Bakan Albayrak TBMM Plan Ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığın 2017 Yılı Bütçesine İlişkin Sunum Yaptı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’nin Ortadoğu, Hazar Bölgesi ve Orta Asya gibi önemli petrol ve doğalgaz rezervlerince zengin kaynak ülkelere coğrafi olarak yakın olduğunu belirterek, “Türkiye, enerji kaynaklarının ve taşıma güzergahlarının çeşitlendirilmesini sağlamaya yönelik projelerde önemli bir aktör olarak yer alıyor ve önemli bir enerji ticaret merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.” dedi.

Türkiye’nin jeopolitik önemi ve enerji talebindeki artışların göz önünde bulundurularak enerji stratejilerinin günümüz koşullarına göre oluşturulduğunu vurgulayan Albayrak, “Ülkemizin belirleyeceği enerji stratejileri hem çok kritik, hem de uzun dönemli etkilerinin olması sebebiyle üzerinde oldukça titiz çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Bu bağlamda rekabetçi, şeffaf, tüketicinin korunduğu, çevresel sürdürülebilirliği de dikkate alan bir strateji ile enerji alanında yeni bir dönemin adımları atmaktayız.” ifadesini kullandı.
Albayrak, elektrik ve doğalgaz alanında arz güvenliğini ve bu alanlardaki maliyetleri düşürmeyi hedefleyerek Türkiye’nin stratejisinin birinci temelini oluşturduklarını bildirdi. Albayrak, “Diğer temelini ise başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere, enerjinin her alanında kullanılan ileri teknolojileri ülkemize kazandırma hedefi olarak belirliyoruz. Bu kapsam özellikle yenilenebilir enerji alanında teknoloji transferi, AR-GE yatırımı ve yerli üretimi önceleyen yeni bir ihale modeline geçtik.” diye konuştu.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, enerji talep artışını sorunsuz karşılama ve arz güvenliğini sağlama hedeflerine değinen Albayrak, “Türkiye, Ortadoğu, Hazar Bölgesi ve Orta Asya gibi önemli petrol ve doğalgaz rezervlerince zengin kaynak ülkelere coğrafi olarak yakın konumda bulunuyor. Ülkemiz enerji kaynaklarının ve taşıma güzergahlarının çeşitlendirilmesini sağlamaya yönelik projelerde önemli bir aktör olarak yer alıyor ve önemli bir enerji ticaret merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Albayrak, arz güvenliği açısından ilk hususun doğalgaz olduğunu belirterek, bu alanda hem kaynak ülkeler açısından çeşitliliğin sağlandığını hem de tedarik yöntemleri açısından kullanılan yöntemlerin geliştirildiğini ifade etti.
Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alanında da yatırımların ve depolama projelerinin üzerinde çalışıldığını hatırlatan Albayrak, “Ülkemizin artan doğalgaz talebinin karşılanabilmesi amacıyla ilk aşamada 6 milyar metreküp gazın ülkemize, 10 milyar metreküp gazın Avrupa’ya taşınmasına yönelik geliştirilen ve yüzde 30 ortak olduğumuz TANAP Projesi’nin 2016 yılı sonuna kadar inşaatın yüzde 55’inin tamamlanması planlanmaktadır. TANAP’ta 2018’de ülkemize, 2020’de Avrupa’ya gaz arzının sağlanması hedefleniyor.” dedi.
Albayrak, Rusya ile Türk Akımı Projesi için de çalışmaların sürdüğünü hatırlatarak, projenin Türkiye’nin komşu devletleriyle olan sınırlarına kadar uzanan her biri yıllık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşacağını belirtti.

