FETÖ’NÜN DARBE GİRİŞİMİNİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU…

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.

Doğan TV Ankara Temsilcisi gazeteci Hande Fırat, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Bütün liderler hepsi ilk an itibarıyla gayet kararlı durmuşlar ve açıklamalarıyla da bunu ortaya koymuşlar. Gurur verici. İnsanlar kendi hayatlarına, geleceklerine ve demokrasilerine sahip çıktılar. O gecenin bence temel konusu demokrasi.” dedi.

Komisyon, darbe girişiminin yaşandığı gece canlı yayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefondan görüntülü görüşme gerçekleştiren Hande Fırat’ı dinledi.

Fırat, 15 Temmuz gününün kendileri için sıradan bir iş günü şeklinde başladığını, ancak akşam saatlerinde olağanüstü bir hareketlilik karşısında tüm ekibiyle, haber kaynaklarına ulaşmaya çalıştıklarını anlattı.

Siyasetçileri, askeri kaynakları ve kurumları basın danışmanlarını telefonla aradıklarını belirten Hande Fırat, bazı kişilere ulaşamadıklarını, bazılarının da ne olduğu konusunda bilgilerinin olmadığını gördüklerini aktardı.

İlk etapta bir terör saldırısı istihbaratı alınmış olabileceği yorumu yaptıklarını kaydeden Fırat, “Emir komuta zinciri dışında bir askeri hareketliliğin” olduğu yönünde bilgilerin kendisine ulaşmasının ardından, resmi kaynaklardan doğrulatamadıkları için de bunu ekranlardan paylaşmadıklarını bildirdi.

Hande Fırat, gecenin önemli haberleri arasında generallerin rehin alındığı bilgisi ile Başbakan Binali Yıldırım’ın bir kalkışma yaşandığına dair yaptığı açıklama bulunduğunu kaydetti.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile canlı yayında cep telefonu üzerinden yaptığı görüntülü konuşmayı ve bu görüşmeye kadar olan süreci ayrıntılı olarak anlatan Fırat, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te olduğunu, doğal olarak yanında kim olduğunu da biliyoruz. Nasıl diğer kurumları arıyorsak, Hasan Doğan’ı da aradım. İlk son dakika ‘Cumhurbaşkanı Marmaris’te, güvende. Gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor. Ve bizim aracılığımızla da demokrasi vurgusunu ön plana çıkarıyor’ yönündeydi. İkinci son dakika yine görüşme neticesinde, ‘Cumhurbaşkanı açıklama yapacak’ şeklindeydi.”

Hande Fırat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklama yapacağı bilgisini aldıktan sonra canlı yayın ekibini söz konusu otele yönlendirdiğini ancak açıklamanın bir türlü yapılmaması üzerine, Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ı tekrar aradığını ve açıklamanın yapıldığı bilgisini aldığını belirtti.

Açıklamayı alamadıklarını herhangi bir başka kanalda da yayınlanmadığını Hasan Doğan’a aktardığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kanallarına bağlanması talebinde bulunduğunu, o anda aklına 11 yaşındaki kızı Nehir ile konuşmak için kullandığı görüntülü arama programı Facetime’ı kullanmanın geldiğini vurgulayan Fırat, Hasan Doğan’ın, Erdoğan ile görüştükten sonra bu talebinin kabul edildiğini ifade etti.

Fırat, konuşmasına şöyle devam etti:

“Doğrudan Hasan Bey’in telefonundan Facetime bağlantısı gerçekleşti. Sonrasında gece uzundu. Bağlantı gerçekleşti ama bombalar, saldırılar devam etti. Biz gecenin bir bölümü sığınakta geçirdik. Muhabirlerimin ateş altında kalmaları, onların güvenliğini sağlayamamam… Bizim binamız cam bina inanılmaz ürkütücüydü. Muhabirlerimizin bir kısmı dışarıda, bir kısmı ise ofiste benimle birlikteydi. Çığlık atanlar, ağlayanlar, korkanlar, çocuklarının yanında olmak isteyenler vardı. Belli bir saate kadar sığınakta kaldık. Fakat çok doğal olarak aileleriyle buluşmak isteyenler olduğu için dört beş arabayla onları binadan çıkarttırdım. Ben binada kalacağımı söyledim. Benimle birlikte haber müdürüm, editörüm, şef kameramanım, teknik müdürümüz kaldılar. Alandaki arkadaşlara da güvenli bölgelere gitmelerini söyledik. Bizler açısından Türkiye açısından zor bir geceydi. Tek dileğim bir daha asla, küçücüğünün bile yaşanmaması.”

