2016-11-23-isedak

“FETÖ Sadece Türkiye İçin Değil, Sızdığı Tüm Ülkeler İçin Tehdittir”

İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısının açılış oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ günümüzün neo-haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır, hizmet gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey nedir biliyor musunuz? Riyadır, iftiradır, hırsızlıktır, sapkınlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör hadiselerine, ekonomik manipülasyonlardan yolsuzluklara kadar birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok daha iyi görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezinde üye ülkelerden bakanların ve heyetlerin katılımıyla gerçekleşen, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısının açılış oturumunda bir konuşma yaptı.

Toplantıda, ağır bir sorumluluğun yükünü paylaşmak, dünyanın farklı köşelerinde dini, mezhebi, etnik kimliğe sahip milyonlarca mazluma umut vermek üzere bir araya gelindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalplerin nasırlaştığı, gözlerin kâr ve para hırsıyla körleştiği bir zamanda, paylaşarak hep birlikte kazanmanın mümkün olduğunu göstermek için burada beraberiz. İslam âleminin temsilcileri olarak, daha adil, daha huzurlu ve barış dolu bir dünyanın mümkün olduğunu ortaya koyabilmek için bir aradayız. Çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için bugün buradayız. ‘istişare eden zillete düşmez’ emri mucibince, meselelerimizi, gönlümüzle dilimiz arasına perde koymadan konuşmak için buradayız” dedi ve bu ulvi niyetlerle gerçekleştirilen toplantının, ümmetin ve tüm insanlığın sorunlarının çözümüne vesile olması temennisinde bulundu.

“MÜSLÜMANLAR OLARAK DÜNYANIN YÜKÜNÜ OMUZLARIMIZDA TAŞIYORUZ”

Dünyanın, özellikle içinde yer alınan bölgenin uzun bir süredir siyasi, sosyal ve ekonomik buhranlarla boğuştuğuna ve üye ülkelerin bir şekilde bu kritik süreçten etkilendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya siyasetini meşgul eden, gündemi esir alan bu krizlerin neredeyse tamamının, İslam ülkelerinde gerçekleştiğini söyledi.

“Müslümanlar olarak, adeta dünyanın yükünü bizler omuzlarımızda taşıyoruz. Filistinli çocuklar, Arakanlı yetimler, Türkistanlı mazlumlar, Suriyeli çocuklar, kendilerinin hiçbir dahli olmadıkları meselelerin acı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda bırakılıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu coğrafyadan yansıyan haberlerin, kalp taşıyan her insanı derinden yaraladığını, aklın ve vicdanın kabul edemeyeceği hadiseleri gördükçe kahrettiğini belirtti.

“BİZE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK DERSİ VEREN ÜLKELER, KENDİLERİNE SIĞINAN ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKMAKTAN ACİZ”

Suriye ve Irak’taki iç savaşın Avrupa’ya göçe zorladığı 10 bin kayıp çocuğun nerede ve kimin elinde olduğunun bilinmediğini vurgulayan ve “Bize her fırsatta insan hakları, demokrasi, özgürlük dersi veren ülkeler, kendilerine sığınan çocuklara dahi sahip çıkmaktan acizler” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu salondaki her bir kardeşimin, farklı ülkelerden gelen her bir misafirimizin terörden çatışmalara, iç siyasi problemlerden ekonomik zorluklara kadar birçok ağır imtihanla yüzleştiğini biliyorum. Gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız ve şahit olduklarımız karşısında zaman zaman umut pınarlarımızın kuruduğunun da farkındayım” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Ama şundan emin olun, her şey zıddıyla kaimdir. İmtihan ne kadar ağır ise, mükâfat da o kadar büyüktür. Bakınız biz de çok veciz söz var. Atalarımız ‘kul sıkışmayınca Hızır yetişmez’ derler. Yani sıkıntıda olan, dara düşen ve kendisine inanan insanları Yüce Allah darda koymaz; onlara en zor anlarında muhakkak yardım eder. Biz, bu ilahi lütfa, hem binlerce yıllık İslam tarihimiz, hem de kendi mazimiz boyunca sayısız kez şahit olduk. Ebrehe’nin azgın ordusunu yok eden, ebabil kuşlarının minik taşlarıydı. Hazreti Peygamberi Sevr mağarasında koruyan bir örümceğin incecik ağıydı. Çanakkale’yi geçilmez kılan, boğazı dünyanın en güçlü ordularına dar eden, silah ve mühimmatlardan ziyade milletimizin iman gücüydü. 40 yıllık siyasi hayatımızın en zor dönemlerinde Allah’ın inayetini, yardımını, rahmetini her zaman yanımızda hissettik. Bunun en son örneği 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdır.”

