Başbakan Yıldırım, İstanbul Sağlık Fuarı kapanış programında konuştu

Başbakan Binali Yıldırım, ilk hedefin millileştirme ve yerlileştirme olması gerektiğini belirterek, “Sürekli bizi birtakım finansal manipülasyonlarla zora düşürmeye çalışanlara vereceğimiz en güzel cevap; kendi kaynaklarımızı, akıl terimizi, alın terimizi ve genç insan gücümüzü en iyi şekilde devreye sokmak. Bunun için gerekli tedbirleri alıyoruz. Biz üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonrası genç yatırımcılara kalıyor. Paraysa para, destekse destek her şey mümkün.” dedi.

Yıldırım, CNR EXPO Fuar Merkezinde düzenlenen İstanbul Health Expo 4. Medikal Cihaz Fuarı ve Bütünleşik Sağlık Hizmetleri, 2. Uluslararası Bütünleşik Sağlık ve Bakım Kongresi’nin kapanışında yaptığı konuşmada, üniversite sınavında iyi bir puan aldığını, ailesinin de kendisine “Bizim aile kalabalık, hastanelerde de çok sıra var, gidiyoruz muayene olamıyoruz, sen doktor olursan hiç değilse aile kurtulur.” şeklinde telkinde bulunup, hekim olması için baskı yaptığını anlattı.

Ancak kendisinin mühendis olmayı istediğini, bu konuda ailesiyle anlaşamadığını dile getiren Yıldırım, bir anısını şöyle aktardı:

“Bir gün yaşlı babaannem var, onu Kuledibi Hastanesine muayeneye götürdüm. Epey uzun süre bekledik. Güç bela muayene oldu ama hiç de mutlu olmadı. Doktor hiç konuşmadı, azarladı. Öyle bir gidip gideceğimize pişman olduk. Döndük, gelirken yolda Tepebaşı’nda babaannem başladı, ‘Doktor, doktor şifa bulursam para helal olsun yoksa kefen parası olsun.’ dedi. Ben hemen, zaten doktor olmak istemiyorum, ‘Babaanne, ben doktor olmaktan vazgeçtim.’ dedim. ‘Niye?’ dedi. ‘Ben doktor olursam bana de böyle beddua edersin.’ dedim. ‘Yok evladım sana etmem.’ falan dediyse de ‘Yok yok ben olmayacağım.’ dedim. Öylece kararımızı değiştirdik.”

Başbakan Yıldırım, doktorluğun çok asil bir hizmet olduğunu vurgulayarak, insan hayatından daha önemli bir iş bulunmadığını ifade etti.

Bir insanın hayatının kurtulmasına vesile olmanın çok büyük bir hizmet olduğunu ancak bir o kadar da sorumluluğu bulunduğunu dile getiren Yıldırım, “İnsanların sadece tedavi olması yetmiyor. Onları mutlu etmeniz de lazım. Empati kurmanız da lazım. Allah’a şükür günümüzde hekimlerimiz mekanik iş yapmıyorlar. İnsanın ruhuna da hitap ediyorlar, hastalarımıza da yakınlarına da gereken ilgiyi, alakayı gösteriyorlar.” diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, bugünkü hizmetlerin durup dururken bu noktaya gelmediğini belirterek, şöyle devam etti:

“AK Parti iktidarı öncesindeki işleri anlat anlat bitmez ama bunlar çabuk unutuluyor. Biz 03.00’te Okmeydanı Hastanesinin önünde kuyruğa girip, muayene için fiş aldığımız günleri hatırlıyoruz. Hazır fiş aldık, muayene olurken ailedeki bütün hastalıkları sayıyorduk kendi hastalığımız gibi ilaç almak için. ‘Ya sende de yok yok be kardeşim, tüm hastalıklar seni mi bulmuş?’ diyordu. Tıbbi tetkikler de yok. Sırtına vuruyor parmağıyla, ‘Bir öksür’ diyor ‘Ağzını aç, burnunu kapat’ diyor, ondan sonra hadi yürü. Bir kağıda bir şey yazıyor, reçete bodrum kata iniyorsun orada eczacı ‘Beş tane ilaç var, bir tanesi var, dört tanesi yok.’ diyor. Bunu git başka yerden bul, nereden bulursan bul. Böyle günlerden böyle günlere geldik. Allah’a şükür şimdi 79 milyon vatandaşımızın hepsi istisnasız sağlık hizmetinden yararlanıyor. Sağlıktaki dönüşümü öyle sıradan bir iş olarak görmeyelim. Vatandaşlarım şunu bilsin ki, Türkiye’de AK Parti birçok hizmete imza attı 14 yılda. Ama bu hizmetlerden iki tanesi hep zirvede oldu. Birisi sağlık, birisi ulaşım. Bugün vatandaşın memnuniyetini ölçtüğünüz zaman yüzde 70’in üzerinde bu iki hizmet, hep en üst sırada yer alıyor. Allah’a şükür milyonlarca insanımızın her gün yüz yüze geldiği sağlık, ulaşım hizmeti, iktidarımızın yüzünü güldüren hizmetler olarak verilmeye devam ediyor.”

BUNUN İÇİN HİÇ AMA HİÇ BİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMIYORUZ

Başbakan Yıldırım, bir iş olmadığı zaman “sağlık olsun” denildiğini vurgulayarak, “Acaba nereden geldi diye merak ettim, henüz cevabını bulamadım ama olmayan işe sağlık olsun derken demek ki eskiden işlerimiz olmuyordu, sağlık kurumlarında boynumuz bükük dönüp geri geliyorduk.” diye konuştu.

“Sağlık olsun” demekle sağlığın olmadığını, bunun için güzel hastane yapılması ve doktor yetiştirilmesi gerektiğini aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaş gittiği zaman her türlü hizmeti alacak. Bugün git, yarın gel olmayacak. İnsanca muamele görecek. Bütün bunların hepsi bugün var Allah’a şükür. Bu da insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesinin, AK Parti’nin iktidarda göz önüne aldığı en büyük prensiptir. Bizim için olmazsa olmaz vatandaşımızın sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu zaman sıkıntı çekmeden kaliteli hizmeti almasıdır. Bunun için hiç ama hiç bir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Düşünün hep filmlerde görürdük, bir yabancı başka ülkede başına bir iş geldi, kaza geldi, acil uçak gelir, alır götürür. ‘Ya bunlar niye bizim memleketimizde yok?’ diye hayıflanırdık. Allah’a şükür şimdi hepsi var. Helikopterler var, kış, kar şartlarında giden ambulanslarımız var, uçaklarımız var. Gidiyoruz herhangi bir ülkede bir vatandaşımızın sağlık sorunu olunca, başına bir iş gelince alıp getiriyoruz veya şehirlerimizde acil müdahale icap eden konular varsa bunların hepsini halleder duruma geldik.”

SAĞLIKTAKİ DÖNÜŞÜMLE BERABER BU ALANDA ÇOK GÜZEL İŞLER YAPILMAYA BAŞLANDI

Başbakan Binali Yıldırım, bu yıl dördüncüsü düzenlenen sağlık fuarında 5 bin civarında katılımcının yer aldığını, bu anlamda da Uluslararası Bütünleşik Sağlık ve Bakım Kongresi’nin de ikincisinin yapıldığını belirterek, sağlık araç ve gereçlerinin ileri ve orta teknolojiye sahip cihaz olduğunu, bunlara da ülke olarak büyük paralar verildiğini söyledi.