Hande Fırat, açıklamalarının ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından, hem iktidar hem muhalefet partisinden pek çok siyasetçinin kendisiyle irtibata geçtiğini ve canlı yayına bağlanmak istediklerini de anlattı.

Fırat, darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşarak, mesajını alma konusundaki ısrarının nedenlerinden birinin gazetecilik mesleğine olan saygısı ve bunun gereklerini yerine getirme çabası olduğunu vurguladı.

İkinci nedeni ise vatandaş ve anne olmanın oluşturduğunu kaydeden Hande Fırat, “Sizler ne hissettiyseniz ben de aynılarını hissettim. Bir çocuğum var. Sabah olur mu çocuğumu görecek miyim, ülkem ne olacak gibi kaygılarım da var. 42 yaşındayım. Biz küçüktük 80’de. Sadece birtakım kareler kalmıştı gözümde hala unutmadığım. Aynı şeyi çocuğumun yaşıyor olması çok ürkütücü. Pek çok insanı dinliyorum şimdi ‘korkmadım’ diyorlar. Ben korktum. Ülkemin geleceğinden de korktum, çocuğumun geleceğinden de korktum, milletim için de korktum.” diye konuştu.

Fırat, halkın, siyasetçilerin ve basının darbe girişimi karşısındaki tavrının Türkiye açısından önemine değinerek, “Bütün liderler hepsi ilk an itibarıyla gayet kararlı durmuşlar ve açıklamalarıyla da bunu ortaya koymuşlar. Gurur verici. İnsanlar kendi hayatlarına, geleceklerine ve demokrasilerine sahip çıktılar. O gecenin bence temel konusu demokrasi. İnşallah daha güçlü bir demokrasi için hep birlikte çalışır bu ülke. Ben bunu önemli bir başlangıç olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin kendisi için büyük bir haber niteliği taşıdığına vurgu yapan Hande Fırat, buna ilişkin, aralarında yabancıların da bulunduğu pek çok kişiden destek ve tebrik mesajı aldığını bildirdi.

Özellikle Ortadoğu ülkelerinden kişilerin kendisini “Cesur kadın” diye tebrik ettiklerini aktaran Fırat, görüşme nedeniyle sonrasında tehdit alıp almadığı sorusuna, “Böyle bir şey yaşanınca, insanın seveni de oluyor sevmeyeni de.” karşılığını verdi.

Fırat, teknolojik gelişmelerin de darbe gibi çağ dışı girişimleri başarısız kılmakta etkili olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Artık sadece TRT yok. Sadece TRT’yi basarak, böyle bir şey yapma ihtimali yok. Ne güzel ve ne mutlu ki bir sürü televizyonumuz, radyomuz var. Devir ve dünya değişti. Bunların hiçbiri olmasa da cep telefonlarımız var. Buradan mesaj atılıp, yayın yapılabiliyor. Tabi ki bunların da sakıncaları var. Tek başına sosyal ya da elektronik medya değil. Doğrulatmadığınız haberi sosyal medyada görmeniz başka olaylara sebep olabilir. Dolayısıyla hepsini birleştirmek gerekir. Teknolojiyi hepimizin öğrenip, ona göre çalışması gerekir. O gece gerçekten gazetecilik yapılmasının, gerçekten çok sayıda gazetenin, televizyonun olmasının ne demek olduğunu hep beraber yaşadık.”

