20161122_2_20261887_16249864__large

Başbakan Yıldırım, “Bilişim Zirvesi 2016” programına katıldı

Başbakan Binali Yıldırım, “Yeni dönemde erişilme noktasında, Türkiye’nin coğrafi olarak her noktasını erişilebilecek şekilde altyapıyı, ticari bir düşünceye kapılmaksızın bir kamu hizmeti, evrensel hizmet olarak yapmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz.” dedi.

Yıldırım, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Bilişim Zirvesi 2016″daki konuşmasına, “Geçmişte sektörle çok sıkça bir araya gelen ve bu sektörün Türkiye, kalkınmamız, refahımız için önemini her fırsatta vurgulayan bir arkadaşınız olarak hem hasret gidermek hem de dostları bir arada görmek için bu toplantıya gelmeye karar verdim.” ifadesiyle başladı.

Zamanın ruhu olduğunu ve insanoğlunun geçirdiği zamanları o çağa uygun isimle adlandırdığını dile getiren Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sanayi Devrimi, 1784’te buharlı makinenin icadıyla başlıyor. Birinci Sanayi Devrimi’ni 1870’te elektrik enerjisinin kullanılması, geniş nüfuslar için yoğun üretimin yapıldığı İkinci Sanayi Devrimi takip ediyor. 20. yüzyılın son çeyreğinde ise bilgisayar otomasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte Üçüncü Sanayi Devrimi’ne geçiliyor. İçinde bulunduğumuz döneme damgasını vuran en dinamik güç, şüphesiz ki bilgisayarlar, internet ve iletişim teknolojileridir. Günümüzde teknolojik değişimin hızı ve dönüştürücü gücü, çok büyük büyük boyutlara ulaşmış gözüküyor. Öyle ki artık çağımız Endüstri 4.0 ya da Dördüncü Sanayi Devrimi olarak ifade ediliyor. Japonya’da Sanayi 5.0 diye de adlandırılabiliyor. Adı ne olursa olsun, kavramlar ne olursa olsun hiç şüphesiz bugün sıkça dile getirdiğimiz bilgi ağları, online ve mobil teknolojiler, nesnelerin interneti, sanal gerçeklik, siber fiziksel sistemler gibi yeni yeni gelişmelerden, buluşlardan söz ediyoruz. 18. yüzyılın sonlarında başlayan Sanayi Devrimi’nin getirdikleriyle 19 ve 20. yüzyıllarda bunların sonuçlarını, etkilerini gördük, yaşadık. Bu dönem makinelerin çağı olmuş ve maalesef insanlık bilimden sömürgecilik gibi bir canavar çıkarmıştır. Sömürgecilik ise peşine iki büyük dünya savaşı ve korkunç yıkımları takmıştır. O dönemde insanlık, teknolojik yeniliklere bir yandan tekamülünü sağlarken, diğer yandan insanlık tarihine kara leke olacak acıları yaşamıştır. Gelecek için hepimiz ümit ediyoruz ki, bilimin desteklediği sanayi üretimi, insanlara savaş yerine huzur, refah ve hayat standardını yükseltecek bilişim teknolojilerini sunar. Çünkü bilimsel üretim laboratuvardan çıkıp, insanın hayatına ulaşmadıkça, insana değmedikçe kalın kitaplarda teorik bilgiler olmaktan öteye geçemez.”

Başbakan Yıldırım, çağın geçerli kavramlarını “bilişim” ve “yenilikçilik” şeklinde sıralayarak, “Atılan adımlarda bu kavramları hesaba katmamak, bu zamanda yapılacak en büyük, en fahiş hata olacaktır. Günün bilişim ruhuyla çekilen ve heyecanla izlediğimiz bilim kurgu filmlerindeki gelecek tasavvurları gerçek hayatta bir bir tezahür ediyor. Anlaşılmıştır ki bugün hayal ürünü dediğimiz şey, yarının gerçekliğidir.” dedi.