Ancak son yıllarda sağlıktaki dönüşümle beraber bu alanda da çok güzel işler yapılmaya başlandığını, aralarında Samsun, Uşak, İzmir, Ankara gibi şehirlerin bulunduğu bazı illerde sağlık kümelenme noktalarının oluşturulduğunu anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Bu sağlık kümelenme noktalarını Anadolu’nun doğusuna da yayacak çok önemli teşvik tedbirleri aldık. Doğu ve Güneydoğu’daki 23 ilimizi cazibe merkezi haline getirme konusunda radikal, keskin teşvik tedbirleri aldık. Öylesine teşvik edeci kararlar ki herhangi bir projeyi devlet, yatırımcıyla oturacak, konuşacak ihtiyacına uygun olarak her türlü desteği verecek. Buna ürettiği ürünü satın almada dahil. İlk yatırımda destek, işletmede destek, çalıştırdığı personelin maliyetinin azaltılmasında destek de dahil. Dolasıyla artık istediğiniz ürünü Türkiye’de yapmak için önünüzde hiçbir mazeret kalmadı. İlk hedefimiz millileştirme ve yerlileştirme olmalı. Sürekli bizi birtakım finansal manipülasyonlarla zora düşürmeye çalışanlara vereceğimiz en güzel cevap; kendi kaynaklarımızı, akıl terimizi, alın terimizi ve genç insan gücümüzü en iyi şekilde devreye sokmak. Bunun için gerekli tedbirleri alıyoruz. Biz üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonrası genç yatırımcılara kalıyor. Paraysa para, destekse destek her şey mümkün.”

Yıldırım, genç nüfusla övünüldüğünü ama 10 sene sonra 65 yaş üzerinde 8,5 milyon insanının olacağını, bu vatandaşların bakımı için şimdiden tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

Hali hazırda 315 bin vatandaşa evde düzenli sağlık hizmeti verildiğini belirten Yıldırım, her ay kontrollerinin ve ölçümlerinin yapıldığını, sağlıklarının kayıtlarının tutulduğunu, sosyal devlet olmanın, vatandaşına önem vermenin ölçünün de bu olduğunu vurguladı.

Bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını ifade eden Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının el ele, toplumda desteğe ihtiyaç duyan kesimlerinin her türlü hizmetini vermek için adeta yarış halinde olduğunu, büyük bir fedakarlıkla çalıştıklarını dile getirdi.

Yıldırım, Türkiye’deki sağlık sisteminin birçok ülkede örnek olarak anlatılmasının bir fantazi değil, 14 yıllık tecrübenin yansıması olduğunu aktardı.

AK Parti iktidarı olarak iki alanı öncelikli hedef olarak seçtiklerini dile getiren Yıldırım, bunların eğitim ve sağlık olduğunu,  AK Parti iktidarının ilk yılında eğitimde 10 milyar bütçe olduğunu, bugün ise 122,5 milyar liraya çıktığını, 12 kat arttırıldığını söyledi.

Yıldırım, sağlıkta da 7,5 milyar bütçeyle başladıklarını bugün ise 115 milyar lira ile eğitimden sonraki en büyük bütçeyi ayırdıklarını dile getirerek, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözlerini anımsattı.

En ufak bir nezle, farenjit, grip olunduğunda sağlığın öneminin hatırlandığını ifade eden Yıldırım, son kerteye gelmeden sağlığın değerinin bilinmesini istediklerini, bu nedenle birinci, ikinci ve üçüncü kademe sağlık hizmetlerinin yapıldığını belirtti.

Yıldırım, 22 bin aile hekimi olduğunu belirterek, “Olaylar ilerlemesin, sağlıkla ilgili sorunlar büyümesin, ikinci ve üçüncü kademe sağlık merkezlerinde birikim olmasın, sağlık aynen kalp atışları gibi takip edilsin.” diye aile hekimliğinin oluşturulduğunu vurguladı. Yıldırım, buna mutlaka daha fazla önem gösterilmesi gerektiğini, koruyucu sağlık sağlık hizmetlerinin, tedavi amaçlı sağlık hizmetlerine göre daha fazla önemsenmesi gerektiğini ifade etti.

BİZ HER ŞEYİ YAPABİLİRİZ

Başbakan Binali Yıldırım, sağlıkta yerli üretim ve millileştirmenin çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bugün bununla ilgili yapılabilecek her türlü girişim için hükümetimiz gerekli tedbirleri almıştır, altyapıyı hazırlamıştır. Bahanemiz yok. Biz her şeyi yapabiliriz. Gelişmiş ülkelerdeki ne varsa daha iyisini bu ülke insanı rahatlıkla yapar. Bunu daha önce gösterdi. Şimdi yavaş yavaş ‘Türkiye’ye filanca işin ambargosunu mu koysak, filanca kısıtlamaları mı yapsak’ gibi modası geçmiş bazı laflar duymaya başlıyoruz. Buradan açıkça söylüyorum; bu milleti kısıtlamalarla, yasaklamalarla terbiye edeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu ülke istiklali için, halkının refah ve geleceği için asla ve asla değerlerinden taviz vermez.”

