“Haksızlıklar Karşısında Susarak Coğrafyamıza ve Tarihimize Sırt Çevirmeyeceğiz”

2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulması kararına yönelik, “Eğer daha ileri giderseniz bu sınır kapıları da açılır bunu da bilesiniz. Öyle kurusıkı tehditlerden ne ben anlarım ne bu millet anlar, bunu da bilesiniz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’ne katıldı. İstanbul Wow Hotelde gerçekleştirilen zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, milletvekilleri, belediye başkanları, farklı ülkelerinden gelen bakan, bilim adamı, sivil toplum temsilcisi ve akademisyenler de iştirak etti.

Zirvenin açılışında bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz, kadınlarımız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

“KADINLARIN SORUNLARINI ÇÖZMEDEN, İNSANLIĞA DAİR HİÇBİR HEDEFİMİZE ULAŞAMAYIZ”

Bu zirvenin ilkine de katıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadın sorunları konusunda yeni bakış açılarının önemi üzerinde durarak, KADEM’i, diğer sivil toplum kuruluşlarına nispeten gösterdiği özgün duruş için tebrik etmiştim. Yine bu yılın Haziran ayında KADEM’in yeni genel merkez binasının açılışında kadın haklarını savunmanın, tüm insanların haklarını savunmak olduğunu özellikle belirtmiştim” dedi.

Zirveye katılan ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen bakan, bilim adamı, sivil toplum temsilcisi, akademisyen ve yöneticilerin her birinin, kadın konusunu, kendi bakış açılarıyla değerlendireceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın sorunlarının bu zirvede, mültecilerden çalışma hayatına, karar alma mekanizmalarından ayrımcılığa, medyadan hukuka kadar geniş bir alanda, enine boyuna tartışılacağını kaydetti.

Kadınların sorunlarını çözmeden, dünyaya ve insanlığa dair hiçbir hedefe ulaşmanın mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Burada ortaya konacak görüşlerin, yapılacak tartışmaların, kadınıyla erkeğiyle, hepimiz için daha adil, daha iyi, daha güzel bir dünyaya giden yolu aydınlatmasını diliyorum. Şimdiden, bu önemli meseleye vereceğiniz katkıdan dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

“KADINLARI CİNSİYETLERİNDEN DOLAYI TAHKİR EDEN HER TÜRLÜ ANLAYIŞI REDDEDİYORUZ”

İnancımıza göre insanlığın, ilk insan ve ilk Peygamber olan Hazreti Âdem ile Hazreti Havva’dan doğup çoğalarak bugünkü 7,5 milyarlık nüfusuna ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dikkat ederseniz, ilk erkek olan Âdem’i hangi saygı ifadesiyle anıyorsak, ilk kadın olan Havva’yı da aynı ifadeyle zikrediyoruz. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz bizi bir erkekle bir dişiden yarattığını, kendi katında değerli olanın da Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan olduğunu ifade ediyor. Bakınız burada, erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Tam tersine, yaratılışta eşitlik var. Üstünlük ise sadece Allah’tan sakınmada, yani takvada söz konusu olabiliyor. Bu açık emir mucibince, kadınları, sadece ve sadece cinsiyetlerinden dolayı tahkir eden her türlü anlayışı reddediyoruz” dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Tarihin her döneminde, insanlar çeşitli sebeplerle ezilmişler, haksızlığa uğramışlar, hatta daha kötü muamelelere maruz kalmışlardır. Bu zulüm kimi zaman kökene, kimi zaman renge, kimi zaman inanca, kimi zaman başka unsurlara dayalı olarak gerçekleşmiştir. Cinsiyetten kaynaklanan haksızlık ve adaletsizlik ise, tüm bunların üzerinde, dönemler ve toplumlar üstü bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Adaletsizlik, erkek söz konusu olduğunda genellikle emeğin sömürüsü şeklinde karşımıza çıkarken, kadınlarda çok daha ağır şekilde ortaya çıkıyor. Yoksulluğun faturası kadına kesiliyor, evdeki mesaisi görmezden geliniyor. İş yerinde de cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğruyor. Bunların yanında bir de modern kadın prototipi olarak sunulan kadın imajına uymaya çalışmak baskısı ekleniyor. Bu sömürü, zaman içinde örf denilerek, adet denilerek, töre denilerek adeta kurumsallaştırılmakta, kırılması zor yargılar hâline dönüşmektedir. Onun için biz kadınlarımızın yükünü hafifletmeyi bir sorumluluk kabul ettik.”