“ORDUNUN İÇİNE SIZMIŞ BİR AVUÇ TERÖRİST, MİLLETİN EMANETİ OLAN SİLAHLARI MİLLETE ÇEVİRDİ”

15 Temmuz gecesi ordunun içine sızmış bir avuç teröristin, Pensilvanya’daki elebaşlarından aldıkları emirle,  kendilerine milletin emaneti olan silahları, bizzat bu silahların sahibine, millete çevirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karanlık başlayan bir gecenin sabahı Rabbimin lütfuyla apaydınlık oldu. Bağımsızlığını, onurunu, geleceğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olan ülkemiz böyle büyük bir tehlikeyi bertaraf ederek daha güçlü, daha demokratik daha özgür bir geleceğe yöneldi” diye konuştu.

Dünyanın her köşesinde milyonlarca Müslümanın tıpkı yüz yıl önce Çanakkale’de olduğu gibi Türkiye için dua edip gözyaşı döktüğünü ve meydanları doldurduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Sizin bu kadirşinaslığınızı, bu vefanızı asla unutmayacağız. Manevi desteğinizin FÖTÖ ile mücadelemizde icraata dönüşerek sürdüğünü görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler Taşkent’te yapılan Dışişleri Bakanları Konseyi’nde oy birliğiyle FETÖ’yü terör örgütü ilan ettiler. Çad, Gine, Pakistan, Gabon, Türk cumhuriyetleri gibi birçok ülke de kadirşinaslığımıza ve kardeşliğimize yaraşır kararlar almaya başladılar. Şunu burada bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum: Fethullahçı terör örgütü ve kendinin mehdi olduğu hezeyanına kapılan Pensilvanya’daki elebaşı sadece Türkiye için değil, bir şekilde sızdıkları tüm ülkeler için büyük bir tehdittir.”

“FETÖ’NUN BERTARAF EDİLMESİNDE YAŞANAN HER GECİKME ÇOK DAHA BÜYÜK SIKINTILARA SEBEP OLACAKTIR”

Bir devlet başkanın kendisine bir FETÖ mensubunun özel kaleminde olduğunu, kendisinin uyarısından sonra öğrendiğini söylediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu örgüt günümüzün neo haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır, hizmet gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey nedir biliyor musunuz? Riyadır, iftiradır, hırsızlıktır, sapkınlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör hadiselerine, ekonomik manipülasyonlardan yolsuzluklara kadar birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok daha iyi görüyoruz. Nasıl DEAŞ, PKK, El-Kaide, Boko Haram ve Eş-Şebab ile mücadele ediyorsak, FETÖ ile de aynı kararlılıkla mücadele etmeliyiz. FETÖ’nun bertaraf edilmesinde yaşanan her gecikme, kaybedilen her an çok daha büyük sıkıntılara sebep olacaktır” görüşlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da ve ertesinde İİT üyesi ülkelerin sergilediği dayanışmanın onda 1’ini pek çok Batılı kurum ve kuruluşun göstermediğini ifade etti ve şu değerlendirmelerde bulundu:  “15 Temmuz gecesi büyük bedel ödeyen milletimiz Batı tarafından insafsız eleştirilere, haksız ithamlara muhatap oldu. Demokrasiye sahip çıkan bu millet taltif edilmek yerine adeta cezalandırılmaya çalışıldı. Bu çiftçe standartlı, ikiyüzlü tutum halen devam ediyor. Türkiye’ye yönelik algı operasyonları azalmak yerine artıyor. Yarın Avrupa Parlamentosunda bir toplantı olacak ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri için oylama yapacaklarmış. Peşinen ifade etmek isterim ki, şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum; sonuç ne çıkarsa çıksın, bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canlarını ortaya koymuş bir milletin iradesini hiçbir terazi tartamaz. Bu ülkenin istiklal ve istikbal mücadelesi orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesintiye uğrayacak değildir. Bu millet ‘tatlı su demokratı’ olmadığını, iradesine, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak için gerekirse canını feda edebileceğini 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ispat etmiştir. Bu oylamanın siyasi bir bağlayıcılığı olmasa da, açıkçası verilmek istenen mesajı benim hazmetmem mümkün değildir. Avrupa Parlamentosunun böyle bir oylamaya gitmeye tevessül etmesi dahi terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin, onların yanında saf tuttuğunun ifadesidir.”