Avrupa Parlamentosunda Türkiye’yle ilgili alınan karara değinen Yıldırım, “İki gün önce Avrupa Birliği Parlamentosunda milletvekilleri toplandılar, Türkiye’yle müzakerelerin durdurulmasına karar verdiler. Bu kararın bizim için hiç kıymeti harbiyesi yoktur. Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar. İstedikleri kadar karar alsınlar. Aziz milletimiz ne karar alırsa ona boynumuz kıldan incedir, onun dışındaki kararların bizim için hiç ama hiç önemi yoktur.” diye konuştu.

OBJEKTİFLİKTEN UZAK BIR KARAR

Yıldırım, Türkiye’nin dinamik yapısı ve bölgedeki potansiyelinin bilindiğini vurgulayarak, Türkiye ile medeni dostluk ilişkileri olduğuna inandıkları ülkeler ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’nin taşıdığı değerleri de iyi bilmeleri gerektiğini söyledi.

Ne yazık ki Avrupalı dostların mesele Türkiye olduğu zaman objektif düşünce odaklarından uzaklaştıklarını belirten Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

“Avrupa Parlamentosunun iki gün önce aldığı karar bunun en güzel örneğidir. Objektiften uzak bu kararın hiç ama hiç bir anlamı yok. Avrupa Parlamentosu bu kararla kendini küçük düşürmekten başka hiçbir iş yapmamıştır. Milletimizin Avrupa Birliği’ne zaten azalmakta olan güven duygusunu daha da zedelemiştir. Birlik, bu kararını siyasi basiretten, iyi niyetten uzak bir şekilde almıştır. Öncelikle AB, Türkiye ile mi yoksa Avrupa’da kol gezen terör örgütleriyle mi iş birliği içinde olacak, bunun kararını vermelidir. Türk milleti bunu beklemektedir. Her zaman ‘Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den geçiyor’ diye söyleyeceksiniz, ondan sonra da Türkiye’yi yıkmaya çalışan FETÖ’cü, BTÖ’cü terör örgütleriyle kol kola gireceksiniz. Bunu asla kabul etmeyiz.”

TEKMELEDİNİZ, YERDEN YERE VURDUNUZ

Başbakan Yıldırım, Suriye ve Irak’ta yaşanan insanlık trajedisinden memleketlerini, yurtlarını, canlarını kurtarmak için terk eden milyonlarca vatandaşa, mülteciye kucak açan, onları bağrına basan ülkenin Türkiye olduğunun unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye bu mültecilere sahip çıkmazsa o zaman Avrupa’nın halini siz bir görün bakalım. Macaristan’a, Avusturya’ya 3-5 tane mülteci gitti, milletin gözü önünde tekmelediniz, yerden yere vurdunuz. İnsanlık Türkiye’de, insanlığın ölmediği ülke Türkiye’dir. Avrupalı dostlarımız bilsin ki bu mültecilerle ilgili anlaşmamız ilahi nahiye böyle devam edecek değildir. Türkiye anlaşmasına sözüne sadıktır. Bugüne kadar bunun aksi asla tahakkuk etmemiştir. Ama Avrupalı dostlarımızın da verdikleri süzün arkasında durmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

Yıldırım, 53 senedir bu yollarda yüründüğünü dile getirerek, “Ne için yürüyoruz? Daha güzel bir dünya için, daha güvenli bir Avrupa için. Bütün bu gayretler ortadayken kalkıp Türkiye’ye ayar vermeye çalışmak, en hafifinden vizyonsuzluktur. Ben öyle ümit ediyorum ki bu karar Avrupa Birliği Liderler Zirvesinde hiçbir şekilde dikkate alınmayacak ve yarım asrı geçen Avrupa Birliği-Türkiye yolculuğunun zarar görmesine rıza göstermeyecek Avrupa’da vizyon sahibi hala liderler olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.