20161105_2_19958441_15725200__large

Başbakan Yıldırım, Asya Ülkeleri Siyasi Partiler Uluslararası Konferansı‘nda konuştu

Başbakan Binali Yıldırım, “Ülke ve millet olarak haince bir saldırıya maruz kaldık. 15 Temmuz gecesi Türkiye için karanlık bir geceydi ama Allah’a şükür çok uzun sürmedi, karanlığın ardından aydınlıkla ülkemizi buluşturduk. Demokrasimiz kazandı, milletimiz kazandı, darbeciler kaybetti.” dedi.

AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı ve Asya Ülkeleri Siyasi Partiler Birliği (ICAPP) ortaklığında düzenlenen, Göç ve Mülteciler Uluslararası Konferansı’nda konuşan Yıldırım, dünya şehri İstanbul’da böylesine insanlığı yakından ilgilendiren bu etkinlikte konukları ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını söyledi.

Başbakan Yıldırım, 22 ülke, 39 siyasi partinin oluşturduğu ICAPP Daimi Komitesi’nin üyelerinden birisinin de AK Parti olduğunu belirterek, ICAPP’ın 2000 yılından bugüne kadar her iki yılda bir değişik ülkede güncel konuları ele aldığını, değerlendirdiğini ve toplantılar yaptığını anlattı.

Bu yılki konferansın konusunun göç ve göçmenler olduğunu kaydeden Yıldırım, toplantının sonunda göç ve mültecilerle ilgili bir deklarasyon, bildirinin yayınlanarak, uluslararası toplumun bu konuya dikkatinin çekileceğini vurguladı.

Toplantıda Avrupa siyasi partileriyle de özel bir gündemde bir araya gelineceğini kaydeden Yıldırım, daha önce kurulması yönünde karar alınan Asya Avrupa Siyasi Forumu’nun temellerini de bugün bu toplantı vesilesiyle atacaklarını bildirdi.

Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Sözlerimizin başında bir teşekkür, AK Parti olarak ICAPP yöneticilerine. Geçtiğimiz eylülde Malezya’da bir toplantı yaptınız. Kualalumpur’da 9. genel kurulumuzu gerçekleştirdiniz. Genel kurulda 35 Asya ülkesinden 87 siyasi parti ve 280 delege bir araya geldi. AK Parti olarak biz de oradaydık. O toplantıda, o genel kurulda bu toplantıyı İstanbul’da yapma kararı aldınız. Bu bizim için önemliydi. Çünkü genel kurul gündeminde 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan hain darbe girişimi vardı. Kurul sonuçta, genel kurulda onaylanıp, kabul edilen Kualalumpur Bildirgesi’nde, demokrasiye, seçilmiş hükümete yapılan darbe girişimini şiddetle kınayan bir karar aldı.”

Bunun için ICAPP yöneticileri ve Türk halkıyla hükümetin yanında olan tüm katılımcılara teşekkür eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Ülke ve millet olarak haince bir saldırıya maruz kaldık. 15 Temmuz gecesi Türkiye için karanlık bir geceydi ama Allah’a şükür çok uzun sürmedi, karanlığın ardından aydınlıkla ülkemizi buluşturduk. Demokrasimiz kazandı, milletimiz kazandı, darbeciler kaybetti. Halbuki, darbeciler her şeyi hesap etmişti. Uçakları çalmışlar, tankları çalmışlar, silahları almışlar, asker içinden de bazı hainleri ayarlamışlardı. Her şey tamamdı, artık önlerinde hiçbir engel kalmamıştı ancak onların hesap etmediği bir şey vardı. Hakk’ın hesabı ve halkın gücü. Bunu hesap edemediler. O güç ki tankın da topun da tüfeğin de karşısında göğsünü siper ederek bayrağına sahip çıktı, ülkesine sahip çıktı, milletine sahip çıktı, demokrasisine sahip çıktı. Bu uğurda canını seve seve veren o kahramanlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun diyorum. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum.”

Yıldırım, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı ve Asya Ülkeleri Siyasi Partiler Birliği ortaklığında düzenlenen, “Göç ve Mülteciler” Asya Ülkeleri Uluslararası Konferansı’nda yaptığı konuşmada, göç ve göçmenlik sorununun yöresel veya bölgesel bir mesele olmaktan çıktığını, küresel bir konu haline geldiğini vurguladı.