“AVRUPA ÜLKELERİ TERÖRİSTLERE YARDIM VE YATAKLIK EDİYOR”

Teröristlerin kol gezdiği pek çok Avrupa ülkesinin teröristlere yardım ve yataklık ettiğine, PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmelerinin samimi olmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir taraftan PKK’yı terör örgütü ilan edeceksin, öbür taraftan terörist başının ve terör örgütünün paçavralarıyla Brüksel sokaklarında, Paris’te bunlar kol gezecekler, Türkiye’den kaçan teröristler oraların meydanlarında nutuk atacaklar; bu nasıl samimi bir yaklaşımdır? Biz Avrupa Birliğinin değerlerine pek çok üye ülkeden daha fazla sahip çıktığımızı bugüne kadar sayısız ortaya koyduk. Ancak Batılı muhataplarımızdan kulağa hoş gelen sözlerin ötesinde somut bir destek görmedik. Tam tersine taahhütlerin hiçbiri gerçeğe dönüşmedi, verilen sözler yerine gelmedi” şeklinde konuştu.

Üye ülkelerin temsilcilerine, “Gelin artık tavrımızı ortak belirleyelim. Artık biz sömürülen ülkeler olmaktan çıkalım. Gelin artık buralarda kendi geleceğimizi hep beraber kendimiz belirleyelim” çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Kongresinin 11 Eylül terör saldırısı ile ilgili geçtiğimiz aylarda aldığı karara değinerek konuşmasında şu yorumlara yer verdi: “Dediler ki, ‘Bu iki kuleyi Suudi Arabistan vurdu, öyleyse bunun bedelini Suudi Arabistan’dan alacağız. İsteyen Suudi Arabistan aleyhinde dava açabilir.’ Dava açmaya başladılar. Böyle mantıksız bir şey olabilir mi? Her ülkenin içinden terörist çıkar mı? Çıkar. Sen şimdi benim ülkemden bir terörist çıktı diye nasıl oluyor da bir devleti, bir ülkeyi cezalandırıyorsun, böyle bir şey olabilir mi? Ama Amerikan Kongresi işte böyle bir kararı alabilme cüretini gösterdi. Bakın şimdi yeni bir adım daha atıyorlar, onu da söyleyeyim, yine Amerika; Kuveyt Türk ve Kuveyt Foundational, bunların bankalarıyla ilgili teröre destek verdikleri düşüncesiyle şimdi bunlara yönelik de aynı oyunu, aynı numarayı çevirmek istiyorlar. Sayın Genel Sekreter bundan da haberiniz olsun. Bunları yakın takibe almamız lazım. Böyle saçmalık olamaz, böyle bir yanlış olamaz. Bakın oyun yine İslam ülkeleri üzerinde. Yani biz terörist yetiştiriyoruz, onlarda hiç böyle bir şey söz konusu değil. Bütün bu kararlar çifte standardın bir yansımasıdır, bunu böyle değerlendiriyorum.”

“BATILI ÜLKELER KENDİ ÇIKARLARINA TERS DÜŞEN ÜLKE LİDERLERİNİ ‘DİKTATÖR’ OLARAK YAFTALIYOR”

