2016-11-30-mgk

MGK’da Suriye’de Terör Koridoruna İzin Verilmeyeceği Vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen yılın son Millî Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, “Suriye’nin toprak bütünlüğü esas olmak üzere kardeş Suriye halkının ve bölgedeki vatandaşlarımızın güvenliği için PKK/PYD-YPG unsurlarının terör koridoru oluşturma hedeflerine izin verilmeyeceği vurgulanmıştır” denildi.

Millî Güvenlik Kurulu (MGK) olağan toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılan toplantının ardından toplantının içeriğine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

“TERÖRÜN ÜLKE GÜNDEMİNDEN ÇIKARTILMASI KONUSUNDAKİ GÜÇLÜ İRADE TEYİT EDİLDİ”

Açıklamada, toplantıda; kamu düzeninin ve vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler ile millî güvenliği tehdit eden diğer gelişmelerin kapsamlı şekilde görüşüldüğü ve bu çerçevede, PKK/PYD-YPG, FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ile topyekûn mücadelenin kararlılıkla sürdürülerek, terörün ülke gündeminden çıkartılması konusundaki güçlü iradenin teyit edildiği belirtildi.

“Bazı ülkelerin, PKK/PYD-YPG VE FETÖ/PDY lehine çifte standart uyguladıkları, mensup ve destekçilerine kol kanat gerdikleri, bunları maksatlı olarak farklı şekilde tanımladıkları kaydedilerek, bu ülkeler tutumlarını değiştirmeye davet edilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, Fırat Kalkanı Harekâtı’nın temel hedefinin, ‘Türkiye’nin hudut güvenliğinin sağlanması, ülkeye yönelik saldırıların önlenmesi, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin bölgeden tamamen temizlenmesi’ olduğu dile getirildi.

ULUSLARARASI TOPLUMA, HALEP’TE DEVAM EDEN İNSANLIK TRAJEDİSİNİ SONA ERDİRME ÇAĞRISI

Suriye’nin toprak bütünlüğü esas olmak üzere, kardeş Suriye halkının ve bölgedeki vatandaşların güvenliği için, PKK/PYD-YPG unsurlarının terör koridoru oluşturma hedeflerine izin verilmeyeceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Uluslararası topluma, Halep’te devam eden insanlık trajedisini sona erdirme konusunda her türlü girişimde bulunma çağrısı yapılmıştır. Rejimin, hastaneler dâhil, sivil hedefleri bombalamak suretiyle, her yaştan pek çok masum insanın ölümüne sebep olduğu, bu durumun artık, engellenmesi için, derhal devreye girilmesi gereken bir ‘insanlık suçu’ hâlini aldığı belirtilmiştir. Halep’teki çatışmaların durdurulması ve şehre insani yardım ulaştırılması hususunda, Türkiye’nin de içinde bulunduğu girişimlerle ilgili Kurul’a bilgi sunulmuş, yaşanan insani dramın sona erdirilmesi için yürütülen her türlü çalışmanın desteklendiği kaydedilmiştir. Irak’ta zemin bulan PKK ve DEAŞ terör örgütüne karşı Türkiye’nin meşru müdafaa hakkının mahfuz olduğunun altı çizilmiştir.”

“MUSUL VE TELAFER BAŞTA OLMAK ÜZERE BÖLGENİN DEMOGRAFİK YAPISI MUHAFAZA EDİLMELİ”

Açıklamada, Irak Merkezî Hükûmeti’nin ülkesinde bulunan terör örgütleriyle mücadelesine Türkiye’nin katkı sağlamaya devam edeceği vurgulandı ve “Ülkemizin her vesile ile Irak’ın toprak bütünlüğünü, egemenliğini, istikrarını ve güvenliğini savunduğu vurgulanmıştır. Devam eden Musul operasyonu hakkında Kurul’a bilgi sunulmuş, Musul ve Telafer başta olmak üzere bölgenin demografik yapısının muhakkak muhafaza edilmesi gerektiği, aksi takdirde, yaşanabileceklerin yeni bir insanlık dramına sebep olacağı belirtilmiştir. Arap, Kürt, Türkmen ve diğer unsurlarıyla, bölge halklarının etnik ve mezhep temelli ayrıştırma çabalarına karşı ortaya koyacakları her türlü birlik, beraberlik, dayanışma çabasının Türkiye tarafından samimiyetle ve kuvvetle destekleneceği ifade edilmiştir” denildi.

“PKK’NIN, IRAK’IN SİNCAR BÖLGESİNDEKİ YAPILANMASINA MÜSAADE EDİLMEYECEK”

Toplantıda; PKK/PYD-YPG ve diğer terör örgütlerinin Suriye’nin kuzeyi ile Irak’ın Sincar bölgesindeki yapılanmalarına, gerektiğinde her türlü imkâna başvurulmak suretiyle, kesinlikle müsaade edilmeyeceğinin kuvvetle vurgulandığı ifade edilen açıklamada, Türkiye’nin bu konuda bölge ülkeleri ve bölgede etkinliği olan ülkelerle her türlü iş birliğine hazır olduğu kaydedildi.

Ayrıca Kıbrıs’ta, müzakere sürecinde yaşanan son gelişmelerin, ada güvenliğini esas alacak şekilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin korunması çerçevesinde değerlendirildiği aktarıldı ve “Kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu ve tarafların siyasi eşitliğine dayalı olarak yürütülen müzakerelere verilen yapıcı desteğin altı çizilmiştir” açıklamasına yer verildi.