Doğalgaz ticaret merkezi

Berat Albayrak, Güneydoğu Avrupa’da sağlıklı işleyen bir gaz piyasasının olmadığını vurgulayarak, “Doğalgaz piyasamızın büyüklüğü gibi etkenler de göz önüne alınarak bir doğalgaz ticaret merkezinin ülkemizde kurulmasını hedefliyoruz. Bu bağlamda gerek TANAP gerekse Türk Akımı projeleri bu hedefimize büyük katkı sağlayacaktır. Ülkemizde ilk defa kurulacak yüzer LNG depolama ve gazlaştırma ünitesi (FSRU) projelerinin devreye alınması çalışmalarına da hız verilmiştir.” ifadesini kullandı.
FSRU projesi ile doğalgazın yüzer LNG ve gazlaştırma ünitesi ile iletim sistemi bağlantısı sağlanmasının amaçlandığını belirten Albayrak, “İskenderun ve Saros körfezlerinde her biri günlük 20 milyon metreküp olmak üzere iki adet FSRU’nun doğalgaz şebeke sistemine bağlantısının sağlanacağı projenin 2017’de mühendislik çalışmalarının sürdürülmesi ve 2019’da projenin yapım çalışmalarının tamamlanması planlanmaktadır.” dedi.
Albayrak, Türkiye’nin yıllık doğalgaz tüketiminin yaklaşık 50 milyar metreküp olduğunu hatırlatarak, son yapılan düzenlemelerle depolama kapasitesinin 10 milyar metreküp seviyelerine ulaşacağını bildirdi.
Tuz Gölü Doğalgaz Yeraltı Depolama Projesi’nde Ocak 2017 itibarıyla birinci grup deponun, 2019’da ikinci grup deponun tamamlanmasının hedeflendiğini vurgulayan Albayrak, şöyle devam etti:
“Bu projede depolama kapasitesinin toplamda 5,4 milyar metreküp ve yüzey tesislerinde yapılacak revizyonlar ile de günlük geri üretim kapasitesinin 80 milyon metreküpe çıkarılması planlanmaktadır. Bir diğer depolama tesisimiz Kuzey Marmara Doğalgaz Deposunda 2017 yılında genişletme çalışmalarının üçüncü fazına başlanması öngörülmektedir. Çalışma sonunda depolama kapasitesinin 4,6 milyar metreküp ve geri üretim kapasitesinin ise günlük 75 milyon metreküpe çıkarılması hedeflenmektedir. Projenin ilk etabının 2019’da ikinci etabının ise 2020 yılında tamamlanması planlanıyor. Marmara Ereğlisi LNG Terminalinin günlük 18 milyon metreküp olan sürdürülebilir gaz gönderim kapasitesinin 2017 aralık ayında 27 milyon metreküp seviyesine çıkarılması hedeflenmektedir. Ayrıca, kış öncesi doğalgazda yaptığımız yüzde 10’luk indirim ile bir ilke imza atılmıştır. Bu sayede vatandaşlarımızın faturaları aşağı çekilirken sanayicilerimizin maliyet kalemleri düşürülerek rekabet güçleri artırılmıştır.”

