkiye’den nasıl sınır dışı edildiği ve bu konuda nasıl bilgi paylaştığını muhataplarına bir kez daha ilettiğini bildirdi. Türkiye’nin iade ettiği bazı kişilerin Avrupa’daki terör saldırılarına karışmasının Türkiye’nin bu konudaki çalışma hassasiyetinin yüksek olduğunu ancak muhataplarının gerekli iş birliğini ortaya koyamadığını gösterdiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, bu konuda daha yoğun bir iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerine değinen AB Bakanı Ömer Çelik, terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması gerektiğini vurguladı.

– “Genişleme Komiseri yerine genişlemeyi engelleme komiseri gibi hareket ediyor”

Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin terörle mücadele ve göç meselesine indirgenmemesi ve daha geniş ajandada ele alınması gerektiğini dile getiren AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

“Özellikle altını çizdiğim nokta, AB kurumlarında görev yapanların AB perspektifini yansıtacak şekilde görev yapmalarıdır. Çok çarpıcı bir örnek; Genişlemeden Sorumlu Komiser (Johannes) Hahn sürekli olarak, ‘Türkiye ile müzakerelerin kesilsin’ diyen bazı milletvekillerinin tweetlerini retweet yapıyor. Genişleme Komiseri yerine ‘genişlemeyi engelleme komiseri’ gibi hareket ediyor. O koltukta oturan birisinin daha kaliteli politikalar, daha kaliteli yaklaşımlar üretmesi gerekir. Çünkü görevi, Genişlemeden Sorumlu, başarısı da bununla, bu alanda nasıl daha kaliteli politikalar ürettiğiyle ölçülür. Ama onun yerine Avusturya hükümetinin dışişleri sözcüsü gibi bir yaklaşım sergilerse, o zaman AB koltukları istismar edilmiş olur. AB makamlarında çeşitli milletlerden, çeşitli kimliklerden insanlar var. Onlar artık AB koltuklarına oturdukları ve yetkili oldukları andan itibaren politik angajmanlarını ya da politik kimliklerini askıya almalılar, AB’nin politikasını yansıtmalar. Bu pozisyonlar kişiselleştirilmemelidir. Sadece Türkiye konusunda değil, göç konusunda da terörle mücadele konusunda daha dengeli daha adil, daha kaliteli politikalar üretilmesi gerekiyor. ”

– “Kör bir eleştiri oluyor”

Türkiye’den yapılan açıklamaların Avrupa’dan yapılan vizyonsuz açıklamalara cevap olduğunu, Avrupa’dan herhangi bir açıklama olmadan Türkiye’den bir cevap verilmediğini belirten Ömer AB Bakanı Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye’yle müzakerelerinin geçici olarak askıya alınması yönündeki tavsiye kararını eleştirdi. AP’nin darbe girişimi sırasında bombalanan Türk parlamentosuyla dayanışma içinde olması gerektiğini ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye’nin eleştiri yapılmasına itiraz etmediğini, ancak eleştiri yapılırken pozitif olunması gerektiğini belirtti.

İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi kavramlar ile Türkiye-AB ilişkilerinin bir ülkeyi köşeye sıkıştırmak için kullanılmaması gerektiğini kaydeden AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

“Bu durumda o zaman eleştiri amaçsız bir eleştiri oluyor, kör bir eleştiri oluyor, yapay, yapıcı olmayan bir eleştiri oluyor. Dolayısıyla AP’den beklenmesi gereken, bir Avrupa ülkesi, Bir Avrupa demokrasisi saldırıya uğramışken onunla güçlü bir dayanışma göstermesidir. Hiç kimse ‘Eleştirilerinizi bir kenara koyun’ demiyor. Bizim de çeşitli uygulamalarla ilgili çeşitli eleştirilerimiz oluyor. Biz bu eleştirileri mümkün olduğunca ilerleme sağlayacak bir şekilde konumlandırmaya çalışıyoruz.”