4,5G DE ZAMAN İÇERİSİNDE BÜTÜN ALANLARA YAGINLAŞMIŞ OLACAK

Başbakan Binali Yıldırım, 2000’li yıllardan itibaren bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişimin, küresel olarak köklü alışkanlık değişikliklerini beraberinde getirdiğine değinerek, 1990’lı yılların başında haberleşme hizmetlerinde temel amacın, sadece “bireylerin kullanımına sunma çabası” ile sınırlıyken, artık hizmeti daha hızlı, daha güvenli, daha ekonomik ve en yenilikçi teknolojilerle insanlara ulaştırma yarışı olduğunu anlattı.

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda hayata geçirilmek istenen “Türk toplumunun bilgi toplumuna dönüştürülmesi” çabasının, sektörün gelişimine ayrı bir ivme kazandırdığını belirten Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“2003’ten itibaren e-Dönüşüm Türkiye Projesi’yle bu dönüşüm sürecini başlattık. Bu uygulamalara yönelik en önemli projelerden biri olarak e-Devlet Kapısı’nı söyleyebiliriz. Eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten tarıma pek çok alanda toplam bugün bin 700’ün üzerinde kamu hizmeti, e-Devlet portalından verilir hale geldi. 285 kamu kurumu aracılıyla 30 milyon 677 bin kullanıcıya erişmiş durumda. e-Devlet Kapısı’yla devlet kurumlarının bilişim teknolojisinden en iyi şekilde yararlanmasının yolunu açtık. Bu sayede vatandaşlarımız, devlet dairesiyle olan işlemlerini online ortamda kolayca, çok hızlı bir şekilde yapar hale geldi. Sistemin en önemli getirilerinden biri ise şeffaflık. Ülkemizde bugün mobil iletişimi kullanan 74 milyonun üzerinde aktif abone var. Geniş bant abone sayımız 2003’te yok iken, bugün 55 milyonun üzerine çıkmış durumda. Geniş bant internet altyapısını sağlayan fiber optik kablo uzunluğumuz 280 bin kilometreyi buldu.”

Yıldırım, 2008’in sonunda yapılan 3G ihalesinin ardından 2009’da Türkiye’nin mobil internetle tanıştığına değinerek, şunları söyledi:

“İnternet erişimi için şehir farkı, demografik yapı ya da ekonomik gelir farklılıklarını bir kenara bıraktık ve sayısal uçurumu ortadan kaldıracak şekilde her bölgemiz, her vatandaşımız için interneti erişilebilir hale getirdik. Operatörlere kapsama yükümlülükleri verdik. Operatörlerin ticari bulmadığı, ulaşamadığı bin 800 yerleşim yerine Ulaştırma Bakanlığı Evrensel Hizmet Yükümlülüğü kapsamında gerekli baz istasyonları kurduk. Bu projenin ikinci kısmı şimdi hayata geçiyor. Yeni dönemde erişilme noktasında, Türkiye’nin coğrafi olarak her noktasını erişilebilecek şekilde altyapıyı, ticari bir düşünceye kapılmaksızın bir kamu hizmeti, evrensel hizmet olarak yapmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Buradan hiçbir ayrım yapmadan söylüyorum. Operatörlerimiz de güzel bir başarı ortaya koydular, iyi performans gösterdiler. 5-6 yıl gibi kısa bir süre zarfında ülkemizin hemen hemen her noktasına 3G erişimini sağladılar. Bunun üzerine hiç vakit kaybetmeden 2015 yılında 4,5G lisans ihalesini gerçekleştirdik ve bundan sonraki adım 5G için hazırlıkların süratle tamamlanmasıdır. 5G’ye ve ötesine ilişkin açılımları içerecek şekilde yerli ve milli ürünlerin geliştirilme çalışmaları da bu arada devam ediyor. Bütün bu yapılanlar neticesinde 31 Mart 2016’yı 1 Nisan’a bağlayan gece Türkiye’nin 81 ilinde 4,5G erişimi mümkün hale geldi. İllerin belirli yerlerinde, tabii bütün coğrafi alanlarda, küçük yerleşim yerleri de dahil kapsama alanı içerisinde olması 4,5G’nin bir zaman alacak. Tıpkı 3G de olduğu gibi. 3G de başlangıçta şehir merkezlerindeydi, daha sonra ilçelere, daha sonra diğer yerleşim yerlerine yaygınlaştığı gibi 4,5G de zaman içerisinde bütün alanlara yaygınlaşmış olacak.”