YASALARIN İZİN VERDİĞİ YAŞIN ALTINDAKİ EVLİLİKLERLE İLGİLİ DÜZENLEME

Geçen 14 yılda çok ciddi mevzuat düzenlemelerinin ve uygulamalarının hayata geçirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın meselesinin, son günlerde yoğun bir şekilde tartışılan, yasaların izin verdiği yaşın altındaki evliliklerle ilgili düzenleme vesilesiyle, gündemimizde yeniden öne çıktığını kaydetti.

“Tartışmalar üzerine dikkatimi çeken bu kanun değişikliği teklifinin, yeterince özenli hazırlanmadığını ve belirsizlikleri sebebiyle istismara açık bulunduğunu gördüm. Bunun için de toplumsal taleplere karşılık vermek için, atılan bu iyi niyetli adımını maksadının dışında istismarlara yol açmayacak şekilde daha hassas bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettim. Hükûmetimize ve Meclisimize hatta toplumumuza söz konusu kanun değişikliğinin, mevcut haliyle çıkartılması yerine, daha geniş bir mutabakatla ele alınmasını tavsiye ettim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükûmetin de bu doğrultuda gereken adımları atarak, değişiklik teklifinin geri çektiğini hatırlattı ve ekledi: “İnanıyorum ki geniş mutabakatla yeniden parlamentomuza gelecektir.”

“TOPLUMDA BU YÖNDE BİR ANLAYIŞ DEĞİŞİKLİĞİNİ YERLEŞTİRMEK GEREKİYOR”

Siyaset mekanizması ve siyasetçilerin sorumluluğunda faaliyet gösteren kurumların sorun çözme yeri ve makamı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizde, yasaların izin verdiği yaşın altında evlilikler ve bunlardan kaynaklanan sıkıntılar söz konusuysa, çözümü için gereken adımların mutlaka atılması gerektiğini ifade ederek, “Bu adımlar öncelikle, sosyal ve kültürel bilinci artırmaya yönelik olmalıdır. Şayet kanuni yaş sınırının altında evlilik kültürü mevcutsa, siz istediğiniz kadar kanun çıkartın, istediğiniz kadar ceza verin, bunun önüne geçemezsiniz. Demek ki, öncelikle toplumda bu yönde bir anlayış değişikliğini yerleştirmek gerekiyor, bunun adımlarının atılması gerekiyor. Bu görev de, hükûmet ve devletle birlikte, tüm sivil toplum kuruluşlarına, medyaya, ailelere düşüyor” dedi.

Örflerde, adetlerde, geleneklerde, kadının istismarıyla ilgili ne varsa, bunların hepsinin de aynı zamanda inancımıza, kadim kültürümüze aykırı unsurlar olduğuna inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yanlışları ayıklamanın, düzeltmenin ve değiştirmenin hepimizin ortak görevi olduğunu vurguladı.

“Yasama, yürütme ve yargı organlarının, sivil toplum kuruluşlarının bu çerçevede her türlü çabayı göstermesi şarttır; öyle yapıldığına da inanıyorum. Ancak, bunu yaparken, mücadelemizin ilkelerini doğru koymazsak, istismarı özendiren, meşruiyeti baskılayan bir konuma düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hükûmetimizden ve bu alanda çalışan resmî-sivil tüm kurumlarımızdan, kadınlarımıza yönelik adaletsizliklerle mücadele konusunda, öncelikle ilkeleri doğru koymalarını bekliyorum.”