Karadeniz’in potansiyeli keşfedilecek

Son 14 yılda petrol ve doğalgaz yurtiçi arama ve üretim yatırımları için 9,3 milyar dolarlık yatırım yapıldığına değinen Albayrak, “2016’nın 9 aylık döneminde ise 105 milyon dolar yatırım gerçekleştirilmiştir. Ayrıca kamu olarak petrol ve doğalgaz alanında 2017-2019 yılları için 867 milyon dolar yurtiçi ve 4,31 milyar dolar yurtdışı yatırımı planlanmaktadır. Önemli bir saha olarak değerlendirdiğimiz Karadeniz’in derin sularındaki hidrokarbon potansiyelinin keşfedilmesi ve ekonomiye kazandırılması hedefi doğrultusunda 2018 yılında Batı Karadeniz’de bir adet derin deniz kuyusunun açılması planlanmaktadır.” diye konuştu.
Albayrak, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüşle birlikte enerji ithalatına ödenen miktarın azaldığını belirterek, 2014’te enerji ithalatı 54,9 milyar dolarken, 2015’te bu değerin 37,8 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret etti.
Doğalgazda olduğu gibi elektrikte de maliyetleri düşürmeyi öncelediklerine dikkati çeken Albayrak, vatandaşların elektriğe kolay, ucuz, kaliteli ve kesintisiz bir şekilde ulaşmasını amaçladıklarını vurguladı.
Albayrak, kaliteli ve sürdürülebilir elektrik temini açısından içinde bulunulan 2016-2020 uygulama (tarife) döneminde dağıtım şirketlerinin 18 milyar lira yatırım yapmalarının sağlanacağını söyledi.
Kamu tarafından yapılacak yatırımlarla bu tutarın 30 milyar lirayı bulacağını belirten Albayrak, şu görüşlere yer verdi:
“Bugüne kadar 21 elektrik dağıtım şirketine ilişkin 63 adet periyodik denetim ile 24 adet kısmi denetim gerçekleşmiştir. Ayrıca, müşteri odaklı çalışmanın temele alınması ile birlikte, dağıtım şirketleri çağrı merkezlerinin yetkinliklerinin arttırılması ve arızalara müdahale edecek teknik ekiplerin güçlendirilmesi konuları üzerinde hassasiyetle durulmaktadır. Açılan çağrı merkezlerinde kısa vadede 3 bin 200 kişi istihdam edilecektir. Şu ana kadar 5 çağrı merkezi açılışı yapılmış olup, 2016 yılı içinde 9 çağrı merkezinin açılışı tamamlanacak ve böylece bakanlığımız hedeflerinden küçük ama önemli bir adımı daha tamamlamış olacaktır. Elektrik tüketimine bağlı olarak vatandaşlarımızın maddi ve manevi sıkıntı yaşamalarını önlemek adına bir takım düzenlemeler hayata geçirilmektedir. Bu kapsamda, düşük miktardaki fatura bedellerinin yasal takibe alınmaları zorlaştırılmış, fatura dönemlerinin en az 25 en fazla 35 günlük dönemlerde yapılması zorunlu tutulmuş, diyaliz destek ünitesi, solunum cihazı ve benzeri mahiyette yaşam destek cihazlarına bağımlı olan abonelerin borçlarından dolayı elektriklerinin kesilmesi önlenmiş, tüketicilere ödeme kolaylığı sağlanması adına, vade farkı uygulanmaksızın, taksit imkanı sağlanmıştır.”
Albayrak, Türkiye’nin birincil enerji arzı içinde doğalgazın yüzde 31, kömürün yüzde 27, petrol ürünlerinin yüzde 30, yenilenebilir enerjinin yüzde 12 payı olduğunu hatırlattı. Albayrak, “Türkiye’de 2015 ile 2016’nın ilk dokuz ayında işletmeye alınan yeni santraller ve kapasite artışlarının toplamı 9 bin 104 megavattır. Ülkemizde 2002’de 298 olan elektrik üretim santrali sayısı, 2016 yılı eylül sonu itibarıyla ise altı kat artarak 2 bin 97’ye ulaşmıştır.” diye konuştu.
Dünyada son yıllarda yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi artırılma çalışmalarının ivme kazandığını anlatan Albayrak, buna rağmen dünyada ihtiyaç duyulan elektriğin yüzde 66’sının fosil yakıtlardan üretildiğini aktardı.
Albayrak, Türkiye’nin yüzde 32,2 yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim değeri ile dünya ve Avrupa ortalamasının üstünde yer aldığını belirterek şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın öncelikli politikaları arasında yer alan yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim sepetimiz içindeki oranının daha da artırılmasını planlıyoruz. Bakanlığımız 2015-2019 yılı Stratejik Planına göre 2019 yılına kadar hidrolikte 32.000 megavat, rüzgarda 10.000 megavat, jeotermalde 1.000 megavat, güneşte 3.000 megavat ve biyokütlede 700 megavat kurulu güce ulaşılması hedeflenmektedir. Son on yıllık dönemde gerçekleşen elektrik üretim tesisi yatırımlarının yüzde 52’si yenilenebilir enerji kaynaklıdır. Bu durum yenilenebilir enerji uygulamalarımızın olumlu sonuçlarının en güzel göstergelerinden biridir. 14 yıl önce nerdeyse elektrik üretiminde hiç kullanılmayan rüzgar, güneş ve jeotermal enerjisinin elektrik üretiminde kullanımının arttırılmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Atılan bu adımlar sayesinde bu kaynakların kurulu güç gelişim hızı dünya ortalamasının çok üstünde gerçekleşmiştir. Önem verdiğimiz bir diğer yenilenebilir kaynak olan Güneş enerjisine yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir. Güneş enerjisi santralleri ön lisans başvuru yarışmaları sonuçlanmış olup, bugün itibarıyla 27 güneş enerjisi santraline ön lisans, iki güneş enerjisi santraline lisans verilmiştir. Ayrıca, toplam 660,2 megavat kurulu güce sahip 861 lisanssız güneş santrali işletmededir.”

“Ülkemizin ihtiyacı olan yüksek kalorili kömür aramalarına ağırlık verilecek olup, bu amaçla 600 bin metre sondaj yapılması hedeflenmiştir”

