Başbakan Yıldırım, TBMM Grup Toplantısında konuştu

Genel Başkan ve Başbakan Binali Yıldırım, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin, “Sonuç ne olursa olsun Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını geriye götürecek, adil temsil haklarına zarar verecek hiçbir çözüm asla ve asla kabul edilemez. Kıbrıs’ta iki taraflı dönüşümlü başkanlığı içeren, adil paylaşımlı bir çözümü biz de çok arzu ediyoruz. Kıbrıs’ta geçmişte yaşanan olayların bir daha olmaması için Türkiye’nin etkin garantisi aynen devam etmelidir.” dedi.

Yıldırım, TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, güzel bir özelliği olan bugünün, KKTC’nin kuruluş yıl dönümü olduğunu anımsattı.

KKTC’nin 33 yıl önce kurulduğunu belirten Yıldırım, “bütün Kıbrıslı kardeşlerinin bu güzel gününü kutladığını, coşkularını anavatan olarak paylaştığını” söyledi.

Türkiye’nin her zaman Kıbrıs’ın yanında olduğunu ve yanında olmaya devam edeceğini dile getiren Yıldırım, Kıbrıs’ın siyasi, ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamaya yönelik her türlü katkıyı, hassasiyeti sürdüreceklerini bildirdi.

Yıldırım, bugünlerde Kıbrıs’ta müzakerelerin devam ettiğine dikkati çekerek, bu müzakerelerin amacının adada yıllardır devam eden haksızlıkların sona erdirilmesi olduğunu vurguladı. Kıbrıs Rum tarafının, adanın tamamını temsil ettiğini, KKTC’ye bu anlamda ambargo uygulandığını ifade eden Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu müzakerelerin amacının, bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu görüşmelerden ümit ederiz ki hayırlı bir sonuç çıkar. Sonuç ne olursa olsun Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını geriye götürecek, adil temsil haklarına zarar verecek hiçbir çözüm asla ve asla kabul edilemez. Kıbrıs’ta iki taraflı dönüşümlü başkanlığı içeren, adil paylaşımlı bir çözümü biz de çok arzu ediyoruz. Tabiatıyla Kıbrıs’ta geçmişte yaşanan olayların bir daha olmaması için Türkiye’nin etkin garantisi aynen devam etmelidir. Bu konuda farklı alternatifler ortaya sürenler asla ve asla yanılgı içinde olmasınlar. Çünkü 1974’te, 1960’lı yıllarda yaşananları hepimiz biliyoruz. Ümit ederiz ki bu görüşmeler iki tarafı da memnun edecek şekilde bir sonuca bağlanır.”

KEÇİÖREN METROSU HİZMETE GİRECEK

Binali Yıldırım, geçen haftayı yoğun bir gündemde tamamladıklarını, ilk olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin yaptığı yatırımların, hizmetlerin toplu açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiklerini anlattı.

Keçiören trafiğini neredeyse yarı yarıya rahatlatacak, Yavuz Sultan Selim Bulvarı ile 88 projeyi Ankaralılar’ın hizmetine sunduklarını anımsatan Yıldırım, Ankaralılara bir müjde daha verdi. Yıldırım, yılbaşından itibaren yaklaşık 10 kilometrelik Keçiören Metrosu’nun da hizmete gireceğini bildirdi.

CANLA, BAŞLA ÇALIŞIYORLAR

Yıldırım, terör olaylarına bulaşmış belediyelere atadıkları belediye başkanlarıyla Ankara’da bir araya geldiklerini dile getirerek, bölgedeki terör eyleminden zarar gören vatandaşların yaralarını sarmak için belediye başkanlarının yaptıkları güzel çalışmaları dinleme fırsatı bulduğunu söyledi.

Örgütün bölgeye, orada yaşayan halka verdiği zararların, kısa sürede başkanların fedakar çalışmalarıyla giderildiğini aktaran Yıldırım,  bölgede yaşayan vatandaşlar ile ilişkilerin kısa sürede düzeltildiğini öğrenme fırsatı bulduğunu belirtti. Başbakan Yıldırım, “Büyük mağduriyet yaşayan ilçe ve şehirlerimizde yaşayan, buradaki çukurların kapatılması, yolların asfaltlanması, alt yapı, üst yapı, yeşil alan, birçok tahrip olmuş geciktirilmiş hizmetlerin yerine getirilmesi için atadığımız belediye başkanvekilleri canla, başla çalışmaktadır.” diye konuştu.