MÜLTECİ SORUNU VE İNSANİ DRAMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüz dünyasında insanlığı tehdit eden pek çok sorun, pek çok kriz, sıkıntı olduğunu belirterek, savaşlar, çatışmalar, su ve yiyecek kıtlıkları, göçler, kötü şartlarda kurulan kamplar ve büyükşehirlerde ortaya çıkan yığılmaların giderek büyüyen sorunlar hâline dönüştüğünü kaydetti.

Aynı şekilde, yetersiz eğitim ve sağlık hizmetlerinin, ekonomik krizler, sosyal çalkantılar ve diğer istikrarsızlıkların insanlığın geleceğini gölgelediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte, sorunların mahiyeti ve büyüklüğüyle, bu konuların dünya gündeminde yer alma biçimleri arasında, maalesef, çok ciddi bir tutarsızlık vardır. Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Somali gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar, uygulanan zulüm, dökülen kanlar, sadece çıkar kavgaları ve mülteci tehdidi boyutuyla dünyanın gündemine girebiliyor. Eğer mülteci sorunu söz konusu olmasa, inanın bana, bu ülkelerdeki insani dramların dünyada gündeme gelme ihtimali neredeyse yoktur” dedi.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN TÜRKİYE İLE MÜZAKERELERİN GEÇİCİ OLARAK DONDURULMASI KARARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti : “Bakınız şu anda bir konunun üzerinde ısrarla duracağım, kapaklarda yer aldı. Aylan bebek, ardından Ümran bebek yer aldı. Peki, acaba sadece Türkiye’de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu, dünyanın değişik yerlerinde bu tür mültecilerin olduğu dünyamızda sorun sadece Aylan bebek midir? Sadece Ümran yavrumuz mudur? Değil. Çünkü şu anda dünyada milyonlarca Aylan bebek cevap bekliyor, şefkat bekliyor, merhamet bekliyor. Onlara yönelik atılan bir adım var mı? Yok. İşte Afrika, sahraüstü, sahraaltı… Orada Milyonlarca bebek, kadın, yediden yetmişe hepsi çözüm bekliyor. Atılan bir adım yok. Ha atılan adımı söyleyeyim. ‘Türkiye Avrupa Birliğine girsin mi girmesin mi?’ Atılan adım bu… Niye? Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar gelmişler bir araya, 30-40 kişi verilen o bildiriye ‘hayır’ diyor. 400-500 kişi ‘evet’ diyor. Ya, topunuz dese ne yazar, topunuz dese ne yazar… Hiçbir zaman, siz insanlığa dürüst davranmadınız, insanlara doğru bakmadınız. Aylan bebekleri Akdeniz kıyılarında sahile vurduğu zaman oradan gidip siz almadınız, Ümran bebekleri siz almadınız.”

Türkiye’nin 3-3,5 milyon mülteciyi beslediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkuleye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz. Acaba ‘Türkiye sınır kapılarını açarsa ne yaparız’ demeye başladınız. Bana bak; eğer daha ileri gidersiniz bu sınır kapıları da açılır, bunu da bilesiniz. Öyle kurusıkı tehditlerden, ne ben anlarım ne bu millet anlar. Bunu da bilesiniz” dedi.

“DÜNYANIN KADERİNİ BM’DEKİ 5 ÜLKE BELİRLEYEMEZ”

