“Hiç Kimse Kendini Hukukun Üstünde Göremez”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada PKK’ya destek veren milletvekilleri ile ilgili yargı süreci hakkında “Dokunulmazlıklar üzerinden Meclise, devlete, millete, yargıya meydan okuyan, hatta hakaret eden bu densizlerin amacı Türkiye’yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Açık, net söylüyorum; benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur. Benim için aslolan milletimdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin kendisine tevcih ettiği fahri doktora unvanı için düzenlenen törene katıldı. Üniversitenin konferans salonunda gerçekleşen törende; Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın yanı sıra davetliler ile üniversite öğretim üyeleri ve öğrenciler de hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a fahri doktora belgesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl tarafından takdim edildi.

Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite tarafından şahsına takdim edilen fahri doktora unvanı için teşekkür etti ve üniversitenin 2016-2017 akademik yılının hayırlı olması temennisinde bulundu.

SOMALİ İLE SAĞLIK ALANINDA İŞ BİRLİĞİ

Sultan Abdülhamit Han tarafından inşa ettirilen ve 1903’te onun tarafından hizmete açılan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye ait binanın, geçen yıl kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne tahsis edilmesiyle amacına uygun bir misyona yeniden kavuştuğuna işarete den Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine bugün Somali’de açılışı yapılan ve adının verildiği Mogadişu Recep Tayyip Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun da hayırlı olmasını dilediğini söyledi.

Somali’deki sağlık meslek yüksekokuluna kabul edilen Somalili öğrencilerin, Yunus Emre Enstitüsü tarafından verilecek Türkçe hazırlık eğitiminden sonra sağlık alanında eğitim alacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin hem Somali’de büyük ihtiyacı karşılayıp hem de iki ülke arasında sağlık alanında uzun yıllar sürecek iş birliğinin beşeri kaynaklarını oluşturacaklarını ifade etti

“TÜRKİYE, SAĞLIK HİZMETLERİ ALANINDA DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜLKELERİ ARASINDA YER ALIYOR”

Sağlık hizmetleri alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye’nin, çıtayı her geçen yıl daha yükseğe taşıması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin; daha önce milletvekilliği yapan, Cumhurbaşkanlığı sağlık ekibinin yöneticiliğini üstlenen ve hâlen üniversitenin rektörü olan Prof. Dr. Erdöl’ün liderliğinde, kendi alanında, kısa sürede Türkiye’nin en prestijli eğitim-öğretim kurumu hâline dönüşeceğini dile getirdi.

Konuşmasında Türkiye’deki yükseköğretim sistemi konusunda hasbihal etmeyi, sağlık alanında kat edilen mesafeyi ve bu alandaki Türkiye’nin 2023 hedeflerini konuşmayı istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun zamandır ya bir terör olayı ya da terörle mücadelede yaşanan gelişmeler sebebiyle gündemin diğer konularını yeteri kadar konuşup tartışma imkânı bulamadıklarını söyledi. “Bazı meseleler var ki onlarla ilgili değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmak da en az diğer konular kadar önemli hâle geliyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün başlayan ve hâlen devam eden terör örgütü PKK’ya destek veren milletvekilleriyle ilgili yargı sürecinin böyle bir konu olduğunu belirtti.

“BU DENSİZLERİN AMACI, DOKUNULMAZLIKLAR ÜZERİNDEN TÜRKİYE’Yİ SIKINTIYA SOKMAK”