– “Kati Piri’nin anlamasını beklemek ona haksızılık olur”

AB Bakanı Ömer Çelik, AP Türkiye Raportörü Kati Piri’nin, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimideki rolü ve terör örgütü PKK’nın faaliyetlerine ilişkin tutumuna dair bir soru üzerine ise, “Biz FETÖ ile ilgili mücadelemizin, bu konudaki kararlılığımızın ve bu konuda verimli bir işbirliği beklediğimizin altını her yerde çiziyoruz. FETÖ’nün darbenin arkasında olduğu konusunda zerre bir kuşku yok. Ama bu meseleleri, PKK terör örgütü meselesi, Fetullahçı Terör Örgütü meselesi, Türkiye’de ne oluyor ne bitiyor gibi meseleleri Kati Piri’nin anlamasını beklemeyin. Onun anlamasını beklemek ona haksızlık olur. ” dedi.

– “Sivil siyaset ve şiddet melez bir yapı olarak önümüze çıkamaz”

Yaptığı görüşmelerde HDP’nin, “sivil siyaset yerine Kandil’in mevzi kazanmasına dönük siyasal tutum içinde olduğunu” dile getirdiğini aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, “Herkes ‘Milletvekillerinin tutuklanması’ diye bir başlık atıyor. Ama milletvekilinin görevi nedir? Milletvekilinin görevi, sivil siyaseti tahkim etmektir, demokratik siyaseti güçlendirmektir. Sivil siyaset niçin var? Hiçbir şekilde şiddete başvurulmasın, şiddet dışlansın diye var. Sivil siyaset ve şiddet melez bir yapı olarak önümüze çıkamaz.” değerlendirmesinde bulundu. AB Bakanı Ömer Çelik, bu konuda İspanya ve Avrupa Adalet Divanının, Batasuna konusundaki mahkeme kararlarını örnek gösterdi.

Panelde yaptığı konuşmada da eğitim konusunun bütün politik konulardan daha önemli olduğunu belirten AB Bakanı Ömer Çelik, Suriye krizinin başlamasıyla birlikte son derece dramatik bir göç olgusuyla, mülteci olgusuyla karşı karşıya kalındığını anımsattı.

AB Bakanı Ömer Çelik, Suriye krizi başladığı andan itibaren yaşanan insani trajedinin sona ermediğini, Halep’te yaşanmakta olan insani trajedi neticesinde yeni göç dalgalarının ortaya çıktığını söyledi.

– Slovakya nüfusunun yarısı kadar mülteci

Türkiye’de Suriye ve Irak’tan gelen toplam 3 milyon mülteci olduğuna dikkati çeken AB Bakanı Ömer Çelik, şunları söyledi:

“Bunların 200 bini kamplarda yaşamaktadır. Kalan 2 milyon 800 bin kişi şehirlerimizde yaşamaktadır. Bu Slovakya nüfusunun yarısıdır. Yani AB’deki bir ülkenin nüfusunun yarısı kadar mülteci bizim topraklarımızda yaşamaktadır. Yine bizim en çok mülteci alan illerimizden bir tanesinin adı Kilis. 127 bin nüfusu olan Kilis 130 bin mülteciyi yani kendi nüfusundan daha fazla mülteciyi misafir etmektedir.”

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye’nin mültecileri misafir etmek için yaptığı kampların bu alanda küresel standartları yükselttiğini hatırlatarak, mülteciler meselesinin politik bir konu olmaktan önce insani bir konu olduğunu vurguladı.

Daha zor durumda olan insanlarla dayanışmanın insanlığımıza katkı sağlayacağını söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, mültecilerin dışlandığı her ortamda ırkçılık, yabancı düşmanlığı, savaş, şiddet ve vahşetin hakim olduğunu anımsattı.

AB Bakanı Ömer Çelik, mülteci krizinde bir bakıma insanlığımızın test edildiğine dikkati çekerek, yükselen teknolojiye, artan milli gelire rağmen ihtiyacı olan bir çocuğa ulaşılamamasının hatalı olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Somali’ye doğrudan yardımlarını anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, büyükelçilik, okullar ve hastaneler yapıldığını ve ülkenin kalkınmasına doğrudan yardımda bulunulduğunu anlattı.

– “Onları sonsuza dek mülteci statüsünde tutamayız”

AB Bakanı Ömer Çelik, mültecilere yardım edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Biz bu mültecilerin önüne bir umut ve şerefli bir hayat seçeneği koyamazsak, bunları ebediyen mülteci statüsünde tutmak insan haklarına aykırıdır. Onların ihtiyaçlarını karşılamalıyız. Ama, onları sonsuza dek mülteci statüsünde tutamayız. Asıl yapmamız gerekken onların daha iyi bir hayata kavuşması için imkanlar yaratmaktır.” diye konuştu.