Başbakan  Yıldırım, Türkiye’nin, bilişimi doğru kullanarak 2023 hedefleri doğrultusunda rahatlıkla dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olabileceğini belirterek, “Ancak, çıtamızı küresel markalar ve küresel kullanım alanları olan teknolojik ürünler üretme noktasına çıkarmamız gerekiyor.” dedi.

Bilişim Zirvesi 2016’da, atılan doğru adımlarla 2003 yılında 20 milyar lira civarında olan sektör büyüklüğünün, 2015’te yaklaşık 4 kat artarak 90 milyar liraya yükseldiğini anlatan Yıldırım, “Türkiye’nin büyümesinin geçtiğimiz 15 yıl içerisinde bir kat daha fazlası bilişimde büyümeyi ifade ediyor. Aslında bilişimdeki büyüme bunun çok daha üzerinde olması lazım. Biz bunu da yeterli görmüyoruz.” dedi.

Bu verilerin Türkiye’nin altyapı, kapasite ve hizmet kalitesi açısından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında olduğunu gösterdiğini vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin dünyanın hızla ve istikrarlı büyüyen ülkeler listesinde yer aldığını söyledi.

Bilişimin, tüm sektörler açısından itici güç olduğunu dile getiren Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Eskiden bilişimi biz sadece bir sektör olarak görürdük ancak yaşadığımız süreç ve gelişmelerle bilişimin bir sektörden ziyade, bir yaşam tarzına dönüştüğünü görüyoruz. Bugün aklınıza hangi iş alanını, hangi sektörü getirirseniz getirin bilişimin olmadığı hiçbir iş yok. Sokakta simit satandan tarlada patates ekene kadar, CNC tezgahında parça üretenden okullarda ders veren öğretmene kadar herkes bilişimin getirdiği yeniliklerden yararlanma ihtiyacını duyuyor. Dolayısıyla bilişim 7/24, gece gündüz her an insanların yaşamının bir parçası haline geldi. Bu itici gücü doğru kullanarak önümüzdeki yıllarda Türkiyeyi 2023 hedeflerimiz doğrultusunda dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri haline getirme hedefimizi rahatlıkla gerçekleştirebiliriz. Ancak çıtamızı küresel markalar ve küresel kullanım alanları olan teknolojik ürünler üretme noktasına çıkarmamız gerekiyor.”

Yıldırım, bilişim altyapısını geliştirmenin, akıl yollarının şerit sayısını ve bilişimde hızı artırmanın alt yapı unsurları olduğunu dile getirerek, bunun gerekli ancak yeterli olmadığını, ikinci ve en önemli adımın da üst yapı olduğuna işaret etti.

Üst yapıda ürünlerin çeşitliliğini artırmak, katma değer oluşturacak, fark yaratacak, yarışta Türkiye’yi bir adım öne geçirecek yenilikçi, milli ve yerli, akıl teriyle geliştirilmiş ürünlere ihtiyaç olduğunu aktaran Yıldırım, “Bu nedenle teknoloji kullanımının yanı sıra, teknolojiyi üreten ülke olmamız için de tüm imkanları seferber ediyoruz.” dedi.

Yıldırım, bilgiye sahip olan, bilgiyi üreten ve kullanan ülkelerin bir adım öne geçtiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Ar-Ge çalışmalarına, teknoparklara ve yenilikçilik, inovasyon teknoloji merkezlerine destek veriyoruz. 64 teknoparkımızda 41 binin üzerinde genç mühendisimiz akıl, alın teri döküyor. Ar-Ge harcamalarında 2023 hedefimiz, en az gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 2’sinin üzerine çıkmak. Şunu memnuniyetle söyleyebilirim ki 2003 yılında bu oran yüzde yarımken, bugün yüzde 1’in üzerine çıkmıştır. Yüzde 100’ün üzerinde bir artışı gerçekleştirdik. Dolayısıyla kalan 7-8 yıl içerisinde bunu ikiye katlamak çok da zor olmayacaktır. Bu oran biz göreve başladığımızda sadece yüzde 0,45 düzeyindeydi. Ülke olarak son yıllarda bilişim sektöründe büyük gelişmeler katetmekle beraber bu geldiğimiz noktayı asla ve asla bir başarı olarak görmüyoruz, yeterli olarak da görmüyoruz. Önümüzde çok daha uzun bir yol olduğunu biliyoruz. Çünkü bilişim demek iletişim demek, internet, sürekli gelişim demektir. Biz burada bu konuları konuşurken, dünyanın bir başka yerinde hiç bilmediğimiz, duymadığımız bilişimle ilgili yeni bir ürünün, yeni bir gelişmenin, hizmetin olduğunu aklımızdan çıkarmamaz lazım.”

