adsiz

Büyüyen Türkiye için 2017 hedefimiz yüzde 5

Bakan Tüfenkci, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen “Sebze ve Meyve Ticareti Mevzuatı Değerlendirme Toplantısı”na katıldı.
Tüfenkci, burada yaptığı konuşmada, toplantıları geçen ay içerisinde Mersin ve Antalya’da gerçekleştirdiklerini hatırlattı.
Bugün ise hem meyve-sebze sektöründe ülke genelindeki sorunları hem de Malatya özelinde yapılabilecekleri konuşmak üzere bir arada olduklarını aktaran Tüfenkci, söz konusu toplantılarda sektörde yer alan tüm kesimleri, üreticileri, üretici örgütlerini, tüccarları, komisyoncuları, perakendecileri ve ihracatçıları ayrı ayrı dinlediklerini, görüşlerini aldıklarını ve çözüm önerilerini not ettiklerini ifade etti.
Bugünkü toplantıyla artık yeni bir aşamaya geçeceklerini, katılımcıların katkılarını aldıktan sonra yol haritalarına son şeklini vereceklerini bildiren Tüfenkci, şöyle devam etti:
“Ülkemiz önemli bir sebze meyve üretim potansiyeline sahiptir. Veriler de bu durumu teyit eder niteliktedir. Son verilere göre ürettiğimiz toplam sebze ve meyve miktarı yaklaşık 47 milyon tondur. Söz konusu rakamın neye karşılık geldiğini birkaç örnek vererek somutlaştırmak isterim. Ülkemiz dünyada sebze üretiminde dördüncü, meyve üretiminde ise onuncu sırada yer almaktadır. Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya dahil olmak üzere, AB ülkelerinin her birinden daha fazla sebze ve meyve üretmekteyiz. Yalnızca Antalya’da Hollanda kadar sebze ve meyve üretmektedir. Bu başarının mimarları, emeğini, alın terini ortaya koyan üreticilerimizdir.”
– “Önemli avantajlar sağladık”
Tüfenkci, “Hal Kanunu” kapsamında üreticilere önemli avantajlar sağladıklarını vurgulayarak, söyledi:
“Üreticilerden hal rüsumu alınmasına son verdik. Üretici alacakları konusunda azami süreler belirledik. Ürün bedelinin vadeli satışlarda 30, diğer satışlarda 15 iş günü içinde üreticiye ödenmesini zorunlu hale getirdik. Pazar yerlerindeki satış yerlerinin en az yüzde 20’sinin üreticilere ayrılmasını zorunlu tuttuk. Ayrıca üreticilerin, örgütlenmek suretiyle pazarlama sürecinde yer alması konusunda önemli düzenlemelere yer verdik. Toptancı hallerdeki işyerlerinin en az yüzde 20’sinin üretici örgütlerine ayrılmasını sağladık. Bu düzenlemelerin amacı, üreticilerimizin, üretici örgütleri çatısı altında bir araya gelerek ürünlerini doğrudan pazarlayabilmesine imkan tanımak ve kendi ürününe ilişkin söz sahibi olmasına zemin hazırlamaktır.”
– “Üretici birlikleri güçlensin istiyoruz”
Yaptıkları çalışmalara rağmen bu düzenlemelerin yeterli olmadığının da farkında olduklarını kaydeden Tüfenkci, “AB ülkelerinde üretici örgütlerimizin pazar payı yüzde 46’larda iken, ülkemizde üretici örgütlerinin pazar payı yalnızca binde dört düzeyindedir. Dolayısıyla üreteci birliklerinin pazara hakim olma noktasında hiçbir etkisi yok. Üretici birlikleri güçlensin istiyoruz. Bu noktadan hareketle, vergi avantajları da dahil olmak üzere bir takım teşvik mekanizmalarının oluşturulması yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda başarılı üretici örgütü uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Kalkınma Bakanlığımız ile ortak pilot uygulamalar gerçekleştirerek, elde edilen neticeler çerçevesinde, üretici örgütlerine ilişkin bir model oluşturmayı ve bu modeli tüm ülkemizde yaygınlaştırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
– “25 milyar lira bu sektörde kaybı var”
Sebze ve meyvede yaşanan diğer bir önemli sorunun ise zayiat oranının yüksekliği olduğunu aktaran Bakan Tüfenkci, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu da direkt tüketiciye yansıyor. Depolama olanaklarının yetersizliği ve ürünlerin nakliyesinin uygun araçlarla yapılamaması yüksek oranda ürün kaybına neden olmaktadır. Ürün bazında değişiklik göstermekle birlikte, üretilen sebze ve meyvelerin yaklaşık yüzde 25’inin pazarlama aşamasında zayi olmaktadır. Bu durum, sebze ve meyve arzının azalmasına, dolayısıyla, üreticinin daha az kazanmasına ve tüketicinin daha yüksek fiyattan ürün satın almasına neden olmaktadır. Bugün için perakende fiyatlar üzerinden sektörün ekonomik büyüklüğünün 100 milyar lira olduğu tahmin edilmektedir. Eğer yüzde 25 fire varsa bu demektir ki Türkiye’nin her yıl 25 milyar lira bu sektörde kaybı var ve bu fire tüketicilerimize direk maliyet olarak yansıyor. Bu kaybı ne kadar azaltırsak hem üreticimiz hem de tüketicimiz kazanmış olacak.”
Önümüzdeki günlerde ürünlerin nakliyesinde soğuk zincir uygulamasının yaygınlaştırılması ve depolama olanaklarının iyileştirilmesi amacıyla çeşitli teşvik ve destek mekanizmalarını devreye almayı planladıklarını anlatan Bakan Tüfenkci, çalışmaları en kısa zamanda hayata geçireceklerini kaydetti.
Sektörün en büyük sorunlarından birinin de yüksek kayıt dışılık olduğunu vurgulayan Tüfenkci, Hal Yasası ile bu kayıt dışılıkla mücadelede belirli oranda başarı sağladıklarını bildirdi.
Tüfenkci, çiftçinin pazara yönelik üretim yapmaya yönlendirilmesi gerektiğini belirterek, modern pazar yerlerinde satışların yapılmasının önemine ifade etti.
Hedeflerimiz büyük, hayallerimiz geniş olduğunu aktaran Tüfenkci, önümüzdeki dönemde gerek kanun değişikliği gerek teşvik ve destek uygulamaları konusunda önemli düzenlemeleri hayata geçireceklerini anlattı.