2016-11-22-polis

“Ölümden Korkmayan Bir Milleti Durduracak Hiçbir Güç Yoktur”

Türkiye’nin Yeni Güvenlik Konsepti Konferansı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden sonraki nesillere büyük ve güçlü Türkiye’yi miras bırakmak için milletimizle birlikte yürüttüğümüz mücadeleyi, gerekirse canımız pahasına vermeye devam edeceğiz. 15 Temmuz, bu konuda milletimizin ne kadar kararlı olduğunu, gerektiğinde hangi fedakârlıkları göze alabileceğini gösterdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polis Akademisi tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Yeni Güvenlik Konsepti” başlıklı konferansa katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konferansta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polis Akademisi’nin yöneticilerine ve öğrencilerine hitaben bir konuşma yaptı.

Polis Akademisi’nin 2016-2017 eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini dileyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2015 yılı Nisan ayında yeniden yapılandırılarak, günümüz Türkiye’sinin ihtiyaçlarına cevap verecek bir kurum hâline dönüştürülen Polis Akademisi’nin tüm mensuplarını, yönetici ve öğrenci olarak bu sürece verdikleri destekten dolayı tebrik ediyorum” dedi.

“POLİSİMİZ, SADECE TÜRK MİLLETİNİN POLİSİ OLACAKTIR”

15 Temmuz gecesi, Polis Akademisi’nin yeni eğitim stratejisinin ne kadar isabetli olduğunun, yaşayarak görüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe gecesi mücadelenin en ön saflarında, son yıllarda akademiden yetişmiş genç polislerin bulunduğunu görmekten memnuniyet duyduğunu ve bu tablonun Türkiye’nin doğru yoldu olduğunun bir işareti olduğunu söyledi.

Polisin artık şu veya bu kesimin değil, sadece ve sadece Türk Milletinin, Türk Devletinin polisi olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademi başkanlığı, güvenlik ve adli bilimler enstitüleri, polis amirleri eğitim merkezi, polis meslek eğitim merkezleri ve polis meslek yüksekokullarının bu anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

Akademinin kapılarının, 81 ildeki tüm vatandaşların, gerekli şartları taşıyan çocuklarının tamamına açık olduğunu, akademiye girmek için tek ölçünün, ‘ülkesine ve milletine sadakatle bağlı olmak, başka herhangi bir yere değil, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devletine hizmet etmek’ olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ruhunu Pensilvanya’ya, bölücü örgüte veya bir başka illegal yapıya satmış hiç kimseye, bu akademinin çatısı altında da, şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklarda da yer yoktur. Mesleki taassupla, kariyerini, ilişkilerini, beklentilerini milletinin ve devletinin üzerinde tutan zihniyeti, bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kaldırdık, kaldırmaya devam edeceğiz. Çünkü bu kurum milletin kurumudur, devletin kurumudur ve sadece onlara hizmetle mükellef insanlar yetiştirmekle görevlidir” diye konuştu.

“GEÇMİŞTEKİ HATALARDAN DERS ÇIKARARAK, AYDINLIK BİR GELECEK KURMAKTA KARARLIYIZ”

Geçmişte yapılan hatalardan gereken dersleri çıkararak, yeni ve aydınlık bir gelecek kurmakta kararlı olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda en büyük görev, işte bu anlayışla yeniden yapılandırdığımız Polis Akademisinin idareci ve öğrencileri olarak sizlere düşüyor. Yeni Türkiye’yi, inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İnsanlar gibi, devletlerin ve toplumların hayatlarının da, sürekli değişen, gelişen ve yenilenen dinamik bir yapıya sahip olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye gibi, çok farklı ve kadim medeniyetlerin, kadim geleneklerin mirasçısı bir ülkede, bu değişimler, inişleri ve çıkışlarıyla çok daha sert yaşanıyor. Biz, Cumhurbaşkanlığı forsunda ifadesini bulan devletlerin tarihi itibariyle, 2 bin 200 yılı aşkın bir devlet geleneğine sahibiz. Biz kabile, çadır devleti değiliz. Biz medeniyetler inşa etmiş bir devlet geleneğinin ta kendisiyiz. Biz onurluyuz, biz gururluyuz. Ama bu geleneğin içinden geldiğini zanneden bazı gafiller 15 Temmuz’u yapmışlardır. Bedelini ağır ödediler, ödemeye de devam edecekler. Hâlâ bu gafletin içerisinde olanlar varsa, bence bir an önce kendilerine gelmeli ve gittikleri bu yanlış yoldan dönmelidirler” diye ekledi.