YENİ MODEL

Yıldırım, son 14 yılda altyapı çalışmalarında önemli yollar katedildiği gibi sektörün önünü açacak yasal düzenlemelerin de yine bu dönemde gerçekleştirildiğini, bu dönemde, ses tekelinin kaldırıldığını, telekomünikasyon sektöründe serbestleşme sağlandığını ve vergilerde düzenlemeler yapıldığını anımsattı.

İstenilen düzeyde olmasa da internetten başlayarak vergilerde indirime gidildiğini, internet üzerindeki Özel İletişim Vergisini 20 puan düşürerek yüzde 5’e indirdiklerini, sektörde kayıt dışılığın önüne geçen düzenlemeler yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Mevcut vergi sistemimiz iletişim sektörünün gelişmesine ayak uyduran bir sistem değil. Önümüzdeki bu dönem içerisinde çok basit, anlaşılabilir, sektörün büyümesini, hızını yavaşlatan değil, büyümesini daha da hızlandıran ve oluşan ciroya göre çok daha da vergi geliri sağlayacak, basit yeni bir modeli hayata geçireceğiz. Vergi sisteminin bilişim sektörünün ayağının ayak bağı olmasının önüne geçeceğiz. Bunu da burada sektörle paylaşmak istiyorum.” diye konuştu.

İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumunun (ICANN) dünyada internetin yönetildiği bir merkez olduğunu, kurumun bir ofis Singapur’a, bir ofis de İstanbul’a açtığını dile getiren Yıldırım, “Bu şu anlama geliyor, gelecekte internetin yönetişimi sadece Amerika’dan değil, dünyada yükselen itirazlar da dikkate alınarak, dünyanın değişik coğrafi bölgelerine yaygınlaştırılacak. Dolayısıyla internetin 3 yönetim merkezinden biri bölgesel merkezde Türkiye’de, İstanbul’da açıldı.” dedi.

Geride kalan çağda en büyük gücün para şimdi ise bilgi olduğunu, bilgiye sahip olunduğunda güce de sahip olunacağını söyleyen Başbakan Yıldırım, bilgiyi üreten, kullanan ülkelerin bir adım öne geçtiğini, Türkiye’nin geleceğin dünyasında en saygın noktalardan birinde olması için bilgiyi satın alan değil, üreten bir ülke haline getirmenin şart olduğunu vurguladı.

Başbakan  Yıldırım, “Bazı işletmelerde hepiniz görmüşsünüzdür. Bakkallarda, küçük dükkanlarda iki tane fotoğraf vardır. Birinin keyfi yerinde, ayak ayak üstünde, kasası dolu, diğeri sefalet içerisinde, kasası boş, elini başının üzerine koymuş. Keyfi yerinde olanın üstünde ‘peşin satan’, kasası boş olanın üzerinde de ‘veresiye satan’ yazar. Geleceğin dünyasında o yazılar ‘bilgiye sahip olan’ ve ‘olmayan’ diye anılacak, böyle değerlendirilecek. Bilgiye sahip olanın kasası dolu, keyfi yerinde olacak. Bilgi üretemeyenler ise veresiye satanlar gibi oturup, karara kara düşünecekler.” diye konuştu.