Çocukların sorgulayıcı eğitim ile yetiştirilmesinin önemine işaret eden Fırat, demokrasi yerleştikçe kimsenin darbe girişimlerine cesaret edemeyeceğini, darbenin önlenmesinde en önemli rolü Türk milletinin ve medyanın üstlendiğini bildirdi.

Türkiye’nin darbe girişimine yol açan ortama nasıl geldiği sorusunu yanıtlarken, geçmişte FETÖ ile ilgili hazırlanan raporlara değinen Hande Fırat, bir gazeteci olarak, Türkiye’nin son 20 yılında birtakım bilgi ve bulgulara rastlandığını anlattı.

Fırat, “1998’lerden bahsediyorum. O günden bu güne yeterli önlem alınmamış. Hepimiz unutmuşuz ya da görmek istememişiz ya da derinine inmemişiz. Burada kim hatalı derseniz, 98’den bugüne hepimiz hatalıyız, o zaman. Bunun çözümü ne olur derseniz, bence eğitim, sorgulayıcı eğitim. Ben ifadeleri okuduğumda dehşete düşüyorum, neyin kafası bu diye. Tüm nesiller sorgulamayı öğrenmeli.” ifadesini kullandı.

Her türlü makama görevi gerçekten hak edenlerin, liyakat sahibi olanların getirilmesinin öneminin de darbe girişimi ile bir kez daha ortaya çıktığını kaydeden Fırat, kimseye “Şucu, bucu” diyerek yaklaşılmaması gerektiğini vurguladı.

Fırat, bir başka soruyu yanıtlarken, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Karargahı önünde halka ateş edilmesinin kendisi için ilk kırılma noktası olduğunu,TBMM’nin bombalanmasını ise son nokta olarak değerlendirdiklerini ve kendi aralarında “Bunlar her şeyi yapar.” diye konuştuklarını aktardı.

Özellikle gerçek gazetecilerin alanda olmasının, işlerini yapmalarına olanak tanınmasının ve mesleğe saygı gösterilmesinin önemine değinen Hande Fırat, “Her şeyi yeniden yapılandırıyoruz. Oysa ki normaline dönmek yeterli. Bırakalım gazeteciler işlerini yapsınlar. İyi ki gazeteler, televizyonlar, görevini yapan gerçek gazeteler var.” dedi.

Darbe girişimi sonrası Avrupa ve Amerika’dan gelen tepkileri de gecikmiş ve samimiyetsiz bulduğunu ifade eden Fırat, Türkiye’nin yurt dışında lobi faaliyetlerini eksik bıraktığını savunarak, “Türkiye yurt dışında sivil toplum örgütleriyle lobi faaliyeti yürütmemiş. O boşluğu da terör örgütü ele geçirmiş.” diye konuştu.

Fırat, yurt dışına giden siyasilerin sadece oradaki Türklerle bir araya gelmelerinin değil, yerleşik sivil toplum örgütleriyle temasa geçmelerinin ve görüşmeler gerçekleştirmelerinin sağlıklı lobi faaliyetleri açısından önemli olduğunu bildirdi.

Yolunun ne eğitim ne iş hayatında FETÖ ile kesişmediğini, bunda sorgulayıcı bir eğitim sürecinden geçmiş olmasının da katkısı bulunduğunu belirten Hande Fırat, “Ben herhalde yöneticilik yapan Fetullah Gülen’e gitmemiş olan çok az sayıda gazeteciden biriyimdir.” değerlendirmesinde bulundu.

Şu an FETÖ nedeniyle tutuklu olan gazetecilerle bir döneme kadar aynı ortamlarda çalıştıklarını aktaran Fırat, “Ben uçaklara davet edilmezken, o arkadaşlar uçaklara biniyordu.” dedi.

Hande Fırat’ın konuşmasını tamamlamasının ardından, Komisyon Başkanı Petek, Fırat’ın şahsında darbe girişiminin önlenmesinde etkili olan ve demokrasiden yana tavır koyan tüm basın yayın kuruluşlarına teşekkür etti.