Yeni kurulan Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’nin,  2016-2017 eğitim yılı açılış törenine katıldıklarını, genç jandarma, sahil güvenlik subay adaylarıyla bir araya geldiklerini ifade eden Yıldırım,  akademide vatanına, milletine bağlı, ufku açık, donanımlı gençlerin yetişmesinden duyduğu memnuniyeti vurguladı.

Yıldırım, Ankara’da Sivil Dayanışma Platformu’nun hizmet binasını açtıklarını dile getirerek, gönüllülerin  bundan önce olduğu gibi bundan sonra da faaliyetlerine hız kesmeden devam etmesini diledi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 78. anma gününü geçen perşembe idrak ettiklerini belirten Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde, geniş katılımla ilk kez milletin evinde bu anma toplantısını gerçekleştirdiklerini anımsattı. Yıldırım, şehit ve gazileri minnet, şükranla andı.

ZOR OLAN HEMEN YAPILIR İMKANSIZ BİRAZ ZAMAN ALIR

Daha sonra il ziyaretleri gerçekleştirdiklerini anlatan Yıldırım, ilk olarak Trabzonlu hemşehrileriyle bir araya geldiklerini söyledi.

Bölgeye çok büyük değişiklik getirecek, dünyanın çift tüplü ikinci büyük tüneli Ovit Tüneli’ne geçerek ilk ışığın görülmesine şahitlik ettiklerini, bu mutluluğu yaşadıklarını vurgulayan Yıldırım, bu proje, Ovit Tüneli’nin 136 yıllık bir hayal olduğunun altını çizdi. Yıldırım, AK Parti hükümetlerinin, hayalleri gerçeğe dönüştüren hükümetler olduğunu kaydederek, bölge insanının yıllar yılı bu yollarda ne kadar büyük sıkıntı çektiğini orada yaşayanların çok iyi bildiğini ifade etti. Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz yıllarda, kasım ortalarında Erzurum’dan Rize’ye gelen öğrencilerin bir gece boyunca orada mahsur kaldığını, sabaha kadar kurtarılması için kurtarma çalışmalarında bizatihi yer almıştım. İşte o gördüğümüz manzara, o zorluklar bize bir şey öğretti; ne kadar zor olursa olsun ne kadar çetin olursa olsun mutlaka her şeyin bir çözümü vardır. Zor olan hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır. AK Parti iktidarının en önemli özelliği budur. Kış gelip, her tarafı kar kapladığında Erzurum, Rize karayolu tam 6 ay kapalı kalıyordu. Şimdi artık bu meşakkat, mağduriyet bitiyor. Tünelin ucundaki ışık işte bu sevincin ışığıdır. Bu tünelle Erzurum-Rize karayolu artık 12 ay ulaşıma açık olacak, bölge insanına hizmet edecek. Sadece bölge insanına hizmet etmekle kalmayacak, Ovit Tüneli’nin üzerinde olduğu Karadeniz, Anadolu yolu iki potamyayı birbirine birleştiren yoldur. Biri potamya, diğeri Mezopotamya. Potamya’nın da neresi olduğunu biliyorsunuz. Cumhurbaşkanımızın ilçesidir, Güneysu ilçesidir. Oradan başlayıp, İyidere, İkizdere Ovit,Kırık, İspir, Erzurum güneye doğru devam ediyor. Tünelin toplam uzunluğu 17 kilometreyi aşıyor. 17 kilometre tek tüpten bahsediyoruz. ”

Bolu Tüneli’ni önceki iktidarların 17 yılda yapamadığını, “Sonunda tüneli ne yapsak, ayrıca patates deposu mu yapsak. Kapatsak mı diye” tartışma açtıklarını hatırlatan Yıldırım, 17 yılda 3 bin 200 metre tünel yapamayan bir Türkiye’den artık yılda 80 kilometre tüneli bitiren bir Türkiye’ye gelindiğini vurguladı.

“İşte bu Türkiye, AK Parti iktidarının olduğu Türkiye’dir.” diyen Yıldırım, 2017 yılının sonunda Ovit Tüneli’nin açılışının gerçekleştirileceğini bildirdi.

Yıldırım, haftalık program kapsamında Trabzon’dan sonra Rize’de sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiklerini, bölgenin sorunlarını dinlediklerini, beklentileri öğrenme fırsatı bulduklarını anlattı.