Batıda Müslümanlara yönelik önyargıların, ırkçı saldırıların, ötekileştirme politikalarının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, İslam ülkelerinin bu çifte standart karşısında, sesini ve tepkisini yükseltmesi gerektiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batılı ülkelerin kendi çıkmazlarını, kendi bunalımlarını İslam dünyası ve Müslümanlar üzerine yansıtarak perdelemesine daha fazla tahammül edemeyiz. Çünkü biz tepkimizi demokrasinin imkânları içinde ortaya koymazsak, emin olun bu tavrın sahipleri daha fazla cesaret bulacaklardır. Biz haksızlıkları yüzlerine vurmazsak, korkarım ki bunların pervasızlıkları daha da artacaktır. Biz sessiz kalırsak, Batılı ülkeler için El Kaide, DEAŞ gibi terör örgütleri kötü, ama şu an için onlara zarar vermeyen PKK, YPG, DHKP-C, FETÖ gibi yapılar iyi olmaya devam edecek. Biz her şeyde bu olaylar karşısında susarsak, bir şey demezsek, Batıya selam duran eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı, kendilerini eleştirenleri ise diktatör olarak yaftalamayı bunlar sürdüreceklerdir” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı ülkelerin, kendi çıkarlarına ters düşen ülke liderlerini ‘diktatör’ olarak yaftaladığını söyledi ve şunları ekledi: “Şimdi Amerika bir seçim yaşadı değil mi? Hesap tutmadı. Hesap farklıydı. Seçimi Trump kazandı. Amerika’da Trump’a ne demeye başladılar? Diktatör demeye başladılar. Avrupa’nın değişik ülkelerinde sokaklara döküldüler, diktatör demeye başladılar. Hani demokrattınız, demokrasi sandık değil mi? Sandıktan çıkan neticeye saygı değil mi? Sandıktan çıkan neticeye niye saygı duymuyorsunuz? İşte bak, sandıktan böyle bir netice çıktı, Trump çıktı, saygı duyun. Bize de geliyorlar diyorlar ki; bak ‘Trump Müslümanların aleyhinde konuştu, İslam’ın aleyhinde konuştu.’ Biz siyasette bu tür şeylerin hepsine alışığız. Bugün böyle konuşulur, sonra bu yanlış düzeltilir. Fakat biz burada kalkıp kesinlikle oyuna gelmememiz lazım, dikkatli olmamız lazım, hassas olmamız lazım. Eğer demokrasi diyorsan, sandıktan çıkan neticeye saygı duyacaksın.”

Siyasi ve toplumsal gelişmelerin, ekonomiyi de olumsuz yönde etkilediğini, büyümenin can damarı olan küresel ticarette 2012 yılından bu yana ciddi bir yavaşlama eğilimi görüldüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü 32. İSEDAK toplantısının ekonomik meselelerimizin tartışılması açısından da son derece önemli olduğu kanaatindeyim. Küresel barışın sağlanması ve refah düzeyinin arttırılması için İslam İşbirliği Teşkilatının organları olarak hep birlikte hareket edip çözüm üretebilme kapasitemizi ortaya koymalıyız” dedi.

“İSLAMİ FİNANS VARLIK TEMELLİ YAKLAŞIMI VE ÇÖZÜMLERİ ÖNEMSİYORUM”

İslam ülkelerini, küresel düzeyde yaşanan krizlere karşı daha dayanıklı hale getirmek mecburiyetinde olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslami finans varlık temelli yaklaşımı ve ahlaki ilkelere verdiği önemle krizlere deva olacak çözümleri bir defa önemsiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında şu görüşlere yer verdi: “Bizler bir defa uluslararası döviz baskısından nasıl kurtulacağız, bunun adımlarını atmakta fayda görüyorum. Finans sektöründe katılımcı finans anlayışının, para biriminde hatta altına endeksli bir adımın atılmasının çok daha isabetli olacağı inancındayım. İslami finans piyasasının hacmi 2009’dan 2015’e kadar yılda ortalama yüzde 15’lik büyüme gösterdi. 2015 yılında küresel İslami finansın büyüklüğü 2,1 trilyon dolara ulaştı. Biz bunları artık şu veya bu parayla değil, gelin bu paraları altına dönüştürelim ve altınla ifade edelim. Altınla bunu ifade ettiğimiz zaman işte o para birimlerinin baskısı altında kalmayız, ondan bunu kurtarmış oluruz, bu adımı atmakta büyük fayda var. Bu sistemin potansiyelinin mevcut rakamın çok daha üstünde 7 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Konunun önemine binaen bu yılki Bakanlar Görüş Alışverişi Oturumunun temasının teşkilat üyesi ülkelerde İslami finans stratejilerinin geliştirilmesi olarak belirlenmesini son derece isabetli buluyorum, burada bunun tartışılması lazım.”

İSEDAK kapsamında mali iş birliği alanında faaliyet gösteren Menkul Kıymetler Borsaları Forumu ile İSEDAK Sermaye Piyasaları Düzenleyici Kurumları Formunun çalışmalarını takdirle karşıladığını, İSEDAK gayrimenkul kıymetler ve altın borsalarının kurulması yönündeki çalışmaları da yakından takip ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, 32. İSEDAK toplantısının üye ülkeler açısından hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak tamamladı.