Dünyada adaletin gereğinin yerine getirilip getirilmediğini de sorgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Birleşmiş Milletlerde yerine geliyor mu, Avrupa’da yerine geliyor mu? Niye ben ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyorum. Dünyanın kaderini BM’deki 5 ülke belirleyemez onun için diyorum. Artık dünyada 2. Dünya Savaşı’nın şartları yok. BM Güvenlik Konseyi’nde dünya temsil ediliyor mu? Her etnik unsur BM Güvenlik Konseyi’nde temsil ediliyor mu? Her din orada temsil ediliyor mu? Her kıta orada temsil ediliyor mu? Peki, nasıl oluyor bu BM Güvenlik Konseyi. Böyle bir şey olabilir mi? Peki, biz ne diyoruz; 196 ülkenin BM Güvenlik Konseyi’nde temsil edilmediği bir Birleşmiş Milletler adalet dağıtamaz, adaleti tesis edemez. Bir aldatmaca daha yapmışlar, 5 tane daimi üye, 15 tane geçici üye. Yetti artık ya, yetti artık bu aldatmaca. Biz diyoruz ki; ey 5 tane daimi üye gelin artık deyin ki ‘Birleşmiş Milletlerin şu anda reforme edilmesi lazım, yeniden güncellenmesi lazım.’ Bu güncelleme ile birlikte de -5 daimi üye, 15 geçici değil- 20 tane daimi üye mi yaparız, 20 daimi üye, geçici üye falan yok hepsi daimi üye olacak ve dönüşümlü olacak. Her iki yılda bir, bunun 10 üyesi değişmek suretiyle dünyadaki tüm ülkeler BM Güvenlik Konseyi’nde yerini almış olacak… Orada her dinden, her kıtadan, her ırktan vesaire orada temsilciler bulunmuş olacak. Adaleti sen o zaman tesis edersin. Şu anda, bakın çok ilginç 5 tane daimi üye Fransa, İngiltere, Rusya (Avrupa), bunun yanında Çin (Asya), Amerika (Amerika’nın bir kısmı) buraları temsil ediyorlar. Ama diğer kıtalardan temsilci yok. İnanç gruplarına gelince, acaba 1 milyar 700 milyonluk Müslüman kitlesi orada temsil ediliyor mu? Hayır, temsil edilmiyor. Böyle bir yapı var. Peki, Müslümanların derdini orada kim anlatacak, kim savunacak. Buradan adalet çıkmaz” ifadelerine yer verdi.

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE TÜM İNSANLIK ADINA BU KONUYU İŞLİYORUM”

BM Genel Kurulunda konuşmalarımda sürekli bu konuyu işlediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarına şu cümlelerle devam etti: “Kim adına? Sadece 1 milyar 700 milyon değil, aslında tüm insanlık adına bunu işliyorum. Dolaylı dolaysız hepsini ilgilendiriyor bu konu da onun için. Çünkü adalet bir kenara bir köşeye sıkışıp kalma durumunda olan kavram değildir. Adalet, dolaylı dolaysız her tarafa sirayet eder. Aynen suyun, sızıntının bulduğu noktadan sızmak suretiyle daha sonra orayı delerek her tarafı felç ettiği gibi, böyledir. Onun için burada çok hassas, çok dikkatli olmak durumundayız. Dünya 5’ten büyüktür, bunu hep birlikte savunmamız lazım. Ama birilerinden de korkmamak lazım. Dünyadaki ülkeler maalesef acaba biz böyle bir şey söylersek falanca ne der, acaba şöyle konuşursak falanca ülke ne der, acaba şöyle dersek filanca ne der. Böyle düşündüğünüz zaman netice alamazsınız. Ömür boyu korku ile yaşamaktansa bir gün adam gibi yaşa. Ama kadınları tenzih ederim ha, böyle bir şey yok, ayrım yapmıyorum. Hiç olmazsa netice alalım, bunu yapmamız lazım. Hep birlikte bu adımı atmamız lazım.”

Sahraaltı Afrika başta olmak üzere, dünyanın büyük bölümünde elektrikten, sudan, yeterli gıdadan, her türlü imkândan yoksun bir şekilde hayatlarını sürdürmeye çalışan yüz milyonlarca insanın trajedisine kimsenin dönüp bakmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte az önce perdede gördük, ekranda gördük. O insanların halini gördük, çöplerden nasıl gıdalandıklarını gördük. Myanmar’da ve dünyanın pek çok yerinde, sadece inançları yüzünden katledilen insanların durumları inanın bir futbol karşılaşması kadar ilgi çekmiyor. Derilerinin renkleri, kökenleri, konuştukları dil, hatta giydikleri kıyafet sebebiyle ötekileştirilen, aşağılanan insanlar, bir televizyon dizisi ekibine gösterilen alakadan dahi mahrumdur” ifadelerini kullandı.