Terör örgütü PKK’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) uzantılarının olduğuna işaret ederek, söz konusu partinin, 7 Haziran seçimlerinin ardından 80 milletvekili ile Meclise germelerine rağmen siyasi mücadelelerini orada yürütmek yerine halkı sokağa davet ettiklerini ve insanların ölümüne neden olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı şunları söyledi: “Esasen yaşanan hadise çok açık ve nettir. Bilindiği gibi TBMM geçtiğimiz Mayıs ayında istisnasız tüm milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıldı. Yani bu sadece onlara yönelik bir olay değil. Fakat şu anda Batının ağzına bakın, Batı şu anda nasıl değerlendirmeler yapıyor. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesine götürüldü biliyorsunuz, Yüksek Mahkeme de yapılan işlemi hukuka uygun buldu. Bunun üzerine genel başkanlar dâhil olmak üzere yargı safhasında dosyası olan milletvekilleri ilgili adliyelere gidip ifadelerini vermeye başlamışlardır. Ancak bir siyasi partinin mensupları en başından beri ısrarla bu konuyu tahrik unsuru hâline getirmeye çalışmışlardır. Hatta önceleri meydan okudu, ‘Benim dokunulmazlığımı kaldırın, ben anında hemen yargıya gitmeye hazırım’ dedi. Tamam, o zaman öyle diyordun da daha sonra ne oldu sana? Daha sonra aksini yapmaya ve kaçmaya çalıştılar. Dokunulmazlıklar üzerinden Meclise, devlete, millete, yargıya meydan okuyan, hatta hakaret eden bu densizlerin amacı, Türkiye’yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Açık, net söylüyorum; benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur. Benim için aslolan milletimdir. Milletim ne diyor, aslolan budur. Yoksa Batı ne diyor? Batı bizim için hiçbir zaman hayırlı rüya gördü mü? Görmedi. 53 sene Avrupa Birliği’nin kapısında bekletilen Türkiye için batıdan biz ne bekleyeceğiz? Kendimizi aldatmayalım, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. İnanın, çalışalım, gayret edelim, ilim olarak değerli hocalarım şu sevgili öğrencilerimizi geleceğe hazırlasınlar, biz bunları sollayıp aşar geçeriz, hiç endişeniz olmasın.”

“BİZİM ÖLÇÜMÜZ, ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BEKASI İÇİN NE YAPILMASI GEREKİYORSA ONU YAPMAKTIR”

Türkiye’nin son üç yıldır yaşadığı hadiseler sebebiyle artık bakış açısını değiştirmiş, kendisine yeni yol çizmiş bir ülke olduğunu ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonra bizim için şu ne der-bu ne der diye bir ölçü yoktur. Artık bizim ölçümüz, ülkemizin ve milletimizin bekası için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktır” dedi.

2013’te yılında Gezi olaylarında, aynı yılın sonunda yaşanan 17-25 Aralık Emniyet-Yargı darbe girişiminde ölçülerinin aynı olduğunu ve bu anlayışla hareket ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nın, 20 Temmuz 2015’te çukur eylemlerini başlattığında o yerleşim yerlerindeki sivil vatandaşların can güvenliğine itina gösteren bir yaklaşımla yine devletin ve milletin bekası için ne gerekiyorsa onu yaptıklarını bildirdi.

“SİYASETTE ÇIRAK DEĞİLİM”

7 Haziran seçimlerinin ardından yaşanan siyasi belirsizlik dönemini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben biraz seyrettim, bakalım ne yapacaklar diye. Birinci parti dolaştı, gezdi. Ardından hemen şunu başlattılar: ‘Görevin ikinci partiye verilmesi lazım. Ben siyasette çırak değilim, kalfa da değilim, elhamdülillah bir yere geldik 40 yılda. Sana vereceğiz de sen yapacaksın? Sen bir defa Beştepe’nin yolunu bilmiyorsun. Beştepe’nin yolunu bilmediğin gibi, bir de senin sayısal durumun zaten diğer iki partiyle de bir araya gelsen bu hükûmeti kurmaya yeterli değil. Niye? İktidar partisi zaten sayısal olarak çok çok fazla. Onun olmadığı bir ortaklık hükûmetin kurulmasına zaten yeterli değil. Onun için ‘benim zaman kaybına tahammülüm yok’ dedim. Anayasanın amir hükmü gereğince adımı attık ve tekrar seçim kararını aldık. Ve millet bizim bu kararımızı paylaştı. Millet bu kararı paylaştığı için de, işte olan netice çok açık net ortada ve böylece hamdolsun yeni bir süreç başarılı bir şekilde gelişti, gelişiyor. Anayasadan aldığımız yetkilerle bu yolu izledik. Ülkeyi kazasız belasız 1 Kasım’a ulaştırdık” diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişimini, ‘bu sıkıntılı sürecin zirve noktası’ olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin dirayetli duruşu, cesareti ve kahramanlığı sayesinde bu kanlı darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını dile getirdi ve “Darbe girişiminin ardından ilan ettiğimiz olağanüstü hâl çerçevesinde, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Hem içerde hem dışarda Burada da asla taviz vermeye niyetimiz yok. Bu PKK olabilir, bu PYD olabilir, bu DHKP-C olabilir, bu YPG olabilir, bu DEAŞ olabilir, fark etmez. Hem içerde, hem dışarda. Bu milletin bunlarla mücadeleye gücü vardır, kudreti vardır ve bu işi başarır. Şu ana kadar da bu süreç başarılı bir şekilde devam ediyor” vurgusunda bulundu.