Bakan Albayrak, 2023’e kadar yerli linyit ve taşkömürü kaynaklarının tamamının elektrik üretim amaçlı değerlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, “Ülkemizin ihtiyacı olan yüksek kalorili kömür aramalarına ağırlık verilecek olup, bu amaçla 600 bin metre sondaj yapılması hedeflenmiştir. Diğer kaynaklar için yapılacak sondajlarla birlikte bu değeri 1 milyon metreye ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Bakan Albayrak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2017 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.
Enerji politikalarında ikinci stratejiyi teknoloji transferinin oluşturduğunu belirten Albayrak, şöyle konuştu:
“Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) Yönetmeliği kapsamında ilk uygulama Konya ili, Karapınar ilçesinde gerçekleştirilmektedir. YEKA olarak belirlenen toplam 27,19 kilometrekare büyüklüğündeki alanın 19,19 kilometrekarelik kısmına bin megavat kapasiteli güneş enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesisi kurulacaktır. Kurulacak olan üretim tesisinin işletmeye girmesiyle birlikte her yıl yaklaşık 1,7 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilecek ve her yıl yaklaşık 600 bin adet evin yıllık elektrik ihtiyacı karşılanacaktır. 30 yıl boyunca işletilecek olan elektrik enerjisi üretim tesisinde; ülkemizde entegre bir şekilde imal edilecek fotovoltaik (FV) güneş modülleri ve yurtiçinde faaliyet gösteren üreticilerden temin edilecek, yerli malı belgesine sahip yardımcı aksamlar kullanılacaktır. İnşallah 2017’nin başında benzer bir ihaleyi rüzgarda da hayata geçirmeyi planlıyoruz.
18-24 ay sürede faaliyete geçirilmesi hedeflenen entegre fabrikada üretilecek fotovoltaik güneş modüllerinin toplam yerli katkı oranı en az yüzde 75 olacaktır. Yerli katkı oranının yüksek olması ülkemiz ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak çok büyük katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, çok önemsediğimiz Ar-Ge Merkezinin de 18 ay içinde kurulması ve katma değeri yüksek çıktılar elde edilmesi beklenmektedir. Karapınar’da kurulacak elektrik enerjisi üretim tesisinin entegre fabrikanın üretime geçtiği tarihten itibaren 36 ay içinde tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu projede elektrik enerjisi üretim tesisinin kurulum ve işletilmesinde ve fabrikanın işletilmesinde mavi ve beyaz yaka ayrı ayrı olmak üzere en az yüzde 90 oranında, Ar-Ge faaliyetlerinde ise en az yüzde 80 oranında yerli istihdam zorunluluğu getirilmiştir.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak, jeotermal kaynaklı elektrik üretim kurulu gücünde ise 2002 yılına göre 40 kat artış ile 725 megavata varan artış yaşandığını vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji kaynaklarının yalnızca elektrik üretiminde değil, farklı alanlarda da kullanımının arttırılmasını önemsiyoruz. Bu kapsamda jeotermal uygulamalar 2002 yılına göre 2015 yılında sera ısıtmada yüzde 686 artış ile 3.931 dönüme ve konut ısıtmada yüzde 281 artış ile yaklaşık 114 bin 567 konuta ulaşmıştır. Ayrıca, 2017 yılında jeotermal kaynak arama amacıyla 50 bin metre jeotermal arama sondajının yapılması da planlanmaktadır.” diye konuştu.

Yerli kömür

Dışa bağımlılığı azaltmak, iki katına çıkacak enerji talebini sorunsuz karşılamak ve arz güvenliğini sağlamak için çalışmaları sürdürdüklerini anımsatan Bakan Albayrak, bütün yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından azami ölçüde faydalanmak istediklerini bildirdi.
Albayrak, kömürün dünya genelinde gelecek dönemlerde de enerji kaynakları içerisinde önemini koruyacağına dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Daha fazla yerli’ öncelikli stratejimiz kapsamında linyit rezervlerimiz önemli bir konumda bulunmaktadır. Bu önemli kaynağı devreye alma aşamasında bazı çevrelerden olumsuz eleştiriler alabiliyoruz. Ancak dünyadan örnek vermek gerekirse, dünyada birincil enerji üretiminin yaklaşık yüzde 30’u, elektrik üretiminin ise yüzde 41’i kömürden sağlanmaktadır. Karbon emisyonları açısından bakıldığında, ülkemiz, dünya toplam enerji kaynaklı karbon salımının yüzde 0,95’inden sorumlu olup, Almanya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerden daha iyi durumda bulunmaktadır. Kömür dünya genelinde önümüzdeki dönemlerde de enerji kaynakları içerisinde önemini koruyacaktır. Kaynaklarımızın tamamının elektrik üretim amaçlı değerlendirilmesi için çok yoğun çalışacağız.
2005 yılında başlattığımız Linyit Arama Projesi kapsamında, 8,3 milyar ton olan linyit kömür rezerv miktarımız 15,9 milyar tona ulaşmış. Kömür arama ve rezerv geliştirme çalışmalarına aralıksız devam edilmektedir. Ülkemizin ihtiyacı olan yüksek kalorili kömür aramalarına ağırlık verilecek olup bu amaçla 600 bin metre sondaj yapılması hedeflenmiştir. Diğer kaynaklar için yapılacak olan sondajlarla birlikte bu değeri 1 milyon metreye ulaştırmayı hedefliyoruz. Yerli kömürün kullanımını arttırmaya yönelik üst politika belgelerinde ve Bakanlığımız stratejik planında önemli hedefler belirlenmiştir. 2019 yılına kadar yerli kömür kaynaklı elektrik üretimimizin yıllık 60 milyar kilovatsaate çıkarılması amaçlanmaktadır.”
Bakan Albayrak, bu hedeflere ulaşılabilmesi adına yerli kömürden elektrik üretecek bir model oluşturduklarını vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu modelde hem vatandaş için ucuz elektrik tüketme imkanı sağlayacağız hem de kömür madenciliğini geliştireceğiz. Yaptığımız yasal düzenleme ile yatırımcıya ÇED, kamulaştırma gibi bütün izinleri kamu olarak biz alacağız. Kömür sahası karşılığında en ucuz elektriği kim üretecekse ihaleyi o firma alacak. Bu şekilde 7 milyar tona yakın linyit rezervlerimizi değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu kapsamda, Ankara ili, Nallıhan ilçesi, Çayırhan mevkiinde bulunan Kömür Rezerv Alanı ve Enerji Üretim Alanının, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından açık eksiltme yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin olarak ön yeterlilik ve son teklif verme tarihi 21 Kasım 2016 olarak belirlenmiştir. Çayırhan B Termik Santralının kurulu gücünün 700 ile 800 megavat arasında olması planlanmaktadır. Bundan sonra özelleştirilecek kömür sahaları için de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından benzer bir yol izlenmesi düşünülmektedir. Yerli kömürden elektrik üretilmesini destekleme çalışmaları kapsamında Bakanlar Kurulu kararınca yerli kömür yakıtlı elektrik üretim santrallerinden 2016 yılı sonuna kadar yaklaşık 6,4 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi alımına başlanmıştır.”
Berat Albayrak, yeraltı kömür madenlerinde çalışanlara yönelik çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla mevzuat değişiklikleri yapıldığıne işaret ederek, şu bilgileri verdi:
“Bu kapsamda, yer altındaki çalışma süresi haftada en çok 37,5 saat olup, günlük 7,5 saatten fazla olmayacak şekilde düzenlenmiştir. Yeraltı maden işlerinde çalışan işçilerinin haftada 2 gün hafta tatili kullanabilmeleri sağlanmıştır. Ayrıca 176 Sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi, 6580 sayılı kanunla kabul edilmiştir. Bununla birlikte, yeraltı kömür madenlerinde çalışan işçilerimizin iki kat asgari ücret almaları sağlanmıştır. Bu kapsamda, yeraltı maden işletmelerinde meydana gelen maliyet artışlarının karşılanması amacıyla söz konusu işletmelere destek verilmesi amacıyla teşvik sağlanmıştır.”