Rize’den sonra İstanbul’da 16. MÜSİAD EXPO’nun kapanış toplantısına katıldığını söyleyen Yıldırım, 66 ülkeden 150 katılımcıyla binlerce KOBİ temsilcisinin bulunduğu toplantıda, ekonomi ve geleceğe dair yeni projelerin konuşulduğunu dile getirdi.

Bir günde Ankara, Trabzon, Rize ve İstanbul’da düzenlenen çeşitli programlara katıldığını aktaran Yıldırım, İstanbul’da “Şehrin Mimarları Toplantısı”nın ardından haftalık program kapsamında son olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte, Gana, Myanmar ve Endonezya’ya gidecek enerji gemilerinin uğurlama törenine katıldığını anlattı.

ÇİN’DEN SONRA EN ÇOK DENİZCİ YETİŞTİREN ÜLKE TÜRKİYE

Türkiye’nin birçok alanda olduğu gibi sosyal desteklerde de sosyal sorumluluk projelerinde de dünyanın önde gelen ülkeleriyle adeta yarış halinde olduğuna dikkati çeken Yıldırım, “Bugün dünya nüfusunun beşte birinin elektriğe ulaşamadığını düşünürsek yapılan bu hizmetin ne kadar anlamlı bir hizmet olduğu ortaya çıkacaktır.” ifadesini kullandı.

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“14 yıllık AK Parti iktidarında, enerjideki kapasitemizi tam 2,5 kat arttırdık. Deniz taşımacılığındaki, iç hatlardaki yolcu sayımızı 90 milyondan 165 milyona çıkardık. Deniz ticaret filomuzu dünyanın yükünü taşıyan 30 ülkesi arasında 14. sıraya yükselttik. Bugün yetişmiş 180 bin gemi adamımız var, Çin’den sonra en çok gemi adamı, denizci yetiştiren ülke Türkiye’dir. Nüfusları karşılaştırdığımızda, Çin’le yarışacak halimiz yok ama Çin’den sonra ikinci olmak da az iş değil yani.

Yardım alan değil artık yardım eden bir Türkiye. Dünyanın öbür ucunda da olsa ihtiyaç sahibi ülkelere yardım elimizi uzatmaktan geri kalmıyoruz. 14 yıl önce kimin aklına gelirdi ki Türk mühendislerinin yaptığı dev gemiler gidecek, karanlığa gömülü ülkelerin kıyılarına demir atacak, o ülkeler için ışık olacak, ümit olacak, elektrik olacak. Eskinin hayalleri AK Parti ile birer birer gerçeğe dönüşüyor. Vaktiyle ‘Onlar konuşur AK Parti yapar.’ diyorduk, bugün halen onlar konuşuyor, AK Parti yapmaya devam ediyor.”

Haftalık program kapsamında son olarak çiftçilerle milletin evinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olduğunu törende bir araya geldiklerini anımsatan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Toprağımızı hepimiz için işleyen, berekete dönüştüren çiftçi kardeşlerimize bütün imkanları seferber ederek sahip çıkmaya, dertlerini, sorunlarını çözmeye devam edeceğiz. Dün de ifade ettim, buğdayla koyun gerisi oyun. Anadolu topraklarında, tarımda ve hayvancılıkta destek vazgeçilmez bir ilkemizdir, bir işimizdir. Kafana göre değil artık havzana göre ekim yapacaksın. Türkiye’yi 941 havzaya böldük. Her havzadan hangi ürünün yetişeceğini, hangi ürünün ekileceğini bir bir uzmanlar çalıştı. Destekler de bu ürünlere göre verilecek. Böylece belirli bir ürünün, belirli noktalarda yoğunlaşmasının önüne geçilecek ve mağduriyetler önlenmiş olacak. Ayrıca tarımdaki destekte farklı bir uygulamayı da mazot desteğinde yapıyoruz. Mazotta yapılan destek çiftçimizin, tarım kesimimizin yüzünü güldürecek. Buradaki uygulamamız da depodaki mazotun yarısı sizden, yarısı bizden.”