“BİRİLERİNE HOŞ GÖRÜNMEK ADINA ZULMÜ ALKIŞLAYAMAYIZ”

“Batıdaki insan hakları savunucularının, çevrecilerin, kadın ve çocuk hakları müdafilerinin, öne çıkardıkları birkaç kareyle dünyayı oyalarken, aynı zamanda, arka planda yaşanan gerçek dramları gizlediklerini düşünüyorum. Eğer adaletten söz edeceksek, tartışmaya öncelikle, işte buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Mazlumun derdini anlatmayı zalimin insafına bırakmak, kuzuyu kurda teslim etmekten farksızdır. Sorunun kaynağı olanların bakış açıları ve kavramlarıyla meseleleri tartışmaya başladığımızda, kendimizi, ağaçlarla uğraşıp ormanı gözden kaçıran kişiler olarak buluruz.”

Birilerine hoş görünmek adına zulmü alkışlayamayacaklarının, doğru bildiklerini söylemekten geri duramayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları, yanlışları dile getirdiğimiz için eleştirilmekten korkup susarsak, ecdadımıza da, gelecek nesillere de mahcup oluruz. ‘Onun için “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek yola devam ediyoruz. Avrupa Birliği’ni uyarırken, milletimiz ve tüm insanlık adına yürüttüğümüz bu adalet mücadelesinin, şahsımıza ve ülkemize bir bedeli olduğunun gayet iyi farkındayız” dedi.

“14 SENEDE TÜRKİYE’Yİ ALDIĞIMIZ YERDEN NEREYE GETİRDİĞİMİZ ORTADA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Ama ne yazık ki ülkemdeki ana muhalefet partisinin başındaki ‘Bu bir yaptırımdır, bunu başka yaptırımlar takip edecektir’ diyerek tehdit ediyor. Zavallıya bak! 53 yıldır bu ülkeye Avrupa Birliği’nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor. Eğer yaptırım uyguluyorlarsa ne oldu battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk şu 14 senede Türkiye’yi aldığımız yerden nereye getirdiğimiz ortada. Bizi bu tür yaptırımlar falan vesaire Allah’ın izni ile çökertmez. Evelallah dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Yolumuza da böyle devam edeceğiz. Unutmayın Batının Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye’ye ihtiyacı var… Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye. Avrupa Birliği’nden destek gelecek diye kapımızı açtık. Niye açtık? O varil bombalarının üzerlerine yağdığı o insanları biz zalimlerin insafına bırakamazdık. Onun için kapılarımızı açtık. Acaba Avrupa Birliği’nden para gelir mi gelmez mi diye düşünmedik. Bize Birleşmiş Milletlerden gelen para 550 milyon dolar. Avrupa Birliği güya söz verdi. Gönderdiği para şu ana kadar eğer doğruysa 700 milyon dolar civarında. Peki, bizim harcadığımız ne? Yaklaşık şu ana 15 milyar dolar biz harcadık. STK’ları söylemiyorum… 15 milyar dolar, bunlar faturalı. Biz şuna inandık; veren el alan elden üstündür. Böyle biliyoruz ve böyle de devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör olarak, ekonomik, siyasi, sosyal saldırılar olarak karşımıza çıkan bu bedelleri ödeme pahasına doğru bildiğimiz yoldan dönmeyeceğiz. Haksızlıklar karşısında susarak coğrafyamıza ve tarihimize sırt çevirmeyeceğiz. Adalet için, hak için, mazlumlar için, mağdurlar için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Biliyoruz ki zafer, teslim olanların değil, sadece mücadele edenlerin ulaşabildiği bir neticedir. Eskilerin deyimiyle ‘niyet hayr, akıbet hayr’ diyoruz” şeklinde konuştu.