“LOZAN’DA, BURNUMUZUN DİBİNDEKİ YERLER BİZDEN ALINDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Bizler mensubu olduğumuz inanç itibariyle, bin 400 yılı aşkın kesintisiz bir medeniyet geçmişimiz var. Coğrafi esaslı olarak baktığımızda, Anadolu merkezli ilk devletimiz, 1075 yılında İznik’te kurulan, daha sonra başkentini Konya’ya taşıyan Türkiye Selçuklu Devletidir. Osmanlı, Söğüt’te dikilen çınarın 600 yıl boyunca 3 kıta 7 iklimi kucakladığı, dünya tarihinin sayılı devletlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti ise, yapabileceğimiz tüm fedakârlıkların ardından elimizde kalanla kurduğumuz son devletimizdir. Türkiye Cumhuriyeti ilk devlet değil, kendimizi aldatmayalım. Biz 22 milyon kilometrekarelik dünya ölçeğinde toprağı görmüş bir devletin varisleriyiz. Cumhuriyetin kuruluşunun biraz öncesinde yaklaşık 3 milyon kilometrekarelik topraklara sahiptik, düştük düştük düştük 780 bin kilometrekareye geldik. Lozan ifadesini kullandığımda birileri rahatsız oldu. Niye rahatsız oluyorsunuz? Lozan’da da işte o 3 milyon kilometrekareden maalesef bir yerler yine tırmıklandı, 780 bin kilometrekareye kaldık. Burnumuzun dibindeki yerler bizden alındı. O burnumuzun dibindeki yerler bile bizden alındığında onunla iftihar edenler oldu. ‘Bu sözleşmeden, bu anlaşmadan çok başarıyla çıktık’ diyenler oldu. Nasıl oluyor? Elindekini veriyorsun, hâlâ başarılı çıktık diyorsun.”

“PKK, FETÖ VE DEAŞ’IN AMACI TÜRKİYE’Yİ KENDİ İÇİNE HAPSETMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin; terör örgütleriyle mücadelesini kesintisiz ve kararlı bir şekilde yürüteceğini; ancak kafasını sadece bu soruna gömüp, çevresinden kopmayacağını söyledi ve “PKK, FETÖ, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin asıl amacının, bizi, işte biraz önce ifade ettiğim büyük fotoğraftan kopartıp, kendi içimize hapsetmek olduğunu çok iyi biliyoruz. Sanmayın ki PKK’nın esas amacı, ülkemizin belirli bir bölgesinde ayrı devlet kurmaktır. Sanmayın ki FETÖ’nün temel gayesi bürokraside, iş dünyasında, eğitimde daha fazla etkin olmaktır. Sanmayın ki DEAŞ’ın tek hedefi Suriye’de ve Irak’ta, iddia ettiği gibi bir İslam Devleti kurmaktır. Asla; bu örgütlerin hiçbiri de, dışarıya karşı ifade ettikleri iddialar için mücadele etmiyorlar. Bu örgütlere sağlanan muazzam destek, onların söylemlerini hayata geçirmeleri için de verilmiyor. Gençler, saygıdeğer hocalarım, dert başka. Bu örgütler, diğer güçlerin planlarını rahatça uygulayabilmelerini sağlamak üzere, Türkiye’yi iç meselelerine odaklamak için üzerimize salınmış birer araçtan ibarettir. Çünkü biz tarihî perspektifimizin gerektirdiği politikaları hayata geçirdiğimizde, diğerlerinin kendi planlarını uygulama şansı yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, İNŞALLAH KENDİSİNDEN BÜYÜK BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEKTİR”

Uluslararası toplantılarda sarf ettiği ‘Dünya 5’ten büyüktür’ cümlesine atıfta bulunarak, “Gençler, şunu özellikle bilmenizi istiyorum; Türkiye, inşallah sizlerle kendisinden büyük Türkiye’yi inşa edecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri başta olmak üzere, bölücü terör örgütüne yönelik verilen çok yönlü mücadeleye işaret etti ve bu sürecin bölgede yaşayanların öz güvenini arttıracağına, teröristler ‘kepenk indir’ dediği zaman, kepenk indiren bir Güneydoğulu-Doğulu olmayacağına inandığını söyledi.

Teröristlere caddeleri, meydanları dar edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Gelecek senin caddenin, sokağın her yerini hendekler açmak üzere bu hâllere getirecek ve sen buna kalkacaksın hâlâ evinin içinde buyur otur diyeceksin, yedireceksin, içireceksin, ondan sonra bir evden öbür eve koridorlar açacaksın; böyle saçmalık olur mu? Buna vatanseverlik denmez, buna milliyetperverlik denmez, buna terör örgütüne yardım-yataklık denir, başka bir şey denmez. Onun için ben Polis teşkilatımızın, askerimizin, köy korucularımızın hep birlikte dayanışma hâlinde bu mücadelenin geldiğimiz bu son safhasında inşallah bu işi bitireceğimize inanıyorum. Şu anda en önemli noktadayız. Gerek Başbakanımız, Bakanımız, tüm yönetici kadrolarımız hepsi inşallah bu son safhada darbeyi en güzel şekliyle indirecek ve işi bitirecektir.”