 BİZİM DAVAMIZ, MİLLET DAVASI, TÜRKİYE’YE HİZMET DAVASIDIR

Mazot ve gübrenin tarım alanındaki iki önemli girdi olduğuna dikkati çeken Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Gübreyle ilgili bir süre önce KDV’yi kaldırdık, ayrıca ucuzlatma da gerçekleştirdik. Ama önümüzdeki yıllarda gübredeki politikamız, daha az kimyasal gübre, daha fazla biyolojik ve organik gübre. Çünkü kimyasal gübrenin yarıdan fazlası toprağa geçiyor, toprağı çoraklaştırıyor ve toprağın verimini ortadan kaldırıyor. Onun için daha fazla biyolojik gübreyi teşvik edeceğiz. Hem kimyasal gübrelerin, fosfatlı, nitratlı gübrelerin, terör örgütlerinin bir silahı olmaktan kurtaracağız hem de toprağımızın çoraklaşmasının önüne geçeceğiz.

Tarım desteklerinde önemli bir değişikliği de şu şekilde yapıyoruz: Bilindiği gibi yılda ortalama 13-14 milyar liralık tarıma desteğimiz var. Geçtiğimiz 14 yılda 90 katrilyon tarıma destek verdik. Vereceğimiz bu destekleri bundan sonra parça parça yıl boyunca değil, iki partide vereceğiz. Bir ekim döneminde, bir de hasat döneminde. Böylece çiftçiler aldıkları desteğin de bir kıymetini bilecekler, bir değerini görecekler. Bizim bu milletin yüzünü güldürmekten, hayatını kolaylaştırmaktan başka hiçbir derdimiz yok. Bizim davamız, millet davası, Türkiye’ye hizmet davasıdır.”

Yıldırım, KOBİ’lere, yatırımcılara yeni müjdeler verdiklerini belirterek, KOBİ’lerin, ekonominin bel kemiği, omurgası olduğunu, ekonomik faaliyetlerin, istihdamın, ihracatın yarıdan fazlasının KOBİ’ler eliyle gerçekleştirildiğini ifade etti.

KOBİ’lerin güçlendirilmesi için kredi garanti fonunu kullanarak ilave 17 milyar liralık yeni bir kredi imkanı getirdiklerini vurgulayan Başbakan Yıldırım, bir başka önemli kararın da 2016 yılı için asgari ücret artışından doğan sigorta priminin işveren payını devlet olarak yüklendiklerini, bu uygulamayı 2017 yılında da devam ettireceklerini kaydetti.

Bunun anlamının 2017 yılı boyunca KOBİ’lere, girişimcilere 7,5 milyar liralık bir desteğin sağlanması olduğuna işaret eden Yıldırım, “Böylece piyasadaki hareketlilik, canlılık daha da artacak, ekonominin çarkı daha hızlı dönmeye devam edecek.” dedi.

Bu hafta ihracatçılara yönelik yeni destek paketinin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğü girdiğini aktaran Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

“Yeni desteklerimizle ihracatçıların finansman ihtiyaçlarını giderecek, yeni ihracat bölgelerine girişlerini kolaylaştıracağız. Bu kapsamda yurt dışı alıcılara Türkiye’den yatırım veya sermaye malı ithalatlarında Eximbank marifetiyle ticari faiz oranları üzerinden kredi sağlanacak. Eximbank alıcı kredilerinde gelişmiş ülke Eximbank’larıyla Türk Eximbank’ın uyguladığı faiz farkını karşılamış olacak. Türk Eximbank’a sigorta tazmin desteği verilecek, küresel tedarik zincirinde yer alma potansiyeli olan firmalara, tedarik zincirine girişleri kolaylaştırılması için proje başına 1 milyon dolara kadar yüzde 50 oranında destek vereceğiz.”

Dünya fuarcılık sektöründeki payımızı artırmak amacıyla yurt içi, yurt dışı fuarlara katılan firmalara yer kirası ve diğer masraflarının karşılanacağının da belirten Yıldırım, “İnanıyorum ki bu yeni destek paketi ile beraber uluslararası ticaret hacminin daraldığı bu günlerde ihracatımız yeni bir ivme kazanmış olacak.” diye konuştu.

IRAK VE SURİYE’DE DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLMESİNE ASLA RIZA GÖSTEREMEYİZ

Başbakan Binali Yıldırım, terörle mücadelede kararlılığın eksilmeden devam ettiğine vurgu yaparak, özellikle bu aydan itibaren kış aylarında ara vermeden, kar demeden, kış demeden, soğuk demeden terör yuvalarını dağıtmaya devam edileceğini bildirdi.

Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’yi tehdit eden terör bitinceye kadar hem içeride hem dışarıda mücadeleyi sürdüreceğiz. Ülkemizin milletimizin başını ağrıtan bu şer odaklarına göz açtırmayacağız. Irak ve Suriye üzerinden ülkemize yönelik oradaki iç karışıklıklardan, savaşlardan dolayı terör tehdidi halen devam ediyor. Fırat Kalkanı ile Suriye’de terörün topraklarımıza erişmeden durdurulması için ÖSO’nun, Silahlı Kuvvetlerimizin desteği ile yoğun çalışması devam ediyor. Aynı şekilde Irak’ta muhtemel gelişmeleri dikkate alarak, bu bölgedeki hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu hem ülke güvenliğimiz hem de sınır boylarındaki Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizin güvenliği için önemlidir.

Suriye’de birliklerimizle ÖSO, El Bab’a doğru ilerliyor. El Bab’ın 2 kilometre yakınına kadar gelmiş bulunuyoruz. Burayı da DEAŞ unsurlarından kısa sürede temizlemiş olacağız. PYD- YPG- PKK terör örgütlerine karşı da operasyonlarımız amansız şekilde devam ediyor. Irak ve Suriye’de demografik yapının değiştirilmesine asla rıza gösteremeyiz. Aksi bir durum bölgede yıllarca devam edecek bir iç çatışmanın başlaması anlamına geliyor. Türkiye olarak bütün çabamız bölge halkının özellikle Suriye, Iraklı kardeşlerimizin huzuru, geleceği, can güvenliklerinin sağlanması ve hayatın normale dönmesidir.”

SANDIKTAN ÇIKAN SONUCU YOK SAYMAYA ÇALIŞMAK KABUL EDİLEMEZ

ABD’de gerçekleştirilen başkanlık seçimlerine de değinen Başbakan Yıldırım, uzun süredir dünya kamuoyunu meşgul eden seçimlerin nihayet tamamlandığını belirtti.

Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın ABD’nin yeni seçilmiş başkanı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Hayırlı uğurlu olsun. Kendisini arayıp tebrik ettim. Amerika halkı kendi geleceğiyle ilgili kararı vermiştir. Bu süreci tüm ülkelerin iyi okuması dünya genelindeki değişimin dinamiklerini anlamaya gayret etmesi gerekiyor. Sandıktan çıkan sonucu sokak şiddetleriyle yok saymaya çalışmak, demokrasiye karşı kabul edilemez bir tutumdur. Aksi halde demokrasinin temeli olan seçme ve seçilme hakkının anlamı kalmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye hakkında bugünlerde AB çevrelerinde birtakım olumsuz beyanatların birbiri ardına devam ettiğini aktaran Yıldırım, bunların bilgiye dayanmayan, objektiflikten uzak yaklaşımlar olduğunu belirtti.

AB ÖNCE ŞU TERÖRİSTLERİN AĞZINDAN KONUŞMAYI BIRAKSIN

AB’nin, 15 Temmuz’da Türkiye’nin uğradığı alçak saldırı karşısında beklenen net ve berrak tavrı ortaya koyamadığını kaydeden Başbakan Binali  Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir milletin canı pahasına tanklar karşısında, silahlar karşısında dikilerek ülkesini, demokrasisini, geleceğini savunmasında aslında anlaşılmayacak hiçbir şey yoktu. Herşey dünyanın gözü önünde oldu. Eğer demokrasi ve özgürlüklere inanıyorsanız bir milletin topyekün verdiği bu destansı mücadeleyi ancak ve ancak ayakta alkışlarsınız. Çoluk çocuk demeden bir milletin üzerine ağır silahlarla ateş açanları, Meclisi bombalayanları açıkça lanetlersiniz. Bu tavrı güçlü bir şekilde ortaya koyamıyorsanız kusura bakmayın sizin samimiyetinizi sorgularız. PKK’ya, FETÖ’ye kucak açanlar, terörist başının posterlerini duvarlarında asanlar Türkiye’ye ayar vermeye çalışamazlar. AB önce şu teröristlerin ağzından konuşmayı bıraksın. Önce terör grupları ve onların siyasi uzantılarına destek olmaktan vazgeçsin. Tercihini yapsın, Türkiye ile mi yola yürüyecek, yoksa Türkiye’nin düşmanlarıyla mı el ele, kol kola hareket edecek. Önce AB buna bir karar versin, sonra Türkiye’ye ayar vermeye çalışsın. Bu ülke, ne Avrupa ne bir başka millet, hiçbir ülkeden talimat almaz, hiçbir ülkenin yönlendirmesiyle hareket etmez. Bizim talimat alacağımız tek kaynağımız aziz milletimizdir.”