Başbakan  Yıldırım, bugün çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameyle çağrı merkezleriyle birlikte veri merkezlerinin kurulmasına yönelik çok büyük teşvik ve desteklerin açıkladığını belirterek, “Bir göz atarsanız Resmi Gezete’ye göreceksiniz. Bina tahsisinden, vergi kolaylığına, çalışanların vergilerinin indirilmesinden işletme kredisine, ilk yatırım maliyetine, enerji desteğine varıncaya kadar her türlü desteği veri merkezi kurulması için bu konuda çalışma yapacaklara yönelik çok özendirici, çok cazip bir teşvik paketini yürürlüğe koyduk.” dedi.

Yıldırım, Ar-Ge yatırımlarına ilişkin desteklere ara vermeden devam edeceklerini, şu anda 289 Ar-Ge merkezi olduğu, 28 binin üzerinde de doğrudan çalışan bulunduğunu söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ar-Ge Kanununa ek olarak sektöre ilave kaynak aktarmaya başladığını dile getiren Yıldırım, kurumlar vergisinde gerekli kolaylığın sağlandığını, 50 kişi şartının 15’e indiğini, 4,5 G’nin de yetkilendirilmesi kapsamında Ar-Ge yerli ürün kullanımına ilişkin özel destekler verildiğini anlattı.

Yıldırım, bunun 2013’ten bu yana belirli firmaların yaptığı müşterek bir proje olduğunu, çok daha önce tamamlanması gerektiğini vurgulayarak, hala tamamlanmamış olmasını da eksiklik olarak gördüğünü, bu konuda biraz daha hızlanılması gerektiğini kaydetti.

Bilginin üretilmesi kadar ülkede kalması, ülkenin bilginin merkezinde yer alması konusunun da önemli olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda yakın zamanda sayıları artan veri merkezleri ülkemiz için önemli bir husustur. Daha bugün çıkardığımız Kanun Hükmünde Kararnameyle çağrı merkezleriyle birlikte veri merkezlerinin kurulmasına yönelik çok büyük teşvik ve destekleri açıkladık. Bir göz atarsanız Resmi Gezete’ye göreceksiniz. Bina tahsisinden, vergi kolaylığına, çalışanların vergilerinin indirilmesinden işletme kredisine, ilk yatırım maliyetine, enerji desteğine varıncaya kadar her türlü desteği veri merkezi kurulması için bu konuda çalışma yapacaklara yönelik çok özendirici, çok cazip bir teşvik paketini yürürlüğe koyduk. Hayırlı uğurlu olsun. Şimdi firmalardan beklediğimiz artık bu veri merkezlerinin zaman kaybetmeden kurulması. Bunu bir ticari iş olarak görmüyoruz. Veri merkezleri beraberinde başka eko sistemlerini geliştirecek. Aynı zamanda da bilgi güvenliğine ülkemizin stratejik bilişim hedeflerine de hizmet edecektir. Böylece ülkemiz sadece bilgiyi üreten değil, bilgiyi kullanan değil, aynı zamanda bilgiye de sahip olan, onu da bünyesinde barındıran bir ülke konumuna gelecektir. Bu tür merkezler şüphesiz hem ülkemizin hem bölgenin bütün verilerinin ülkemiz üzerinden trafiğinin sağlanmasına da katkı sağlayacak. Ayrıca ülkemizde üretilen ve ülkemiz üzerinden taşınan verilerin de Türkiye’de kalmasına vesile olacaktır.”

Yıldırım, internet, Google, Facebook, Youtube ve Twitter gibi içerik sağlayıcılarının verilerinin de burada muhafaza edilmesine imkan sağlayacağını, fırsat oluşturacağını dile getirerek, bu konuda bazı yasal iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yer ve içerik sağlayanlarının sorumlulukları açısından, davalarda bazı farklı yorumların olduğunu belirten Yıldırım, yer sağlayıcının sorumluğunun içerik sağlayıcıya yüklemek veya tersini yapmanın caydırıcı bir unsur olduğunu, bununla ilgili iyileştirme ve düzeltmelerin de sürdüğünü anlattı.