“AVRUPA BİRLİĞİ SAMİMİ VE DÜRÜST DAVRANMIYOR”

DEAŞ terör örgütüne yönelik Suriye’de yürütülen mücadelede, Gaziantep’teki saldırının bardağı taşıran son damla olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’yi sürekli tehdit altında tutacak bir terör koridorunun oluşturulmak istendiğine dikkat çekti ve yürütülen Fırat Kalkanı operasyonu ile 5 bin kilometrekarelik bir terörden arındırılmış bir bölgeyi hedeflediklerini dile getirdi.

“Bütün bu mücadele devam ederken hala birileri Kobani’de yaptıkları oyunu buralarda da oynamak istediler. Dedik ki; hayır, burada bu oyunu size oynatmayacağız, burada kararlıyız. Ve şu anda dikkatli bir şekilde müteyakkız bu mücadele sürüyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörden arındırılmış ve uçuşa yasak bölge teklifini ABD Başkanı Barack Obama, Almanya Başbakanı Merkel ve Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ile paylaştığını hepsi ile bu konuda mutabık kaldıklarını aktardı.

Avrupa Birliği’nin mülteciler için yapmaya söz verdiği 3 milyar avroluk yapmayarak samimi ve dürüst davranmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi en son işte şu yaşanan olaylarda bakın Avrupalı bakanlar Türkiye’ye hücum ediyorlar, buraya gelip-gidiyorlar. Malum partiyi, gidiyorlar ziyaret ediyorlar. Ne olacak yani gelip gideceksiniz, buradaki kararı mı değiştireceksiniz? Burada hukuk var. Biz bunlara bir şey söylediğimiz zaman, diyorlar ki; ‘biz hukuk devletiyiz, dolayısıyla biz hukuka müdahale edemeyiz. Hukuk bağımsızdır, tarafsızdır.’ E, seninki tarafsız, bağımsız; bizdeki hukuk gukuk mu? Bizimki de tarafsız bağımsız. Sen nasıl saygı istiyorsan bize de saygı duyacaksın, kusura bakma. Ve birçok olayda hep bunu önümüze bahane olarak çıkarmışlardır” değerlendirmelerinde bulundu.

“AVRUPA TERÖRE AÇIK VE NET BİR BİÇİMDE YATAKLIK YAPIYOR”

Avrupa’nın birlik olarak PKK’yı terör örgütü ilan etmesine rağmen şu anda teröre açık ve net bir biçimde yataklık yaptığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bizler bu konuda onların bu yaklaşım tarzına karşı somut güvenlik anlayışımızı inşallah bunlara deldirmeyeceğiz. Ve böyle baskılardı, baskılardı, gazetelerle bizi karikatürize edecekler, bilmem ne yapacaklar, bunun neticesinde de bizler geri adım atacağız; boşuna bu şeylerle kafalarını yormasınlar. Biz bunların ne olduğunu gayet iyi tanıyoruz, biliyoruz. Tarihlerini de iyi okuduk, onu da iyi biliyoruz. Hele şu 14 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım dönemimde de gayet iyi tanıdım bunları, artık hücrelerini okuyorum. Onlar bana diktatör demiş, bilmem şunu demiş-bunu demiş filan hiç umurumda değil. Bir kulağımdan girer, öbür kulağımdan çıkar. Milletim ne diyor, önemli olan bu. Onun için de ben milletime efendi değil hizmetkâr olmaya geldim derken bunu kastediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini ifade vermek üzere davet eden yargı mensuplarını ve dolayısıyla Türk Devletini hiçe sayanlara müsamaha gösterilmesinin söz konusu olamayacağını; Meclisin karar verdiği, Anayasa Mahkemesinin hukuka uygun bulduğu, yargının kendi usulü çerçevesinde harekete geçtiği bir konuda birilerinin çıkıp ‘biz sizi tanımıyoruz’ demesinin, ‘bunun için bize yapılacak her türlü muameleyi de peşinen kabul ediyoruz’ anlamına geleceğini dile getirdi.