– Mülteci çocukların eğitimi

Özellikle mülteci çocukların eğitimleri meselesinin diğer konulardan daha önemli olduğunu söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim ülkemizde 3 milyon mülteci var ve bunların 800 bini çocuk. Bizim bu 800 bin çocuğu eğitmemiz lazım. Eğer bunları eğitemezsek o zaman önümüze birinci olarak bu çocuklar bir kayıp nesil olarak gelir. Bu çocukların hepsini kaybederiz. İkinci olarak bu çocukların radikal akımların, aşırı akımların etkisine girmesine yol açar ve bu dünyanın önüne daha büyük güvenlik maliyeti olarak gelir. Çünkü bütün bu mülteci çocukların peşinde bir takım örgütler var. DEAŞ terör örgütü var, PKK terör örgüt var ve pek çok terör örgütü bu çocukları kendisine militan yapmak için gayret sarf ediyor. Bu çocukları takip ediyor.”

– Avrupa’da kayıp 10 bin mülteci çocuk

AB Bakanı Ömer Çelik, mülteci çocukların hayatlarına terör örgütleriyle beraber fuhuş ve organ mafyası tarafından da kast edildiğine dikkati çekerek, “AB’de yayınlanan resmi raporlara göre 10 bin mülteci çocuk kayıp. Şimdi ölümden kaçarak bize sığınmış, Avrupa’ya sığınmış çocukların kayıp olması diye bir şeyi kabul edemeyiz. Bu çocuklar teröristlerin eline mi düştü? Bu çocuklar fuhuş mafyasının eline mi düştüler? Organ mafyasının eline mi düştüler? Bu çocuklara bizim umutlu bir gelecek vermemiz gerekirken biz bu çocukları niye kaybettik. Bu soruyu kendi kendimize sormamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısı kadar Suriyeli çocuğu eğitiyoruz”

Türkiye’nin 22 kasım 2016 itibariyle 491 bin mülteci öğrencinin eğitime erişimini sağladığını vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu rakam, Suriyeli öğrencilerin yüzde 59’una tekabül ediyor. Kalan yüzde 41’in eğitime ulaşması için daha çok gayret sarf etmemiz gerekiyor. Bu rakamın tam anlaşılması için yine bir AB ülkesinden örnek vereyim. Bu rakam Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısıyla eşittir. Biz, Türkiye’de şu anda Finlandiya’daki toplam öğrenci sayısı kadar Suriyeli çocuğu eğitiyoruz. Ama bu bile rakamın yüzde 59’udur. Kalan yüzde 41 bu eğitim imkanına kavuşamamaktadır. “

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye’nin bu çocuklara Suriye meselesi sonuçlanıp ülkelerine dönecekleri beklentisiyle geçici eğitim merkezlerinde eğitim sağladığını anımsatarak, “Bundan sonrasında bu çocukları normal okullara alacağız. Bunların normal okullarda eğitim görmelerini sağlayacağız.  Bu çocukların eğitim almalarının yanı sıra bunlar kaliteli bir hayat sürecekler Hem kendi kimliklerini koruyacaklar hem Türk eğitim sistemi içerisinde eğitim alacaklar. Geleceğe bunları hazırlayacağız.” diye konuştu.

-“Yardımların gelmesi çok yavaş işlemektedir”

Kamp içinde ve kamp dışında bu çocukların eğitimine katkı veren öğretmenlerin durumuyla da yakından ilgilenildiğine işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada AB ile UNICEF ile BM ile işbirliklerimiz var. Eldeki yardım düzenlemeleri ve mekanizmaları, karşı karşıya kaldığımız bu acil durum karşısında yetersizdir. Ben 800 bin çocuğun eğitim görmesinden bahsediyorum. AB’yle aramızda bir anlaşma var. Türkiye’ye 3 milyar avro artı 3 milyar avro daha gönderilecekti. Fakat bu yardımların gelmesi çok yavaş işlemektedir. Sahada harcanan çok kısıtlı bir miktardır.