Dünyada evinden barkından olan, vatansız yaşayan 55 milyon insanın bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, “Bu onlarca ülkenin nüfusundan fazladır. Yani memleketsiz, vatansız, kimliksiz göçmenlerin ülkesi, BM içinde en büyük ülkeler arasına ulaşmış bulunuyor. Hal böyleyken bu küresel kanayan yaraya kayıtsız kalmak, aslında Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi göçlerde sadece insanlar ölmüyor, yavaş yavaş insanlık ölüyor.” diye konuştu.

Bölgesel anlaşmazlıklar, küresel savaşlar ve karışıklıklar, küresel terörün göçün en önemli nedenini oluşturduğuna dikkati çeken Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Göç, eğer gönüllü olursa, daha iyi bir gelecek için olursa amenna ama göç zorla insanları, can kaygısıyla, mal kaygısıyla yerinden yurdundan etmek amacıyla yapılırsa, o bir insanlık suçudur. Özellikle Suriye’de son 5-6 yıldır yaşadığımız olay, büyük bir insanlık dramıdır. Ne yazık ki uluslararası camia, başta BM olmak üzere gelişmiş ülkeler bu yaşanan drama, bu yaşanan vahşete karşı yapabilecekleri halde, ellerinden geldiği halde yapmıyorlar ve bu vahşete, bu insanlık suçuna bir anlamda kayıtsız kalıyorlar, seyirci kalıyorlar ama unutmayalım ki bunun vebali, bunun sorumluluğu burada müdahale edip olayları büyütmek yerine çözüm üretmeyen ülkelerdedir ve kişisel hırslar, ülke rekabetleri uğruna hayatını kaybeden on binlerce insanın vebali bu ülkelerdedir. Bu duyarsızlık, bu aymazlık BM gibi küresel barışın, kardeşliğin teminatı olduğu düşünülen bu organizasyonun da itibarını günden güne tüketmeye devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyük’ derken dikkati çekmek istediği nokta da budur. Eğer yanlış yapmaya ısrar edenler olursa bu yanlışa karşı 5 büyük biraderden biri yanlış olmaya devam etsin diye ısrarcı oluyorsa bu küresel barışa da kardeşliğe de asla ve asla zerre kadar katkı sağlamaz. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu mekanizma artık bugünün ihtiyaçlarını karşılamıyor ve 200’e yaklaşan BM üyesi bütün devletlerin iradesinden daha büyük bir irade dünya adına karar veriyor. Bu asla ve asla adil bir durum değil, mutlaka uzun süreden beri gündemde olan BM Ana Sözleşmesi’nin yenilenmesine ve günün şartlarına göre daha katılımcı bir hale getirilmesine yönelik çalışmalar artık ipe un sermeden sonuçlandırılmalıdır. Aksi halde günden güne bu sorgulama daha da artacak ve BM’ye olan güven gittikçe aşınmaya devam edecektir.”

TERÖRLE AMANSIZ MÜCADELE VERİYORUZ

Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin bölgesinde yaşanan iç karışıklıklar, savaşlar nedeniyle sadece güvenlik yönünden tehdit altında olmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Uzun yıllardan beri terörle amansız mücadele veriyoruz. Daha dün patlatılan bomba yüklü araçla 10 sivil-polis kardeşimizi yitirdik, yüzlerce yaralılarımız oldu. Tabii bir yandan milletimizin birliği, beraberliği, kardeşliğini sağlamak için ülkemizi tehdit eden bölücü terör örgütü, FETÖ terör örgütüyle mücadelemizi sürdürürken, bir yandan da kardeşlerimize kucak açmaya, onların hayata tutunmalarına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Türkiye’yi ziyaret eden Avrupalı dostlarımız, dünyanın her tarafından gelen barış elçileri, hükümet temsilcileri yaptığımız bu fedakarlığı, mülteciler için ortaya koyduğumuz bu kararlı çalışmayı takdirle karşılayıp tekrar evlerine dönüyorlar. Takdir güzel bir şey ama yetmez, sorumluluğa ortak olmak lazım. Bu insanlık dramının acılarının azaltılmasına mutlaka ortak olmak lazım. Tek bir ülke olarak, 20- 25 milyar doların üzerinde harcama yaptık. Bunun için pişman değiliz, daha fazlasını da yaparız. Çünkü bizim felsefemizde, bizim inancımızda ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’, ‘insanı yaşat ki insanlık yaşasın’ anlayışı vardır. Onun için bu fedakarlıkları yapmaya devam edeceğiz.”