“İFADE VERMEYE GİTMEZSEN ZORLA GÖTÜRÜLÜRSÜN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan devamında şu görüşlere yer verdi: “Çünkü hukukun usulü bellidir. İfade vermeye gitmezsen zorla götürülürsün; bu, budur. Önceki gün yapılan işlemlerin adı tam olarak işte budur, yani hukukun işletilmesidir. Bu ülkede hiç kimse layüsel değildir, hiç kimse kendisini hukukun üstünde, dışında, sağında-solunda göremez. Elbette yargının her kararını kayıtsız, şartsız doğru kabul etmek diye bir şey de olamaz, o ayrı mesele. Yargı kararlarıyla ilgili itirazlarınızı usulünce işleme sokar, eleştirilerinizi de yüksek sesle ifade edebilirsiniz. Şahsen benim de geçmişten beri, hatta şu anda dahi yargının tenkit ettiğim pek çok kararı, uygulaması vardır. Fakat şunu da bilmemiz lazım ki; yargı süreci ki Anayasanın 138. maddesi çok açık ve net ortadadır. Kimse yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına yargı sürecinde ne yapamaz? Tesir altına almak, ona müdahale etme hakkına sahip değildir, benim dahi böyle bir yetkim yoktur. Bunların kimini herkeste, kimini sadece ilgilileriyle paylaştığım oluyor. Ama asla ‘ben bu kararı tanımıyorum, hadi sıkıysa gelin zorla uygulayın, uygulatın’ demedik, demeyiz. 1999 yılında hakkımdaki hapis kararı tüm itiraz aşamaları geçilip kesinleştiğinde kuzu kuzu gidip Pınarhisar’da cezamızı çektik. Başka bir şey söylemedik. Koskoca İstanbul’un Belediye Başkanıydım, bağırıp çağırıp şov da yapmadık. Ne oldu? Gittik, yattık çıktık, millet ne dedi? Millet başka şey söyledi, dedi ki; ‘partini kur, yola çık, biz sizi farklı yerde görmek istiyoruz.’ Ve kurduk partimizi, 16 ay sonra bizi iktidara getirdi. Millet kolay kolay sapmaz, milletin söylediğine kulak vereceksin. Ve üstelik bu ceza bize ülkeye, millete ihanet ettiğimiz veya terör örgütlerini desteklediğimiz için verilmedi. Sadece ve sadece Talim Terbiye Kurulu’nun da tavsiye ettiği bir şiirden dolayı bu cezaya biz ne yazık ki muhatap olduk.”

İfadeye çağrılan malum partinin milletvekillerine yönelik suçlamalara bakıldığında; arabasıyla terör örgütüne silah taşımaktan terörist nakline ve sırtını terör örgütüne dayadığını ilan etmeye kadar her şeyin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eylemlerin, bu ifadelerin hiçbiri de milletvekilliği görevi ve sıfatıyla ilgili değildir” diye ekledi.

“TERÖRİST GİBİ DAVRANIRSANIZ, ELBETTE TERÖRİST MUAMELESİ GÖRÜRSÜNÜZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu açıklamaları yaptı: “Eğer siz milletvekili gibi değil de terörist gibi davranırsanız, elbette terörist muamelesi görürsünüz. Bir fikri, bir siyaseti savunmakla; terör örgütünü, teröristleri, terör eylemlerini savunmak çok farklıdır. Bizim her türlü fikrin ifadesine katılmıyor olsak da saygımız vardır. Ancak konu ülkenin bütünlüğü, milletin birliği, vatandaşlarımızın can güvenliği olduğunda hiç kimse kusura bakmasın gözümüz kimseyi görmez. Sıfatı ne olursa olsun kendi ülkesine, kendi milletine ihanet içinde olanların yargıya hesap vermesini sağlamak, bunun için gereken altyapı oluşturmak bizlerin en başta gelen görevidir. Şayet bu sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirmezsek, milletimizin yüzüne bakamayız. Uzun zamandır gittiğimiz her yerde milletimiz tarafından bu konu önümüze getiriliyor, bizden hesap soruluyor. Siyaset yoluyla gelinen her görev, aynı zamanda millete hesap verme yeridir. Bir kez daha ifade ediyorum; bizim yaptığımız yargının görevini layıkıyla yerine getirebilmesi için gereken desteği kendilerine vermekten ibarettir. Diğer tüm işlemler yargı ve emniyet mensuplarının tasarruflarıdır. Şahsen bu tasarrufları da gayet yerinde buluyorum. Türkiye’yi kimsenin suç işleme imtiyazının olmadığı, doğrudan ve dolaylı hiçbir terör örgütünün faaliyet gösteremediği bir ülke haline getirmekle mükellefiz. Çünkü bizim görevimiz, milletimizin huzurudur, bizim görevimiz tüm kurumlarımızın sağlıklı bir şekilde çalışmasını temindir. Bunun için de gerekli adımları atmakta kararlıyız.”