Yıldırım, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ya da özgürlüklerin hiçbir şekilde tehlike altında olmadığını söyledi.

Milletin 15 Temmuz’da, hiçbir gücün Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bir vesayet kuramayacağını bütün dünyaya açık bir şekilde gösterdiğinin altını çizen Yıldırım, “O zaman AB’li dostlarımızın güçlü desteğini ne yazık ki göremedik ama bugün görüyoruz ki bu çevrelerde terör örgütlerinin algı operasyonlarında kullandıkları birtakım iddiaları gündeme getiriliyor.” diye konuştu.

Yıldırım, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı kararlı mücadelesini sürdüreceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizin barış ve istikrarına, insanımızın can güvenliğine kastedenler kim olursa olsun, asla müsamaha görmeyecektir. Haklı, hakkaniyetli her eleştiriye açığız. Ancak maksatlı ve tutarsız yaklaşımları da asla kabul etmeyiz. Şimdi Avrupa Birliği tutturmuş; ‘Terör yasasını değiştirin’. Nereden çıktı kardeşim? Türkiye, terörle amansız mücadele veriyor. Bir darbe geçirmiş. Bütün terör unsurlarıyla mücadele ederken terör yasasını değiştirmek neyin nesi? Terör örgütlerinin telkini ile bunu bize söylüyorlar. Kusura bakmasınlar.”

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRAN ÜLKELERDEN ÖRNEKLER

Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin çeşitli eleştirilerle karşı karşıya kaldıklarını anlatan Yıldırım, AB ülkeleri de dahil olmak üzere bugüne kadar çok sayıda ülkede zaman zaman milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırıldığını anımsattı.

Yıldırım, Almanya, Belçika, Danimarka, Avusturya, İsveç, İtalya, Fransa, İspanya, İsviçre, İzlanda, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Yunanistan’da sayısız örnekler olduğuna işaret ederek, bu ülkelerde suçüstü yakalanan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırıldığını söyledi.

Avusturya Ulusal Meclisi muhalefet liderinin, Neonaziler tarafından düzenlenen bir baloya Savunma Bakanlığı tarafından yasaklanmış askeri kıyafetle katıldığı için dokunulmazlığının kaldırıldığını anımsatan Yıldırım, Danimarka’da 2006 yılında trafik kazasına sebep olan Adalet Bakanının, 2010 yılında Müslümanlar hakkında ırkçı ifadelerde bulunan milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığını ve hakkında dava açıldığını kaydetti.

Yıldırım, bunun gibi çok sayıda örneklerin bulunduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

“Ortada ciddi suçlamalar varken, ‘Yargı görevini yerine getiriyor’ diye yaygara koparıyorlar. Bu haksızlığı, bu çifte standardı asla kabul etmiyoruz. AB ülkelerinin kendilerine hak gördüklerini, Türkiye de kendisine hak görüyor. Meselenin tartışılacak hiçbir yanı yoktur. Kaldı ki AB ülkelerinde dokunulmazlıkların kaldırılması bırakın terörle ilişkili bulunmayı, vaka-i adiyeden şeylerle bile gerçekleşiyor.

AB’nin son açıkladığı rapor bizi hem üzmüş, hem de rahatsız etmiştir. Bugüne kadar AB ile yürüttüğümüz müzakerelerde yapıcı eleştirileri hoşgörüyle karşıladık ve gereğini yaptık. Ancak son ilerleme raporu maksadını oldukça aşan ifadelerle dolu ve bunları Türkiye olarak asla kabul etmiyoruz. Biz AB’yi terörle mücadelede hep yanımızda görmek istedik, terörün, teröristlerin arkasında değil.”