Ülkelere “gelin bu insanlık dramına ortak olun” çağrısında bulunan Yıldırım, “Ortak olamıyorsanız hiç değilse devamının olmaması için, bu gözyaşlarının dinmesi için, bu kadar insanın günahsızca ölmesine engel olun. Sizin hükümranlığınızı, alanınızı genişletmekten daha önemli olan bölgedeki insanların hayatıdır, huzurudur, barışıdır.” diye konuştu.

Türkiye’nin 3 milyonu aşan mülteci için elindeki kıt imkanlarla olağanüstü çalışmalar yaptığını anlatan Yıldırım, “Sadece Türkiye’de 200 bin bebek dünyaya gözünü açtı, geçtiğimiz birkaç yıl içinde. Allah’a şükür ki onlar topların, tankların, mermilerin tehdidi altında dünyaya gelmedi. Onlar huzurun, barışın, kardeşliğin olduğu topraklarda dünyaya geldi. Biz, bir yandan bizi misafirimiz olan bu insanlara evlerinden, barklarından, vatanlarından ayrı kaldığında yaşadıkları acıları unutturmaya çalışırken, bir yandan da onların hayata tutunmaları için gereken katkıları yapıyoruz. Okul, eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri ve barınma hizmetleri, iaşe, ibate gibi hizmetleri eksiksiz vermenin gayreti içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

EMNİYETLİ SIĞINAK

Türkiye’nin tarih boyunca göçlerin gerçekleştirildiği bir bölgede olduğunu belirten Yıldırım, “Doğudan batıya, batıdan doğuya sürekli göçlerde Türkiye, insanların hayat bulacağı, nefes alacağı, emniyetli sığınak haline gelmiştir.” dedi.

Moğol istilasından kaçanların yerleştiği yerin Anadolu toprakları olduğunu vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Dünyaya hoşgörü, insanlık, kardeşlik çağrıları yapan Mevlana da bu istiladan, bu tehditlerden kaçarak Anadolu topraklarına gelen Mevlana, Anadolu’dan bütün dünyaya ‘Gel, kim olursan ol gel, burası umutsuzluk dergahı değildir’ diyerek o küresel barış çağrısını bu topraklardan gerçekleştirmiştir. Zulümden kaçan İspanya’daki Yahudiler 1490 yılında yine en güvenli topraklar Anadolu topraklarını görmüş ve burada hayata tutunmuşlardır. Avrupa’dan ve Asya’dan birçok devlet ve hükümet yöneticileri de zora, dara düştüklerinde en güvenli liman olarak bu toprakları görmüşler ve gelip en sıkıntılı günlerini burada geçirmişlerdir.”

Konferans katılımcılarının bütün insanlığı, bölgeleri ilgilendiren bir konuyla ilgili bir araya geldiklerini hatırlatan Yıldırım, “Eminim ki burada yapacağınız iki günlük toplantılarda bu insanlık sorununa dünyanın dikkatini çekecek ve bu konuda önemli kararlar alacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakanı ve iktidar partisi AK Parti’nin Genel Başkanı olarak, yapacağınız her çalışmanın, alacağınız her türlü kararın sonuna kadar destekçisi olacağımızı bir kez daha paylaşmak isterim.” diye konuştu.

BİR SONRAKİ KONU KÜRESEL TERÖR OLSUN

Başbakan Binali Yıldırım, bir sonraki konunun “küresel terör” olarak ele alınmasını tavsiye ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gittikçe bütün insanlığı, bütün ülkeleri tehdit eden bu belanın nasıl def edileceğinin, nasıl başa çıkılacağının, bu anlamda bölgesel ve küresel iş birliğinin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekilmesi ve terörle mücadelede çifte standardın nasıl ortadan kaldırılabileceği konularının da kapsamlı bir şekilde ele alınmasının daha güzel bir dünya, daha barışçıl bir dünya, küresel kardeşlik için çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum.”