Nükleer

Bakan Albayrak, dünyada elektrik üretiminin yüzde 11’inin nükleer enerjiden sağlandığını anımsatarak, yarısı Fransa, ABD ve Japonya’da olmak üzere dünyada 450 nükleer santral reaktörünün işletmede olduğunu kaydetti.
Türkiye’de nükleer enerjinin enerji arz kaynakları arasına dahil edilmesinin, artan elektrik enerjisi talebinin karşılanması ve ithal yakıtlara bağımlılıktan kaynaklı risklerin azaltılması için elzem olduğunu anlatan Bakan Albayrak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkemize kazandırmak istediğimiz nükleer güç santrallerinin hayata geçmesi için 3 proje üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Akkuyu ve Sinop’ta kurulacak santrallerde önemli aşamalar kaydedilmiş olup, 3. Santral için yer seçme çalışmaları devam etmektedir. İlk 2 proje 4’er adet reaktör ünitesine ve toplam 9 bin 280 megavat kurulu güce sahip olup işletme ömürleri 60’ar yıldır. Akkuyu santralinin ilk ünitesinin 2023 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanmaktadır. Sinop santrali projesinde ise zemin etüt ve fizibilite çalışması ile ÇED çalışmaları sürdürülmektedir. Her iki NGS projesinde yerli ekipman kullanımı noktasında hassasiyet gösteriyoruz. Bu kapsamda nükleer standartlara uygun ekipman üretip malzeme tedarik edebilecek yerli firmalarımıza yaklaşık 16 milyar Dolarlık iş imkanı doğabilecektir. Akkuyu ve Sinop Nükleer Santral projelerinin inşaatının en yoğun olduğu zamanlarda toplam 20 bin kişi, işletme döneminde 7 bin kişi çalışacaktır. Burada ve farklı platformlarda nükleer politikalarımızı defalarca dile getirdik, tartıştık, savunduk. Teknoloji transferi stratejimiz kapsamında nükleer teknolojilere sahip olmak da bizim için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin kendi tecrübesi ile bir nükleer santral kurması gelecek açısından en büyük hedeflerimiz arasında.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak, enerji sektörünün önümüzdeki 10 yılda toplam yatırım ihtiyacının 110 milyar doları aşacağının tahmin edildiğini kaydederek, “Bu çerçevede, ihtiyaç duyulan yatırımların mümkün olduğu kadar özel sektör tarafından yapılmasını sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönünde gerekli çalışmalar yürütülmektedir. Enerji mevzuatımızdaki güncel düzenlemeler ile yatırımcıların izin, ruhsat, onay, ön lisans, lisans prosedürlerindeki süreçler önemli ölçüde sadeleştirilmektedir.” dedi.