Biz Türkiye’de ne harcadık. Biz şu ana kadar faturalı olarak devlet olarak 12 milyar dolar harcadık. Türk sivil toplum örgütleri de yaklaşık olarak 13 milyar dolar civarında harcama yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti, Suriyeli ve Iraklı mülteciler için 25 milyar dolar harcamıştır.”

– “Böyle bir yardım mekanizması olmaz”

AB Bakanı Ömer Çelik, AB’nin şimdiye kadar Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına bir miktar para aktardığına dikkati çekerek, “25 milyar doların yanında bunlar çok küçük rakamlar. Bunlar, çok yavaş işliyor. Bir takım sivil toplum projeleri yapılacak. O sivil toplum örgütlerine bu paralar aktarılacak. Ondan sonra Türkiye’de bu projeler hayata geçecek. Benim bu yardım mekanizmasıyla ilgili söylediğim şey şudur: Bu paralar gelene kadar Türkiye’deki ilkokul çağındaki çocuklar emeklilik yaşına gelirler. Böyle bir yardım mekanizması olmaz. Bu bir acil durumdur. Acil bir insani durumdur. Biz bu çocukların bir an evvel eğitilmesi için hızlı davranmak zorundayız.” diye konuştu.

– “Türkiye bir toplama kampı değildir”

Mevcut insani yardım mekanizmalarının yetersiz olduğuna işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, “Bugün bu çocuklar bütün insanlığın ortak problemi. Türkiye’de bu çocuklar misafir ediliyor diye dünyanın geri kalanı sadece para vererek bu sorumluluktan kurtulamaz. Türkiye bir toplama kampı değildir. Burada bu çocukların eğitilmesi konusunda, bu çocukların iyi iş imkanlarına sahip olması konusunda ortak ahlaki ve politik sorumluluğumuz var. Bizim insan olmamızla ilgilidir bu.” değerlendirmesinde bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, Avrupa’da bazı ülkelerin sınırlarını mültecilere kapatmasının insanlık için utanç  verici bir manzara olduğuna dikkati çekerek, bu manzaranın bu çağda olmaması gerektiğini vurguladı.

– “Araç muamelesi yapamayız”

Sığınmacıların ölüme ve sokağa terk edilmemesi gerektiğini hatırlatan AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı ülkelerde o ülkeye sadece bin ya da 500 kişi alınması için referandum yapılmaktan bahsediliyor. Ya da mültecilerin Avrupa kimliğini tehdit eden bir sonuç doğuracağından bahsediliyor. Irkçılar, yabancı düşmanı akımlar aşırı sağ akımlar bunları istismar ediyorlar. Bunlar insan. Aynı bizim gibi insan. Bizim gibi idealleri var. Hayata dair özlemleri var. Umutları var. Korkuları var. Biz bunlara nesne muamelesi, araç muamelesi yapamayız. Bunlar insan olarak bizim kardeşlerimiz. Eğer bir insan bir mülteciye kucak açamıyorsa, insanlığın bittiği yer orasıdır. İnsanoğlunun bu mücadeleyi kazanması lazım.”

– “Bunun adı kültürel ırkçılıktır”

AB Bakanı Ömer Çelik, mülteci kabul eden bazı ülkelerde “eğitimli olanları alalım, diğerlerini başka ülkelere bırakalım” anlayışı olduğunu belirterek, “Bunun adı kültürel ırkçılıktır. Yani siz bir doktoru ülkenize alacaksınız ama bir işçiyi kabul etmeyeceksiniz. Her insan, insan olarak kıymetlidir.” dedi.

Avrupa ülkelerinin birkaç yüz mülteci için referandum yapmaya kalktığını anımsatan AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bir gün içinde Suriye’den 100 bin kişiyi aldık. 100 bin kişi ölümden kaçıyorlardı, aldık. Açık kapı politikası uyguluyoruz. Sınırlarımızı açıyoruz. Suriye’den ve Irak’tan bize dönük terör saldırısı var. Biz bu terör saldırısıyla mücadele ediyoruz.  Bu mültecilerin içine karışıp bizim şehirlerimizde terör eylemi yapmak isteyenler olduğunu biliyoruz ve ciddi terör saldırılarıyla uğraşıyoruz. Ama buna rağmen bu güvenlik riskini de göze alıyoruz ve bu insanları ölüme terk etmiyoruz.”

Kaynak: AA