dosya-1

FETÖ 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU… – 01.12.2016

FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.

Reşat Petek, toplantı öncesinde yaptığı konuşmada, darbe girişimine ilişkin bilgi talebinde bulundukları kurumlardan gelen yanıtları üyelerle paylaştı.

Petek ayrıca, komisyon çalışmalarında, özellikle kendisine yönelik iftira niteliğindeki haberlerin gündeme getirildiğini, bu şekilde komisyon ve başkanlık divanının töhmet altında bırakılmak istendiğini dile getirdi.

Konuyla ilgili açılan davalarda söz konusu haberlerle ilgili tekzip kararı verildiğini ifade eden Petek, “Bu konu özellikle şahsımla ilgili gibi görünse de yazıların içeriği komisyonu karalayıcı mahiyettedir.” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın komisyona davet edilmesinin, çalışmalara ışık tutacağına inandığını belirtti. Çıray, şunları söyledi:

“Kritik soruların cevapları o geceyi yakından yaşayan Sayın Akar ve Sayın Fidan’dadır. Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından serbest bırakılıp davete icap etmelerini rica ediyoruz. Aksi halde 15 Temmuz hakkında giderek büyüyen haklı şüpheler koyulaşacaktır. Komisyonumuz Akar ve Fidan’ı açıklamalarda bulunmaya davet etmeye zorunludur. Getirmezse görevini yerine getirmeyecektir. Bunu engelleyenler, sakladıkları bir şey olduğu kuşkusuyla belki tarih tarafından 15 Temmuz’un sorumluları olarak ilan edilecektir.”

Başbakan Binali Yıldırım’dan Akar ve Fidan’ı komisyona göndermesi ricasında bulunan Çıray, “Sayın Fidan gelirse 15 Temmuz günün saat 20.00 ile 21.00 arası Beştepe’de TİKA’daki bir arkadaşıyla bir yaşgünü toplantısına katılıp katılmadığını, aynı zamanda ailesini Ortadoğu’da bir ülkeye götürüp götürmediğini ve hala orada olup olmadıklarını sormak istiyoruz.” dedi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise taleplerle ilgili bugüne kadar mesafe katedilemediğini öne sürdü.

İşin siyasi ayağına yönelik de herhangi bir ilerlemenin söz konusu olmadığını savunan Erdoğan, “Olayın mali boyutu gerçekten tüyler ürpertici bir miktara ulaştığı iddiaları ortada dolaşırken bizler mali boyutuna yönelik de ciddi bir çalışma yapıp ortaya koyamadık. Komisyon çalışmalarında normal sürede bir ay kaldı. Süre planlaması da göz önüne alınarak cezaevinde bulunan birkaç önemli isim, MİT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı, görevdeki kuvvet komutanları ve mali ayağı ile ilgili bize detaylı bilgiyi verecek kişilerin dinlenmesini talep ediyorum.” diye konuştu.

Komisyon Başkanvekili ve AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ise komisyon olarak bu konunun her yönüyle araştırılması tarafında olduklarını söyledi.

Özdağ, şu değerlendirmede bulundu:

“Fetullah Gülen Türkiye’yi terk etmeden önce Vatikan’da Papa ile görüşmüştür. Bu görüşmeye aracı olan kişi kimdir. Bunun Dışişleri Bakanlığı ve Vatikan’dan sorulmasını istiyorum. Bu kişiyi ben biliyorum. Türkiye’de yer yerinden oynayacaktır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık öncesinde ABD’ye gitmiştir. CHP Genel Merkezine yazı yazılarak Kılıçdaroğlu’nun seyahatinde hangi enstitüleri ziyaret ettiği, bunların Gülen ile ilişkili enstitü olup olmadığını soralım. Fetullah Gülen’le ilişkili enstitüde hangi genel başkan yardımcılarıyla görüştüğü, görüşmede Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin olup olmadığını soralım.”

Özdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapıldığını bildiklerini vurgulayarak, “Bu yapı her zaman yürüyen arabaya binmişlerdir. İlk defa duran arabaya binmeye çalışmışlardır. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde de CHP’yi desteklemişlerdir, HDP’yi desteklemişlerdir. ‘HDP barajı aşmalı, AK Parti tek başına iktidar olmamalı’ diye başlamışlardır. Bu onların tercihidir. İlk defa muhalefeti desteklemişlerdir. 17-25 Aralık sonrası kaç CHP milletvekili bunların kanalına destek vermiştir. Kayyum atamalarında kim itirazda bulunmuştur, buralar kapatılırken hangi milletvekilleri bu yapılara destek vermiştir?” ifadelerini kullandı.

Özdağ, herhangi bir suç işledikleri sabit olmayan yapıya destekle, suç işledikten sonraki yapıya destek vermenin çok farklı şeyler olduğunu dile getirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da darbe girişiminin tüm liderlere sorulmasından taraf olduklarını belirterek, “Davutoğlu’na da soralım. Papa’yı da çağıralım da bitsin. Tayyip Bey, Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş’ın da irtibatını araştıralım o zaman. Bütün liderlerin Gülen ile irtibatını araştıralım o zaman.” dedi.

İstanbul İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüseyin Kurtoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna bilgi verdi.

Darbe girişimini, Çanakkale’de görev yapan eski bir askerinden haber aldığını belirten Kurtoğlu, “Böyle birşey yok, asker kıyafeti giymiş terörist saldırıdır.” dedi.

O sırada Jandarma Bölge Komutanı’na vekalet ettiğini ifade eden Kurtoğlu, lojmanlar bölgesindeyken bölge komutanlığı karargahına gittiğini, harekat merkezine ulaştığını, burada önlerine 4- 5 mesaj konulduğunu, sıkıyönetim uygulama direktifini okuduğunda, son sayfadaki imza satırında Mehmet Partigöç ismini gördüğünde, cemaat denilen örgütün darbe teşebbüsünde bulunduğunu anladığını bildirdi.

İstanbul Jandarma Komutanlığına bağlı 7 il bulunduğuna işaret eden Kurtoğlu, sırayla bütün il jandarma komutanlarını aradığını bildirdi. Kurtoğlu, darbe teşebbüsünün tamamen yasadışı olduğu ve verilen emirlere itibar edilmemesi gerektiğine yönelik mesajlar yazdıklarını vurguladı.

Basında, Boğaziçi Köprüsünü jandarmanın kapattığı haberleri yer aldığını anımsatan Kurtoğlu, yapılan adli soruşturmalarla da ortaya çıktığı üzere, darbe teşebbüsünde tek bir jandarma personelinin görev almadığını dile getirdi.

Kurtoğlu, darbe girişimi sonrası 96 personelin adli ve idari işleme tabi tutulduğunu, 20’sinin göreve iade edildiğini belirtti. Bunların bir kısmının herhangi bir eyleminin bulunmadığını, darbe teşebbüsünden haberdar olduğunu ve oraya geldiğini anlatan Kurtoğlu, eylem yapan tek kişinin Sabiha Gökçen Havaalanı Bölük Komutanı olduğunu ifade etti.

Kurtoğlu, vatandaşın özverili, ferasetli tavrının darbe girişiminin başarıya ulaşmasını engelleyen unsurların başında yer aldığını vurgulayarak, okullardan başlamak üzere, devlet kurumlarında demokrasi bilincinin geliştirilmesinin önemine değindi.

FETÖ mağduru olduğunu belirten Kurtoğlu, milletvekillerinin soruları üzerine, 3 kovuşturma geçirdiğini, yargılamanın yıllar sürdüğünü ve beraatle sonuçlandığı söyledi.

Uyuşturucudan tutuklu bir kişinin babasının cenaze törenine katılımı için 2 gün izin verildiğini, mevzuata uygun olarak ilk gece Tekirdağ Cezevinde tutulduğunu, ertesi gün taziyeden sonra cezaevine getirildiğini anlatan Kurtoğlu, haberi olmadığını belirttiği bu olaydan dolayı hakkında dava açıldığını, önce ceza aldığını, daha sonra beraat ettiğini bildirdi. Yargılama aşamasından dolayı YAŞ’ta terfiye giremediğine işaret eden Kurtoğlu, terfi eden 4 generalden birinin, Adana’daki MİT TIR’larını durdurma kararı veren kişi olarak da bilinen Hamza Celepoğlu olduğuna işaret etti.