Terör örgütüne verdikleri destek sebebiyle ifade vermek üzere gözaltına alınan ve bir kısmı da tutuklanan milletvekilleriyle ilgili Batı ülkelerinden gelen tepkilere ve bu ülkelerin medyalarında çıkan yorumlara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batıdan haksız ithamlarla ülkemize saldıran bu siyasetçilerin, bu medya kuruluşlarının gerçek yüzlerini görmek aslında çok kolay, bunun için hiç uzağa gitmeye de gerek yok. Mesela aynı kişilerin Cuma sabahı Diyarbakır’da patlayan bombayla, orada şehit edilen 11 kardeşimizle, yaralanan 100 kişiyle ilgili rahatsızlık ve kaygı ifadelerini duyan var mı? Ben duymadım, bilmiyorum duyanlarınız oldu mu? Bunların hepsi 15 Temmuz’da zaten sınıfta kaldılar. Kalkıp da, Türkiye bir darbe girişimi oldu, bir ziyaret edelim, bir geçmiş olsun diyelim olmadı. Türkiye, eşine ender rastlanacak çapta ve mahiyette bir darbe girişiminin üstesinden vatandaşlarının tarihe altın harflerle yazılacak sağlam duruşu sayesinde onu bertaraf ederken bunlardan çıt çıkmadı. Çoğu bırakın olayın hemen ardından bizzat gelip destek vermeyi, şöyle laf olsun kabilinden bir geçmiş olsun ifadesini dahi, baktılar ki hükümet bu işin üstesinden geldi, üç gün sonra aramaya başladılar” eleştirilerine yer verdi.

“TUTUKLANAN MİLLETVEKİLLERİ KONUSUNDAKİ FEVERANLAR UMURUMUZDA DEĞİL”

Sadece 20 Temmuz 2015 tarihinden bu yana terör örgütü PKK’nın 787 güvenlik görevlisini, 312 sivil vatandaşı şehit ettiğinin, gerçekleştirdiği eylemlerde 4 binin üzerinde güvenlik görevlisini, 2 binin üzerinde vatandaşı da yaraladığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölücü terör örgütüne yönelik operasyonlarda 5500 silah, 650 bin mermi, 142 ton patlayıcı malzemesi, 15 bine yakın bomba ele geçirildi; ey Batı, bunları duy bakalım. Bir başka ifadeyle; Türkiye terör örgütüne karşı pek çok Batı ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görmediği, yaşamadığı çapta bir mücadeleyi sadece 1 yılda verdi. Ve bunların elinde yakaladığımız silahlar var ya, hepsi Batının silahları. Ve artık ağır silahlar da kullanmaya başladılar, bu silahlar da geliyor. Bahaneler hazır, ne diyorlar? ‘Irak’taki koalisyon güçlerine bunları vermiştik, herhalde oradan onların eline geçti.’ Kimi uyutuyorsunuz, bunları direkt veriyorsunuz kendilerine. Bunca şehit, bunca yaralı, ele geçirilen bunca silah, patlayıcı konusunda Batı ülkelerindeki siyasetçilerin, medya kuruluşlarının herhangi bir endişe, kaygı, tepki ifadelerine rastlamadık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin maruz kaldığı terör saldırılarına işte bu kadar ilgisiz, bu kadar bigane, bu kadar kör olanlar; hadise terör örgütleri ve onlara destek verenler olunca birden ortaya dökülüyorlar. Hal böyle olunca da, bu olayların müsebbibi olan terör örgütünü destekledikleri için ifadeye çağrılan, gelmeyip zorla ifadeleri alınan, kimi serbest bırakılan, kimi tutuklanan milletvekilleri konusundaki feveranları da açıkçası umurumuzda değil.”

