“Geleceğin Gücü Girişimciler G3”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde bu yıl 6’ncısı düzenlenen Geleceğin Gücü Girişimciler G3 Forum kapsamında düzenlenen panelde soruları yanıtladı.

Türkiye’de girişimcilik yapmak için uygun ortam olup olmadığı yönündeki soru üzerine Albayrak, özellikle bugün için bakıldığında dünyanın çok ama çok kritik bir dönemden geçtiğini, çok büyük krizlerin içinde olduğunu ve daha büyüklere gebe bir süreçten geçtiğini ifade etti.
Albayrak, “Kriz eşittir fırsat’ felsefesinden baktığımızda meseleye, her kriz kendi içinde birçok fırsatı doğurur. Girişimcilik ruhu ve uygulaması eğer fırsatları değerlendirmek, oluşan alanları doğru şekilde kullanmak ve netice almaksa, aslında bugün çok doğru bir dönemden geçiyoruz.” diye konuştu.
Son 15 yılda çok önemli gelişmeler yaşandığını dile getiren Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünya ekosisteminde çok önemli kırılmalar ve kaymalar yaşandı. Bunu bir cümleyle özetlemek gerekirse, dünyadaki güç ve sermayenin, zenginliğin her geçen gün Doğu’ya kaydığı bir süreçten geçiyoruz. 2004 G7 toplantılarında Çin’in dünyadaki en büyük ikinci ekonomi olması ile ilgili süreç 2020’ler diye tahmin ediliyordu. 2010 yılına geldiğimizde Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi oldu. Bunu takip eden süreçte 2014 sonu itibarıyla satın alma gücüne göre Çin, ABD’yi geçip dünyanın birinci ekonomisi oldu. Reel rakamlarda bunun 2020 yılı itibarıyla gerçekleşmesi bekleniyordu.”

“Çin’in dünya ekosisteminde 500 yıllık omurgayı kökünden sallayacak projesi var”

Berat Albayrak, gelecek 10 yıl boyunca bu coğrafya üzerinde gelişmekte olan yeni pazarlar çerçevesi içerisinde çok ciddi fırsatlar olduğunu belirterek, gelecek 10 yıl içinde sadece Çin ve Hindistan’ın toplam Gayri Safi Milli Hasılası’nın (GSMH) büyük ihtimalle G7 ülkelerinin tamamını geçeceğini bildirdi.
Bu gerçeklikten hareketle Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Albayrak, şöyle devam etti:
“Bölge coğrafyamız, dünyadaki petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 60’ından fazlasını barındırıyor. Bugün bu çatışmaların, uyuşmazlıkların yaşandığı böyle bir iklimde, bu coğrafyadan küresel ekonomiye ve küresel sisteme yayılan bu sorunlar önümüzdeki süreçte artan doğu ekonomi dominantlarında ne tür fırsatlar doğurur?
‘One Belt, One Road’ diye bir proje var, Çin’in dünya ekosisteminde 500 yıllık omurgayı kökünden sallayacak bir projesi var. Bu proje, hızlı tren ulaşım altyapısı ile Pekin’den Londra’ya kadar, modern İpekyolu diye tanımladığı yapıyı yeniden inşa ediyor. Bununla ilgili öyle bir hazırlık var ki, bunun altyapısı, siyaseti, ülke ilişkileri, tüm bu yol üzerindeki planlaması 15-20 yıldan fazla bir planlamanın ürünü. Bugün Pekin’den deniz yolu ile 1,5-2 ayda teslim edilecek bir ürün, bu proje tamamlandığında 2 haftadan kısa bir sürede, çok daha ucuz bir maliyetle, çok daha hızlı şekilde dünya nüfusunun Pekin’den Londra’ya 3’te 2’sini mi kuşatacak? 500 yıl önce coğrafi keşiflerle deniz yollarının daha eski şekilde kullanılmasından dolayı 500 yıllık siyasi ve ekonomik denge ve gücün Batı’ya doğru kaydığı bu fotoğraf, modern İpek Yolu eliyle yeni bir yola mı giriyor acaba? 21. yüzyıl enteresan şeylere mi gebe?”
Dünyadaki ticaretin, pazarın, ekosistemin ve düşünce yapısının değiştiğini, her geçen gün daha büyük açılımların ortaya çıkacağını kaydeden Albayrak, şu anki girişimci neslin son 100 yılın en kritik nesli olduğunu söyledi.
Albayrak, 100 yıllık yeni bir kırılmanın tam eşiğindeyken müthiş fırsatlara gebe bir ekosistemle karşı karşıya olduklarını, bunu iyi değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin enerjide dışarıya bağımlı olduğunu anımsatan Albayrak, Türkiye’nin yüksek petrol fiyatlarında 50-60 milyar dolar, düşük petrol fiyatlarında ise 30-40 milyar dolar enerji ithalatı için para ödediğini anımsattı.
Albayrak, bu rakamın kabaca cari açık ile aynı seviyede olduğuna işaret ederek, bu çerçevede Türkiye’nin kaynak zenginliğin veya alternatif enerji kaynaklarının önünü açıcı projelerin desteklemesi hususunda bir çok strateji uyguladığını ifade etti.
Yüksek girdi maliyetleri ile hiç bir pazarda rekabet etme şansının olmadığını anlatan Albayrak, küresel anlamda duvarların yıkıldığı bir süreçte bakanlık olarak konuya bir kaç boyutta yaklaşmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Albayrak, çok hızlı ve dinamik bir süreç başlattıklarını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
“Sessiz sessiz ortaya çıktıkça anons etmeliyiz. Bunlardan birisi Türkiye’nin bağımlı olduğu enerji kaynakları; petrol ve gaz özelinde… Gazda, kaynak, ülke ve altyapı çeşitliliğini sağlamak için çok hızlı adımlar atmaya başladık. Bunun bir kısmını anons ettik, bir kısmını ediyoruz, bir kısmı da ortaya çıkmaya başlayacak. Nitekim bu yıl sonu itibariyle yeni teknolojilerde, mesela LNG altyapısı, önümüzdeki dönemde gaz kapasitesinin artırılması ve bunun A, B, C ve D senaryosu… Bunun iyi günü var, kötü günü var. Siyasi, bölgesel çatışma sebebiyle oluşabilecek riskleri de göz önünde bulundurun. Sanayinin, üretimin ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak zorundasınız. Bu çalışmalar bir yandan yürürken, bizim özellikle enerji maliyetlerini düşürme ve alternatif enerji noktasında yeni bir stratejimiz var; yerli ve yenilenebilir. Ben burada temiz ve yenilenebiliri vurgularken, yerliyi de vurgulayacağım. Dünyayı en az kirleten, emisyon açısından en az sıkıntı oluşturan, enerji noktasında ithalata bu kadar bağımlı olan bir ülke olarak biz yerli kaynaklarımızı da kullanacağız.”