Hüseyin Kurtoğlu, Jandarma Genel Komutanı’na şifai hakarette bulunduğu şeklinde ses kaydı üretildiğini, Jandarma Kriminal labaratuvarından, TÜBİTAK’tan manipülasyon olmadığına yönelik rapor alındığını anlattı. İşin uzmanı üniversite hocalarının, manipülasyonun varlığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Kurtoğlu, “Maksat, bu dönemde terfi engellensin. Her yıl böyle bir olay gündeme getirildi. Benim gündelik konuşmalarımdan kelimelerin içinden keserek, biçerek… Eğer çok çok usta, ehil kişiler bunu yaparsa, bugünkü teknolojiyle tespit etmeniz mümkün olamayabilir.” diye konuştu.

Komisyon Başkanı Reşat Petek’in, FETÖ’nün neden kendisine kumpas kurduğu sorusuna Kurtoğlu, şöyle yanıt verdi:

“2011’de yaptığımız bir soruşturma vardı. O soruşturmada, 17- 25 Aralık’ın altında imzası olan savcılardan Muammer Akkaş ile bir konuda karşı karşıya geldik. Bizlere yaptırmak istediği konuyu yapmayacağımızı ifade ettik. Her şey ondan sonra başladı. Hafriyat yolsuzluğu araştırması yaparken, Başbakanlık binasının santralinin dinlenmesi talep edildi. Daha doğrusu mahkeme kararının içinde bunu geçmişler. Bizim bilgimiz dışında. Biz de son anda bunu Jandarma Genel Komutanlığı üzerinden, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına bildireceğimiz sırada fark ettik ve durdurduk. Her şey ondan sonra başladı. Kararda, Başbakanlık olarak değil, bir şahsa ait sabit telefon numarası olarak geçiyordu. Mahkeme kararını reddettiğimizde, hemen ‘yanlışlık yaptık’ dediler, yeni karar çıktı. Sonra olması gerekenleri dinledik, o dosyayı operasyonla kapattık. ”

Hüseyin Kurtoğlu, Fetullahçı yapı büyük ölçüde temizlendikten sonra istihbarat kurumları arasında işbirliğinin gayet sağlıklı çalışmaya başladığını, uyuşmazlıkların örgütün istihbarata el koyma çabasının sonucu olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin, iç dinamiklerden ziyade dış dinamiklerle ilgili olduğunu düşündüğünü vurgulayan Kurtoğlu, “1925’te Şeyh Sait isyanı niye çıktıysa, bugün bu darbede, bu maksada benzer bir yönelim olabilir. Darbe Türk milletine yapıldı ama özde TSK’ya da yapıldı. Silah arkadaşlığı kavramını yok ettiler, birlik, dayanışma ruhunu yok ettiler. Bunların yeniden kazanılması gerekiyor. Bütün kurumlar, bu darbeden negatif nasibini aldı. Ama güvenlik kurumları, başta Silahlı Kuvvetler en fazla aldı. Türk tarihinde benzer örneği yok.” değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, darbeyi askerin yaptığını söylemesi üzerine Kurtoğlu, bu kişilerin asker olarak anılmasından rahatsızlık duyacağını, bu kişilerin terörist olduğunu, ülkeye kast ettiğini vurguladı.

Jandarma Genel Komutanlığının safralarından kurtulduğuna işaret eden Kurtoğlu, kişisel görüşüne göre, örgütün, TSK’da organize, toplu, birlikte hareket edilen, planlı bir kalkışma yapma yeteneğinin artık olmadığını söyledi.

Kurtoğlu gizli kalmış, ferdi, adeta intihar eylemi tarzı eylemde bulunacak kişiler olabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Her ülkede, her yerde olabilir. Ama planlı, organize, aynı anda bir kalkışma hareketi yeteneklerinin olmadığını düşünüyorum. Jandarma Genel Komutanlığı içinde, bildiklerimiz içinde ‘Bu da mı varmış’ dediğimiz kimse yok. Evet bu vardı, su testisi su yolunda kırıldı.”