Yine 1 yılı aşkın süredir iktidar partisinin, içlerinde milletvekili adayları, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri de olmak üzere çok sayıda mensubunun bölücü terör örgütünün üyeleri tarafından katledildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, bunlar öldürülürken bakınız gözaltına alınmalarından değil taammüden öldürülmelerinden söz ediyorum. Aynı çevrelerin en küçük bir kaygılarını, derinliğinden vazgeçtik, şöyle yüzeysel de olsa bir endişelerini görmedik, duymadık” şeklinde konuştu ve şunları ekledi: “Şu anda en az 30’a yakın kaçırdıkları mühendis, öğretmen, polis, subay; bunlar var, hani nerede sesiniz? Öğretmenler var, niye sesiniz çıkmıyor? Batı bu konularda da sessiz. Ötekiler siyasetçi, bunlar da siyasetçi. Ötekiler insan, bunlar insan değil mi?”

“PKK AVRUPA ÜLKELERİNDE CİRİT ATIYOR”

Belçika’daki bir mahkemenin, Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesindeki PKK’nın eylemlerini terör suçu değil ‘silahlı mücadele’ kapsamında gördüğünü ifade etmesi ile ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Üst düzey tüm yöneticilerinin Avrupa ülkelerinde cirit attığı PKK’nın nasıl olup da bu kadar rahat hareket ettiğini biz de böylece anlamış olduk. Tabii burada sorulması gereken soru şudur: Yarın Avrupa ülkelerinde terör eylemleri düzenleyen bir örgütün işlediği cinayetleri biz veya bir başka devlet, silahlı mücadele kapsamında görmeye kalkarsa ne olacak? Diyelim ki bizim bir mahkememiz çıktı, Avrupa’da herhangi bir ülkede bir yılda 700-800 güvenlik görevlisini katletmiş, binlercesini yaralamış, bir orduyu donatacak kadar silah ve mühimmat yakalatmış bir örgütü böyle vasıflandırdı. Bu yaklaşım beraberinde örgüt üyelerinin ülkede diledikleri gibi hareket edebilmelerini sağlayacak rahatlığı da getiriyor. Böyle bir durumda Batı ülkelerinin vereceği tepkiyi az-çok tahmin edebiliyoruz. Ama burada da bitmiyor. Yarın ülkemde yakalanmış bunların aradığı bir terörist olursa ve bunu da bizden isterlerse, ha o zaman bizim vereceğimiz cevap ne olacak, onu da onlar düşünsün. Arapların bir sözü var, ‘men dakka duka’ diye. Ha siz mi böyle yapıyorsunuz, buyurun aynıyla biz de size cevap veriyoruz.”

“Açıkçası Batı dünyası bir süredir kendi eliyle kendi sonunu hazırlayacak uygulamalar içerisindedir. Bumerang gibi dönecek, bir gün onları da vuracak” uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’da mültecilere karşı sergilenen insanlık dışı tavra, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve İslam düşmanlığına işaret etti.

“İNSANLIĞINI KAYBEDEN HER ŞEYİNİ KAYBEDER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: “Tamamen kendi yanlışlarının ürünü olan küresel ekonomik krizin üstesinden gelemeyen Batı ülkelerinin yaşadığı bu savrulma ortak geleceğimizi tehdit ediyor. Suriye’de ve şimdi de Irak’ta göz göre göre oluk oluk Müslüman kanı akıtan, akıtacak olan politikaları sinsice ve hatta gerektiğinde zorla dayatanlar da aynı ülkelerdir. Kendi sınırları içinde kurdukları suni refah ve güven iklimini sürdürebilmek için dünyanın kalanını kana ve ateşe boğmayı göze alanlar, attıkları her adımda insanlıktan biraz daha uzaklaştıklarını bilmelidirler. İnsanlığını kaybeden her şeyini kaybeder, bu sürdürülebilir bir durum değildir. Batının bu bencillikten, bu hayati yanlıştan dönerek tüm insanlığın ortak geleceğini gözeten bir yaklaşımı benimsemesini temenni ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Somali Mogadişu’da kendi adını taşıyan ve bugün açılan Recep Tayyip Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun açılış töreninde bulunanlarla canlı telefon bağlantısı ile görüşerek okulun öğretmen ve öğrencilerine başarı dileklerini iletti.