Tespit edilen rezervler

Türkiye’de yürütülen maden arama ve işletmecilik faaliyetlerinin uluslararası standartlar düzeyinde yapılmasının hedeflendiğini aktaran Albayrak, şunları söyledi:
“Son beş yılda yürütülen arama çalışmaları neticesinde 900 milyon ton bakır, 275 ton altın, 1,5 milyar ton demir, 41 milyon ton krom, 2,4 milyar ton dolomit, 1,5 milyar ton kalsit ve 1,2 milyar ton feldispat ve seramik katkı maddesi ile 1 milyar ton sodyum sülfat rezervi tespit edilmiştir. Ayrıca arama ve rezerv geliştirme çalışmaları sonucunda 3,5 milyar tona ulaşan Bor rezervlerimiz büyük oranda görünür hale getirilmiştir. 2017 yılında metalik ve endüstriyel hammadde aramalarına yönelik 350 bin metre sondaj yapılması planlanmıştır. Madencilik sektöründe ortaya konan vizyon değişikliğinin bir tezahürü olarak MTA Genel Müdürlüğünün yurtdışında arama ve araştırma faaliyetleri yürütebilmesine olanak sağlayacak yasal düzenleme tamamlanmıştır. Deniz aramacılığı noktasındaki eksikliği gidermek amacıyla inşa edilen Türkiye’nin ilk milli MTA araştırma gemisi, deneme ve deniz testleri için kasım sonunda denize açılacaktır.”
“Bütün bu çalışmaları yürütürken mümkün olduğunca az kamu kaynağını da kullanmayı hedefliyoruz.” diyen Bakan Albayrak, “Bu kapsamda yaptığımız çalışmalar neticesinde ortaya koyduğumuz Bakanlığımız merkez teşkilatı ile bağlı ve ilişkili kuruluşları 2017 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı teklifi toplamı 2 milyar 333 milyon 590 bin liradır. Bakanlığımız bütçe teklifinin ülkemiz 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı teklifine oranı binde 3.6’dır.” ifadesini kullandı.

“2017’de 3. nükleer santrali hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz”

Albayrak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının bütçe görüşmelerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Albayrak, nükleer enerjiyi gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamının enerji portföylerinde kulladıklarını dile getirerek, yüzde 75 oranında nükleer enerji kullanan Fransa örneğini verdi.
“Bizim öncelikli amacımız kaynak çeşitliliği kapsamında nükleer enerjiyi portföyümüze katmak. Nükleerin baz yük çerçevesinde oluşturduğu dengeli resimden de faydalanmak.” diyen Albayrak, şöyle devam etti:
“Akkuyu’da tekrardan normalleşmeye dayalı süreç başladı. Fizibilite çalışması noktasında ikinci nükleer santralimiz olan Sinop’taki Japon ve Fransız ortaklığındaki süreç devam ediyor. 3. nükleer santralle ilgili henüz netleşmiş bir saha yok ama. Türkiye’nin arz-talep dengesine dayalı oluşan resimde 3. nükleer santralle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 2017’de bunu hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz.”
Albayrak, enerji verimliliği konusunda bu yıl yoğun bir çalışma başlattıklarını anımsatarak, “İlgili bakanlıklara ve ilişkili kurumların hepsine gereken yazı yazıldı ve bununla ilgili dönüşler tamamlandı. Sonraki safha olan üniversiteler ve STK’larla önümüzdeki ay danışma kurulu toplantısı yapıp, yol haritası belirlenecek. Bu çerçevede 2017’nin ocak ayında yeni yol haritasını inşallah anons edeceğiz.” diye konuştu.