SİBER GÜVENLİK

Başbakan Binali Yıldırım,  yapılan çalışmaların, atılan adımların bilişim sektörünün büyümesine verilen önemi açıkça ortaya koyduğunu belirterek, internet vasıtasıyla yaşanan güvenlik tehditlerinin de aynı şekilde önemsediklerini anlattı.

Bu noktada siber güvenlikle ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını ifade eden Yıldırım, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının siber güvenlik konusunda koordinasyondan sorumlu bakanlık haline geldiğini kaydetti.

Yıldırım, siber güvenliğin sağlanmasına ilişkin önemli çalışmaların devam ettiğini, bu konudaki eylem planının uygulamaya girdiğini dile getirerek, “Kurumsal ve sektörel siber olaylara müdahale ekipleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sorumluğunda oluştu. Siber güvenliğe ilişkin üniversitelerde yüksek lisans, doktora programları hızlandırıldı. Tatbikatlar düzenlendi, eğitimler veriliyor. Siber güvenliğe, siber saldırılara yönelik dayanıklılık testleri belirli aralıklarla yapılıyor. Ancak bununla yetinmiyoruz önümüzdeki süreçte sadece siber savunma değil, siber caydırıcılık konusunda da önemli adımları atmış olacağız. Amacımız bir yandan siber saldırıları önlemek, ülkemizin, vatandaşımızın ve kritik alt yapılarımızın korunmasını sağlamak, diğer yandan da bu kötü niyetli faaliyetlere karşılık verecek caydırıcılık kabiliyetimizi de geliştirmek.” diye konuştu.

KAMUNET PROJESİ TANITILACAK

Başbakan Yıldırım, bu noktada yarından itibaren “Kamunet Projesi” tanıtım etkinliğinin 2016-2019 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi Eylem Planı Çalıştayı’nın başlayacağını söyledi.

Kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının katılacağı, bütün paydaşları bir araya getiren toplantıda sektörün yakından takip etmesinin önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, yarın bir tanıtım yapılacağını kaydetti.

Kamunet’in siber güvenliğin, güvenli internetin kamuda başlatılan bir adımı olduğunu söyleyen Yıldırım, projeye bakanlığı döneminde başlanıldığını, bunun en azından kamudaki iletişimin bir özel ağ üzerinden yapılması, böylece kamu iletişiminin, buradaki bilgi akışının güvenli bir ortamda gerçekleşmesi olduğunu anlattı.

Yıldırım, artık kamunet verilerinin bu ağı üzerinden daha güvenli bir şekilde gerçekleşeceğini, Ulusal Güvenlik Stratejisi Eylem Planı’na göre de yenilikçi stratejik adımların daha da güçlendirileceğini, kamu özel sektör, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve bütün paydaşlara sorumluluklar verilerek yeni bir eko sistemin oluşumunun sağlanacağını dile getirdi.

YETKİ KARGAŞASINI DA ORTADAN KALDIRACAK DÜZENLEMEYİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ

“Gönülden inanıyorum ki yeni eylem planımız siber tehditlere karşı mücadelemizde yeni bir açılımı, yeni bir dönemi de beraberinde getirecek” diyen Yıldırım, söylenecek çok şey olduğunu, ancak çok konuşmak, laf üstüne laf koymak yerine artık taş üstüne taş koymanın, iş zamanı olduğunu söyledi.

Yıldırım, 14 yıl boyunca bunu yaptıklarını, sektörle zorlukları da beraber göğüslediklerini, güzellikleri de beraber yaşadıklarını ve bugünlere gelindiği anlatarak, bundan sonra işin çok daha fazla olduğunu kaydetti.

Yıldırım, “Ulaşımda hız felaket, bilişimde berekettir. Bundan sonra hızın daha da artması için akıl yollarının şerit sayısını da artıracağız. Buradaki trafiği de çeşitlendireceğiz. Bunun için de Ulaştırma Bakanlığımıza, belediyelerimize çok büyük görev düşüyor. Bu konudaki yetki kargaşasını da ortadan kaldıracak düzenlemeyi bugünlerde hayata geçireceğiz.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından katılımcılar ve Başbakan Binali Yıldırım hatıra fotoğrafa çektirdi.

Programa Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan,  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci’nin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.