Başbakan Yıldırım, PKK propagandasına itiraz etmeyenlerin Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye devam ettiklerini söyledi. Terörün küresel bir insanlık sorunu olduğunu ifade eden Yıldırım, “Bizim terörle mücadeleden vazgeçmemiz ya da geri adım atmamız asla beklenmemelidir. Bu kararlılığı gösteremeyen ülkeler, korkarım ki bir gün kendileri de yaptıkları yanlışla acı bir şekilde yüzleşecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

MİLLETİMİZ, BU TRAJİKOMİK FOTOĞRAFI ASLA UNUTMAZ

HDP’li bazı milletvekillerinin tutuklanmasına da değinen Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

“Biz kez daha altını çiziyorum; bazı milletvekillerinin yargı kararıyla ifade vermeye getirilip, bir kısmı hakkında tutuklama kararı verilmesi tamamen hukukun işidir, yargının işidir, yapılan işlemler de hukuk çerçevesinde yürümektedir. Haklarında teröre destek vermek, terör propagandası yapmak, terör örgütü üyesi olmak gibi ağır iddialar vardır. Milletten aldığı yetkiyi hiçbir vekil, terörü besleyip, halka düşmanlık etmek için kullanamaz. Bunlar yargının önünde ya aklanacaklar ya da yaptıklarının hesabını verecekler, bundan başka da üçüncü bir yol yoktur. Türkiye’de hukukun nasıl işleyeceğine AB büyükelçileri karar veremez. Milletimiz AB büyükelçilerinin, HDP grubunda verdikleri o trajikomik fotoğrafı asla unutmaz. HDP bütün çağrılara rağmen terör örgütü ile maalesef arasına mesafe koyamayan bir parti olmuştur. Sözcüleri tarafından binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütüyle ilişkisi birçok kez açıkça ilan edilen bir partiye destek herhalde AB büyükelçilerinin işi olmamalıdır.”

Milletin canına, malına, kardeşliğine, birliğine ve beraberliğine kastedenlerin hakettikleri cezayı göreceklerini vurgulayan Yıldırım, milletin birliği, dirliği ve huzurunun düşmanı olan terör örgütü PKK’ya, DEAŞ’a ve diğer terör örgütlerine yurt içinde ve yurt dışında operasyonların süreceğini söyledi.

Yıldırım, bölücü terör örgütünün alçakça bir saldırı ile Mardin’in Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ü şehit ettiğini de hatırlatarak, şehide Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi. Yıldırım, şehit Safitürk’ün kanının yerde kalmadığını, katillerin yakalandığını ve hesap verdiklerini dile getirdi.

Yıldırım, teröre bulaşmış belediye başkanları yerine atanan belediye başkanlarının hizmetlerini en güzel şekilde yapmanın gayreti içinde olduklarını belirtti.

Kayyum olarak atanan belediye başkanlarının terör örgütünün tehditlerine kulak asmadan, bölgede yaşayan vatandaşlarla kaynaşarak, kısa sürede hem hizmet hem de gönüller yapmayı başardığını ifade eden Başbakan Yıldırım, “Bölgedeki vatandaşlarımızı hak ettikleri ortama, yaşanabilir şehirlere kavuşturmak için hükümet olarak da canla başla çalışıyoruz. Bizim için önemli olan vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek, devlet olarak her zaman yanında olabilmektir. Hiç kimse bizim vatandaşlarımızla aramıza giremeyecektir. Bu ülkenin insanları arasına nifak sokamayacaktır.” diye konuştu.

SAYIN KILIÇDAROĞLU ‘DEDİĞİM DEDİK, ÇALDIĞIM DÜDÜK’ DİYOR

AK Parti olarak siyasetin belirli bir düzeyde olmasını, her siyasi partinin aklıselim çerçevesinde Türkiye’ye katkı yapmasını beklediklerini vurgulayan Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin yapay gerilimlerle, boş laflarla, çamur at izi kalsın mantığıyla bir yere gidemeyeceği artık açık. Bunu ne yazık ki CHP öteden beri anlayamıyor veya anlamamazlıktan geliyor. Defalarca bu kürsüden Sayın Kılıçdaroğlu’na çağrı yaptık, ‘gelin beraber hareket edelim, Türkiye’nin ihtiyacı olan adımları olgunluk içinde beraber atalım’. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu ‘dediğim dedik, çaldığım düdük’ diyor, başka bir şey demiyor. Yabancı medyaya hiçbir mesnedi olmayan iddialarla, büyük oy farkıyla seçilmiş hükümetini, iktidar partisini şikayet ediyor. Önüne gelene, dost-düşman demeden, AK Parti’yi kötülüyor.

Hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem de hükümetimizle ilgili bu iddiaları delillendirdiğini de bugüne kadar görmedik. Asılsız iddia nasıl ispat olacak? Şimdi ‘rejimi değiştirecekler’ diyor. Rejim tartışması ey Kılıçdaroğlu; 1923’te bitti. Cumhuriyeti tartışan kimse yok. Olsa da önce karşısına çıkan AK Parti olur bunu da bil. Biz rejimi değil, anayasayı değiştirmek istiyoruz, vesayet anayasasını değiştirmek istiyoruz. Bırakın da buna millet karar versin. Milletin kararına engel olmayın, ipotek koymayın. Olmak isteseniz de olamazsınız. Millete karşı konulmaz, millete tabi olunur, tabi Sayın Kılıçdaroğlu.”

HÜKÜMET SİSTEMİ DEĞİŞİKLİĞİYLE SINIRLI BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden anayasa değişikliği konusunda önemli bir aşamaya gelindiğine işaret eden Başbakan Yıldırım, anayasa değişikliği çağrısını CHP ve MHP’ye yaptıklarını, bunun üzerine Anamuhalefet Partisi CHP’nin “Hükümet sistemi değişikliğine, başkanlık sistemine karşı olduğunu” açıkça belirterek, kenara çekildiğini anlattı.

MHP’nin de “Parlamenter sistemden yana olduğunu” ifade etse de “Şu anda içinde bulunulan durumun sürdürülebilir olmadığı, halkın seçtiği cumhurbaşkanı ile mevcut anayasanın birbirine uyumlu hale getirilmesi” konusunda AK Parti ile mutabık olduğunu belirttiğini belirten Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunun üzerine çalışmaları ilerlettik. Nihayet hükümet sistemi değişikliğiyle sınırlı bir anayasa değişikliği konusunu yüce Meclise getirmeye karar verdik. Bundan sonra karar yüce milletin Millet Meclisi bu kararın milletin önüne gitmesine imkan verecek, yol verecek. Nihai kararı da her zaman olduğu gibi millet verecek.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, anayasa değişikliği konusunda “Kapımız açık” dediğini anımsatan Yıldırım, “Biz kapıyı hiç kapalı tutmadık, bizim kapımız da açık. Hala vaktin var, tren kalkmadan binebilirsin. Gelin hep beraber yapalım, Yenikapı ruhunu yaşatalım ve vesayet kalıntısı bu anayasayı birlikte değiştirelim. İnşallah MHP ile birlikte bu değişiklikleri Meclisimizin, Yüce Meclisimizin takdirine sunacağız. Oturup meseleyi müzakere ederiz, bütün yollarıyla değerlendiririz, gelin konuşalım. Kafanıza yatmıyorsa yine ‘hayır’. Daha konuşmaya başlamadan ‘istemezuk’ demenin demokraside yeri yok. Biz bu yolda yürümeye kararlıyız ve çalışmalarımızı son noktaya getirdik.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, çok kısa bir süre sonra konunun Meclis’te gündeme alınıp konuşulacağını ifade ederek, “Anayasa ne AK Parti’nin, ne MHP’nin, ne de CHP’nin anayasası olacak. Anayasa milletin anayasası olacak, 79 milyonun anayasası olacak.” dedi.

AK Parti’nin milletin iradesiyle doğduğunu, 14 yıldır milletin iradesini temsil ettiğini kaydeden Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz her zaman gücümüzü milletten aldık. Ne dedik; ‘işimiz hizmet, gücümüz millet’. Milletimiz bizim onlar için nasıl bir aşkla, şevkle çalıştığımızı iyi bilir. 79 milyonun nasıl hukukunu gözetmeye çalıştığımızı iyi bilir. Biz, milletimizin samimiyetine hep inandık ve bu güvenimizde asla yanılmadık. Millet iradesi ne derse gereğini yapmak bizim asli işimiz olmuştur. Bizim için öteki yok, biz varız. Hep birlikte beraber olarak bir bütünün parçalarıyız. Bundan sonra da bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız ve birlikte Türkiye olacağız.”

Başbakan Yıldırım, konuşmasının sonunda salonda bulunan işitme engellilere, “Sizi seviyorum” işareti yaptı.

TBMM Grup toplantısına eski futbolcu Tanju Çolak ve Türk halk müziği sanatçısı Şükriye Tutkun da katıldı.