“Başkanlığın diktatörlük olduğunu söyleyenlerin Türkiye tarihine bakması gerekir”

Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, AK Parti Malatya Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi.

Çalık, , yeni anayasa ve başkanlık sisteminin Afyonkarahisar’da düzenlenen AK Parti 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirtti.

Türkiye’de yeni bir anayasaya ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Çalık, bunun tüm siyasi partilerin seçim beyannamelerinin ilk sıralarında yer aldığını hatırlattı. Çalık, 1982 Anayasası’nın bir darbe anayasası olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Partili Cumhurbaşkanlığı ibaresinin 1924 anayasasında yer aldığına, Türkiye’nin partili Cumhurbaşkanlığı tecrübesini yaşadığına dikkati çeken Çalık, şöyle devam etti:

“Bu ibare 1961 Anayasası’na kadar devam etmiştir. Aslında fiili bir başkanlık süreci yaşamıştır Türkiye. Hukuki olmasa da fiili yaşanan başkanlık o dönemin devrimlerinin yapılmasına en önemli etkendir. Partili cumhurbaşkanlığı, parlamenter sistem tecrübesini yaşamış bir Türkiye’den bahsediyoruz. Şimdi tüm siyasi partilerin seçim beyannamesinde var olan yeni anayasa, Türkiye tarafından yüzde 80 oranında talep edilen, reform mahiyetinde bir anayasadır. Bir revizyon değil reform istenmektedir ve bu yeni anayasa içerisinde de nasip olursa başkanlık sistemi Türkiye için vazgeçilmezdir. Başkanlığın diktatörlük olduğunu söyleyenler Türkiye tarihinin geçmişine ve eskisine bakması gerekir.”

“Her halükarda referanduma gidecek”

Demokrasiden asla taviz vermeden yeni bir anayasayla başkanlık sistemine geçmeyi tüm Türkiye olarak umut ettiklerini söyleyen Çalık, bu vesileyle siyasi partilerin kendi seçim beyannamelerinde vatandaşa sundukları vaatlerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu kapsamdaki açıklamalarının önemsediklerini vurgulayan Çalık, “Şu an sistemimize parlamenter sistem asla diyemeyiz. Bu vesileyle bu sistemin adının yeniden konulması gerekir. Bu konuda sayın Devlet Bahçeli de ‘Anayasa değişikliğini ve sistem değişikliğinizi Meclis’e getirin ve Meclis’in millete götürülecek desteğini size vereceğiz.’ diyor. Bu konuda diğer siyasi partiler de aynı tavırda olmalı. Biz çok net olarak şunu söylüyoruz; Meclis’ten milletimize götürmek için 330 oyu alsak da, referandum ihtiyacı olmadan 367 milletvekili kabulüyle Meclis’ten geçirsek de her halükarda milletimize Meclisimizin kararını götürmek üzere kamuoyuna, milletimize söz veriyoruz.” diye konuştu.

Çalık, bir gazetecenin MHP’de muhaliflerin yeni anayasa ve sistem değişikliğine destek vermeyecekleri şeklindeki söylemlerini hatırlatması üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:

“MHP içerisinde sistem değişikliği ya da yeni anayasa için oyunun renginin ret olacağını ifade eden milletvekilleri var. Yanlış hatırlamıyorsam Ümit Özdağ’ın yapmış olduğu açıklamaydı. Dolayısıyla kendi içlerindeki problemdir. Biz bir siyasi partinin genel başkanı, milli ve yerli duruşuyla herkesin takdirini toplamış Bahçeli’nin sözünü muteber buluyoruz. Geçmiş dönemlerde hangi sözü söylemişse yerinde durduğunu biliyoruz. Bazı genel başkanlar gibi kıvırdığını düşünmüyoruz. Dolayısıyla Devlet Bahçeli’nin sözü muteberdir. MHP içerisinde bir kaç farklı fikirde olan milletvekili olabilir. Onlar kendi iç disiplinlerini çalıştırırlar.”

“Tuzluklar 17-25 Aralık’ta istifa etti”

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Çalık, suçun şahsiliği ilkesinin hukuki bir kural olduğuna işaret etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım’ın bu konuda net açıklaması olduğunun altını çizen Öznur Çalık, şunları kaydetti:

“Biz 17-25 Aralık sürecini yaşadık. Yaşadığımız süreçte tavrını ortaya koyamayan parti mensubu ne kadar arkadaşımız varsa o esnada içimizden ayıkladık. Hepiniz hatırlayın, 17-25 Aralık’ta tuzluklar zaten istifa etti. İstifa eden milletvekilleri, AK Parti’nin oylarıyla milletvekili olanlar aynen KPSS’de soru çaldıkları gibi milletin oylarını çalarak istifa etmişlerdi. 17-25 Aralık bu vesileyle çok önemli bir elekti. Arkasından 7 Haziran’da yaşadığımız seçim çok önemli bir elekti. En fazla o dönem Paralel Devlet Yapılanması ve şimdiki FETÖ konusuna dikkati etmiştik. Daha sonra 1 Kasım seçimleri de 3. eleğimiz oldu.”