“Aramacılığı geliştirmeye başlayacağız”

Enerji Bakanı Albayrak, sadece hane halkı tüketimindeki enerji maliyetlerini düşürmek açısından değil, aynı zamanda tüm Türkiye’nin, iş ekosisteminin devreye giren kapasitesinin de genişletilmesi gerektiğini söyledi.
Buna bağlı olarak aramacılığı geliştirmeye başlayacaklarını aktaran Albayrak, ne kadar çok keşif ve aramacılık yapılırsa o kadar çok kaynak bulunabileceğini kaydetti.
Albayrak, Türkiye’de yüzde 75’lik bir aramacılık marjı olduğuna işaret ederek, bunun sahip olunan kaynakları daha çok keşfedip, daha çok kullanmayı doğuracağını dile getirdi.
Kendine yetebilir bir ekonomi olmanın 4 dinamiği olduğunu anlatan Albayrak, bunların “nüfus ve pazar”, “yetişmiş insan işgücü”, “çeşitlendirilmiş endüstri” ve “sermaye” olduğunu belirterek, “Biz bu üçünü sermaye altyapısı ile buluşturduğumuzda, ortalama her yıl 15-20 milyar dolarlık doğrudan yatırımla güçlendirdiğimizde, eskilerin tabiri ile voltran oluşturup, 15 yıllık başarı hikayesini bu şekilde güçlendirdik.” şeklinde konuştu.
Albayrak, özellikle güneş ve rüzgar teknolojilerinde çok net bir süreci başlattıklarına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünyadaki teknoloji firmaları, yerli üretim, iç piyasadaki yoğun talebi karşılama noktasında Ar-Ge’yi de getirerek, bölgeye ihraç etme kapasitesini de çeşitlendirebilecek bir model oluşturduk. Önümüzdeki dönemde yoğun bir talep var. Hatta o kadar ki, yeni ülkelerden yeni firmalardan gelen taleplerle ‘Süreyi biraz daha uzatalım, biz de girelim’ çerçevesinde olan arkadaşları değerlendiriyoruz bu arada. Alternatif, temiz yeni enerji teknolojilerini de desteklemek…”

“Herkesin kendine özgü bir hikayesi var ama işin temeli özgünlükten geçiyor”

Albayrak, geliştirilen ürün ve paket noktasında yeni bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, geliştirilen bir ürünün pazardaki bir ürün haline dönüştürülemediği zaman bunun bir faydası olmadığını söyledi.
Bu noktada özel sektör ile girişimcilerin buluşmasının öneminden bahseden Albayrak, Bakanlık olarak yeni dönemde bu buluşmayı sağlayacak bir çalışma yaptıklarını dile getirdi.
Albayrak, daha katma değerli ürünlerle ikame edip, maliyeti düşürecek bir şekilde sanayide avantajların nasıl sağlanabileceğine yönelik fikirlerin önünü açacaklarını ifade etti.
Girişimci adaylarına yönelik tavsiyelerini paylaşan Albayrak, herkesin kendine özgü bir hikayesi olduğunu, ama işin temelinin özgünlükten geçtiğinin altını çizdi.
Albayrak, hiç bir taklidin aslını tutmayacağını vurgulayarak, alın terine akıl terini de ekleyerek fikirlerin ortaya konması gerektiğini bildirdi.
Bir çok açıdan büyük fırsatların içinde bulunulan bir dönemde bazı temellere geri dönebilmek gerektiğini vurgulayan Albayrak, 2008 krizinin üreten, pazarı olan ülkelerin tekrar öne çıktığı bir çerçevede iş kültürünün yeni nesle verilmesinin çok önemli olduğunu belirtti. Albayrak, şöyle konuştu:
“Özgüvenli olacağız ama kibirli ve şımarık olmayacağız. Cesur olacağız ama maceraperest olmayacağız. Disiplinli olacağız ama kontrolcü olmayacağız. Günün koşullarına ayak uydururken, insanı unutmayacağız. Hele ki iş hayatındaki ahlaki melekeleri kesinlikle unutmayacağız. Azimli olacağız ama hırslı olmayacağız. Dünyadaki başarılı örneklerin büyük bir ekseriyetine baktığımızda genellikle bu özellikler var.”
Aklı başkasına emanet etmemenin öneminden de bahseden Albayrak, bunun neticesinin 15 Temmuz’da görüldüğünü, IQ’su yüksek bir çok insanın aklını başka bir adama teslim ettiğini dile getirdi.