40 YILLIK SİYASİ HAYATIMDA EN BÜYÜK GÜCÜ KADINLAR VE GENÇLERDEN ALDIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Her zaman ifade ettim, burada bir kez daha tekrarlıyorum. 40 yıllık siyasi hayatımda, giriştiğim her mücadelede, en büyük gücü kadınlardan ve gençlerden aldım. Şayet, kendi ailem başta olmak üzere, kadınların desteği ve teşviki olmasaydı, bu uzun ve meşakkatli siyasi mücadeleyi bugüne kadar yürütebilir miydim, açıkçası bilmiyorum. Bunun için, sorumluluk üstlendiğim, yetki sahibi olduğum her yerde, her konumda, kadınlarımızın meselelerinin çözümü için çalıştım, gayret gösterdim.”

Belde ve ilçe teşkilatlarından genel merkez yönetim organlarına, belediye başkanlıklarından milletvekilliklerine kadar, siyasetin tüm kademelerinde kadınların yer alması için özel çaba harcadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam İşbirliği Teşkilatı’nda gençlik komisyonu yoktu onu kurduk. Şimdi de dedik ki burada kadınlar için bir komisyonun, bir platformun oluşturulması lazım ve hamdolsun o da engellemelere rağmen kuruldu. Türkiye olarak orada bizimde bir üyemiz, bir temsilcimiz olacak. Henüz arzu ettiğim düzeye gelmiş olmamakla birlikte, bu konuda kat edilen mesafenin küçümsenmesine de asla razı olamam” dedi.

“KADINLAR DARBE GİRİŞİMİNİN ÖNLENMESİNDE EN ÖN SAFLARDA YER ALDI”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, kadınlara yönelik sayısız projeyi hayata geçirdiğini; başbakanlığı döneminde de kadınların konumunu güçlendirmek için, anayasa ve yasa değişikliklerinden, eğitim ve istihdama kadar her alanda, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş reformların gerçekleştirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün kadınlarımız siyasette, iş dünyasında, sivil toplum çalışmalarında, daha önce hiç olmadıkları kadar aktiftirler. Hatta 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde en ön saflarda yer alarak, cesaret konusunda da kimseden geri kalmadıklarını benim hanım kardeşlerim göstermişlerdir. O gece, tankların karşısına dikilen, namluların önüne kadar gelip korkusuzca itirazlarını dile getiren, Safiye hanımlarımızı vardı, kadınlarımız vardı. Yeri geldiğinde anne şefkatiyle, yeri geldiğinde anne fiskesiyle darbecileri engellemeye çalışan kadınlarımızın görüntüleri asla hafızalarımızdan silinmeyecek. Ve şehit olan hanım kardeşlerimiz vardı. Parçalanarak şehit olan hanım kardeşlerimiz vardı. Bizim bunları unutmamız mümkün mü? Unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü bu millet Nene hatunlardan doğmuş bir millettir; unutturmayacağız. Kararlılıkla bunu devam ettireceğiz. Bu vesileyle, ‘Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm’ diyerek çıktıkları sokaklarda, meydanlarda darbeciler tarafından şehit edilen 248 şehidimizi, kardeşimizi, özellikle de bunların arasında yer alan 11 kadın kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Allah rahmet eylesin.”

Milletimize ve kadınlarımıza olan borcun 15 Temmuz’da, tarifi mümkün olmayacak bir şekilde arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki dönem daha çok çalışacakların, daha çok mücadele edeceklerini ve daha çok netice alacaklarını kaydetti.

“YENİ TÜRKİYE’Yİ KADINLARIMIZLA BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

Kadınların sorunlarının çözümü konusunda yapılan her çalışmanın öncüsü ve destekçisi olmakta kararlı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden ricam, lütfen başkalarının sizin için bir şeyler yapmasını beklemeyin. Siz harekete geçin, zaten bu kardeşinizi yanınızda göreceksiniz. Yeni Türkiye’yi inşallah ülkemizdeki kadınlarımızla birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Geleceğin güvenli, huzurlu, adil, müreffeh dünyasını, doğudan batıya, kuzeyden güneye yerkürenin her köşesindeki kadınlarımızla birlikte kuracaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvelerinin, bu mücadelenin sembolü hâline dönüşmesini temenni ediyorum. Bir kez daha zirvenin, kadınlar ve tüm insanlık için başarılı geçmesini diliyor, sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.”