TEDAŞ’a 248 uzman personel alınacak

Albayrak, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü’nün (BOREN) önemine vurgu yaparak, “BOREN bor madeninin endüstride ve sanayide çok daha fazla ve katma değerli bir ürüne dönüştürülmesiyle ilgili çok ciddi yatırım gerçekleştirdik. Küresel ölçekte bu teknolojileri yakından takip eden bilim insanlarıyla birlikte bu süreçleri istişareli bir şekilde nasıl geliştirebiliriz arayışı içerisindeyiz. Kritik ve stratejik ürünleri endüstri ve sanayi ürünü olarak piyasada özelleştirme stratejisi güdüyorsanız önemli bir yol kat etmeniz, pazar olmanız lazım. BOREN, sodyum, bor, borhidrür yakıt pili geliştirilmesiyle ilgili adımlar atıyor.” ifadelerini kullandı.
Albayrak, Türkiye Petrolleri (TP) ve Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketinin (BOTAŞ) Türkiye’nin çok stratejik iki önemli firması olduğunu, bu iki şirketin önemli yatırımlar yaptıklarını ve bölgede önemli oyuncu olmasının en önemli hedeflerinden bir tanesi olduğunu söyledi. Albayrak, “Birçok farklı modeli çalışıyoruz. THY modeli mi olacak; bununla ilgili çalışmalarımız eş zamanlı yürüyor ve önemli adımlar var. Her ne kadar petrol fiyatları düşse de TP ile ilgili önümüzdeki dönemlerde sadece karada değil denizde de farklı adımlar ve farklı yatırımlarla ilgili projeler ve planlarımızı yapıyoruz. Karadeniz ve Akdeniz’de önümüzdeki dönemde tekrardan TP’nin deniz aramacılığında daha etkin ve aktif bir döneme gireceğine şahit olabiliriz.” değerlendirmesini yaptı.
Elektrik dağıtımı konusunda Avrupa kriterleri çerçevesinde çok yoğun bir çalışma ortaya koyduklarını aktaran Bakan Albayrak, “Bir arıza dönüş, bir çağrı merkezindeki telefona cevap verme hızına kadar çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. 2016 ile 2020 arasına koyduğumuz 30 milyarlık bütçeyi her yıl bakanlığa bağlı ekiplerle denetleyerek çok sıkı bir şekilde buradaki süreci iyileştireceğiz.” dedi.
Albayrak, doğalgaz ithalatıyla ilgili ülkenin geçen yılın ilk 8 ayında ki doğalgaz ithalatının 31 milyarmetreküpten bu yılın ilk 8 ayında 29,9 milyarmetreküpe düştüğünü dile getirerek, TEDAŞ’a yeni dönemde daha az idari daha çok teknik alanda, vatandaşa hizmet verecek toplamda 248 tane daha uzman personel alacaklarını kaydetti.

“Yerli kömürde elektrik üretim payı arttı”

Yerli kömürde elektrik üretim payının artığını belirten Albayrak, 2015 yılı 9 ayı ile 2016 yılı 9 aylık dönem kıyaslandığında sadece yerli kömürden 24,8 teravatsaat üretirken bu yıl bu rakamın 31,8 teravatsaate çıktığını söyledi.
Avrupa Birliği Enerji komiseriyle yol aldıkları süreçte, yeni nükleer yasal düzenlemeyi hassasiyet çerçevesinde yürüttüklerini aktaran Albayrak, “Sadece Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) nükleer düzenleme fonksiyonu konularının yanında, araştırma ve geliştirme fonksiyonunu da birbirinden ayırt ederek daha bağımsız bir kurum ve yasal mevzuat, denetim ve güvenlik çerçevesinde süreci devam ettiriyoruz. İnşallah yeni nükleer enerji yasasında bu hassasiyetleri AB ile uyumlu görme şansını yakalayacağız.” diye konuştu.
Başka bir soru üzerine ise Albayrak, Amasra sahasının 11 yıllık bir süreç olduğunu, hukuki bir problemin kalmadığını ve buradaki 375 milyon ton olan rezervin yeni keşiflerden sonra 573 milyon tona çıktığını sözlerine ekledi.

“İthal kömüre olumlu bakmıyoruz.”

Türkiye’nin yaptığı çalışmalarda çevreselliği unutmadan hareket edeceğini belirten Albayrak, ithal kömüre olumlu bakmadıklarını ifade etti.
Bakan Albayrak, daha önce ithal kömüre olumsuz baktıklarını belirttiklerini ve o günden beri hiçbir ithal santrale lisans verilmediğini vurgulayarak, “Önceliğimiz yerli kömür. İthal kömür santrallerine bu dönemde olumlu görüş vermeyeceğiz.” diye konuştu.
Zonguldak’ın kömürüyle Türkiye için önemine değinerek, Türkiye’de emeğin başkenti olduğunu anlatan Albayrak, “Yerli kaynaklar dediğimizde Zonguldak çok önemli. En kalorifik değeri noktasında önemli şehirlerden bir tanesi. Burada ciddi rezervimiz var. Mevcut resmin ortaya koyduğu tablo maalesef herkesin kaybettiği bir tablo. Vatandaş, çalışan, sendikalar mutsuz. Zonguldaklılar mutsuz. Yeni bir model oluşturmak zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Zonguldak’ta yaşanan söz konusu durum için çok ciddi çalışmalar başlatıldığını anlatan Bakan Albayrak, şunları söyledi:
“Nasıl bir model hedeflediğimiz süreç sonunda ortaya çıkacak. Toplum ve şehirle anlaşarak, adım atacağız. Zonguldak’taki üretimin artması lazım. Yani daha fazla üretim olması lazım. Çalışanın iş güvenliği açısından mevcut çalışan sayısı artmalı. Yatırımın fizibıl, işletilebilir ve paydaşlarının mutlu olması lazım. Paydaş, kamu, özel, herkes bir şey diyor. ‘Özelleştirme yapacaklar, satacaklar, alacaklar’. Bütün paydaşların fikirlerini son kertede dinledikten sonra en doğru neticede buluşup, kaynaşarak bir sonuç ortaya koymak lazım. Kazanan da kaybeden de Zonguldak. Bu çerçevede bakmak lazım. Bu noktada rekabetçi ortam konusu hem çalışana hem sisteme hem şehre zulüm. O zaman sistemde bir iyileştirme yapmak lazım. Devlet zarar etsin, desteklesin, herkes mutsuz olsun bu çözüm değil.”
Yerli kömürün on sene önce çok cazip olmadığını ifade eden Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yeni bulduğumuz 7 milyar tondan daha fazla yeni rezervler çok önemli. Geçtiğimiz 10 yılla bugün arasında iki tane önemli şey değişti. Bu saydığımız sahaların kalorifik değeri eski Türkiye ortalamasının yaklaşık 2 katı. Eskiden bin kalorilerden bahsederken bugün 2 bin ortalamasını yakaladık. Bu verimlilik açısından çok önemli. Son dönemde yapılan sondajlarla ciddi bir kalorifik değer bulundu. Teknoloji açısından daha verimli, daha geri dönüşü yüksek kazan sistemleri geliştirildi. AB standartlarının bile üstünde çevresel şartları talep ediyoruz.”

“Tüm senaryolara hazırlıklı olmak lazım”

Albayrak, doğalgaz piyasasında son dönemin en çok gündeme gelen projelerinin TANAP ve Türk Akımı olduğunu hatırlattı.
TANAP’ın, Türkiye’nin kaynak çeşitliliği çerçevesi içinde attığı adımlardan biri olduğuna değinen Bakan Albayrak, “Mühendislik ve inşaat işleri planlanan düzeyde gidiyor. Türkiye’nin enerji noktasındaki gaz kaynaklarını çeşitlendirme ile ilgili önemli bir proje ve yolunda gidiyor.” dedi.
Albayrak, Türk Akımı’nın da Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı gaz krizi sonrası alternatif pazarlarında yaşanabilecek altyapı sorunlarını ortadan kaldırmak için, pazarlara direkt ulaşmak çerçevesinde geliştirdiği bir proje olduğunu anlattı.
Türk Akımı’nın tedarik problemlerini elimine etmek için, direkt kaynağa gaz arzını sağlamak için geliştirildiğini vurgulayan Albayrak, şu bilgileri verdi:
“Doğalgaz dediğimizde gaz aynı zamanda temiz enerji olması itibarıyla da çok önemli bir enstrüman. Biz gazdan sadece enerji üretiminde faydalanmıyoruz. Özellikle Anadolu’daki yerleşim yerlerinin temiz enerji itibarıyla da gazın kullanımını ısınma amaçlı çok ciddi yaygınlaştırdık. Bu dönem itibarıyla yılda 13 milyara yakın gazı ısınmak için kullandık. Dünya enerji piyasasında yeni bir döneme giriyoruz. LNG kapasitemizi de geliştirmek için çok önemli adımlar atmaya başladık. Devam ediyoruz ve edeceğiz. Önümüzdeki 5 yılda dünya LNG pazarına 100-150 milyar dolarlık LNG kapasitesi gelecek. Önümüzdeki dönemde gaz sadece boru hatlarıyla piyasaya tedarik edilen ve sadece bölgesel noktalara bağlanan bir ürün olmaktan çıkıp, deniz yolu üzerinden petrol gibi dünyaya gemi üzerinde satılabilir bir spot ürüne dönüşen bir sürece doğru son hızla gidiyoruz. Bu, rekabet noktasında maliyet açısından çok önemli gelişmeleri de beraberinde getiriyor. Sadece boru hattı kaynak çeşitliliği değil aynı zamanda mevcut 2 LNG terminalimizin kapasitesinin geliştirilmesi, 2 FSRU projesinin hayata geçirilmesi, mevcut depomuzun ek olarak geliştirilmesi, mevcut kapasiteyi çok daha fazla arttırarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.”
Bakan Albayrak, enerjide gelecek 3-5 yıl içinde tüm senaryolara hazırlıklı olmak gerektiğini vurgulayarak, “Bölgemiz karışık ve zor bir bölge. Çok ciddi krizlere gebe bir bölge. Herhangi bir krize karşı tedbirinizi almanız lazım. O boru hattında problem oldu, burada kriz olduyu elimine etme noktasında alternatif süreçleri de buna göre hazırlamanız lazım. Stratejik anlamda bakıldığında alternatif yatırımlarla ilgili özel sektörün yatırıma katkısını göz önünde bulundurarak, özellikle gaz piyasasında çok ciddi adımlar atıyoruz ve atacağız. Petrol ve gazımızın yüzde 95’ini ithal eden bir ülkeyiz. Bu nedenle yerli ve yenilenebilir kaynaklar diyoruz.” diye konuştu.