“İÇ HUKUKUMUZA KİMSE KARIŞAMAZ, KENDİ KARARIMIZI KENDİMİZ VERİRİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün bir Batılı geldi öğleden sonra, ‘cezaevlerindeki milletvekilleriyle alakalı bir karar çıkacak’, ‘şu anda Türkiye’deki bazı uygulamalarla ilgili karar çıkacak’ dedi. Tabi anlattım ben, bu kişilerin neler olduğunu. Tekrar kendisine anlattıktan sonra da bir şey söyledim. ‘Yapabiliyorsan şunu yap: Hemen bir telefon aç, de ki; bu Türkiye’nin iç hukukuna fazla karışmayın, çünkü bunlar öyle kararlı gidiyorlar ki gönderdiğiniz mektubu hemen size geri iade ederler ve bildiklerini de okurlar, boşuna uğraşmayın de’ dedim. Onlarda buna benzer şeyler olduğu zaman iç hukukumuz, yargı bağımsız. Türkiye’de olduğu zaman? Bizim iç hukukumuza kimse karışamaz, biz kendi kararımızı kendimiz veririz. Bizde de hukuk var, bizde de hukukçular var, bizde de hâkim var, bizde de yargı var; kusura bakmasınlar. Onlar kendi işine, biz kendi işimize. Ve bugüne kadar bu ülkeyi karıştıranlar onların zaten ta kendisi olmuştur. Ve şu anda Avrupa’nın değişik ülkelerinde teröristler kol geziyor, onlara yardım-yataklık yapıyorlar. Türkiye’den kaçan terörist milletvekilleri Brüksel’in meydanlarında nutuk atıyorlar, bu nasıl iştir? Bunları çok iyi bilmemiz lazım, bu şuurla geleceğe yürümemiz lazım. Biz bunları tanıyoruz, biliyoruz. Ama bunların cibilliyetlerin gereği bu, onun gereğini yapıyorlar. Onun için de biz işimize bakıp kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz ve inşallah ülkemizi refaha, huzura kavuşturacağız”

Suriye’de, Irak’ta, Kuzey Afrika ülkelerinde, hatta Balkanlar’da ve diğer kardeş coğrafyalarda yaşanan olayların hemen hepsinin de bir yönüyle Türkiye’yi oralardan uzak tutmayı hedeflediğine işaret ederek, “Türkiye Suriye’den veya diğer yerlerden uzak durunca ne olacak? Bu bölgeler huzura, güvene, refaha mı kavuşacak?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye oralardan uzak durduğunda olacak şey; etnik ve mezhep temelli kavgaların çok daha rahat çıkartılabilecek. İnsanların tarihleri ve kültürleriyle bağlarının çok daha kolay kopartılabilecek, doğal kaynakların çok daha rahat yağmalanabilecek olmasıdır. Bu kardeş coğrafyaların hepsi içinde Türkiye günümüz dünyasının kuralları belirli ülkeler tarafından konulmuş ahlak dışı şartları içinde dahi siyasi, ekonomik ve kültürel bağımsızlığını elde edilebileceğinin ispatıdır” görüşlerine yer verdi.

“LOZAN KUTSAL BİR METİN DEĞİLDİR”

Birinci Dünya Savaşının galipleri tarafından konulan kuralların, Türkiye’nin yaşamasını öngörmediğini, böyle bir hesabın ve planın olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde yer verdi: “Sevr, bugünkü Türkiye’yi 7-8 parçaya bölen haritasıyla bize biçilen asıl misyonun ifadesidir. Fakat milletimiz Çanakkale Savaşıyla, Kut’ül Amare zaferiyle ve nihayet İstiklal Harbiyle bu taksimi reddedip onun yerine bize yine de dar gelen bir gömlek olmasına rağmen bugünkü sınırlarımızla iktifa etmemizi kılmıştır. Lozan tartışması işte buradan çıkıyor. Milletimiz İstiklal Harbine başlarken bir hedef belirlemiştir, bu hedef Misak-i Millî’dir. Lozan’daki tüm kazanımları elbette takdirle karşılıyoruz, ama bu durum Misak-i Millî hedeflerimiz arasında olup da İstiklal Harbini kazanarak yaklaştığımıza inandığımız, ama Lozan’la feragat etmek zorunda kaldığımız bazı haklarımızı dile getirmemize mani değildir. Lozan tartışılmaz bir metin değildir, kutsal bir metin asla değildir. Elbette tartışacağız, elbette daha iyisine ulaşmanın çabası içinde olacağız. Birinci Dünya Savaşı geride kaldı, İkinci Dünya Savaşı, o da geride kaldı, soğuk savaş geride kaldı. Soğuk savaş sonrası oluşan dengeler birer-birer yıkılıyor. Buna rağmen bizi hâlâ Lozan’a hapsetmeye çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın, bizim milletimize sözümüz var. Biz Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak, yani her alanda dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri hâline getirmek için tüm şartları zorlayacağız. Bunu yaparken birçoklarının ayağına basacağımızın, birçoklarını rahatsız edeceğimizin, birçoklarının çıkarlarına dokunacağımızın farkındayız, ama bunu sizlerle yapacağız, ama yine de yapacağız.”

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE, DARBE TEŞEBBÜSLERİYLE BOĞUŞARAK DA OLSA HEDEFİMİZE YÜRÜYECEĞİZ”

Türkiye’yi adım-adım ileriye götürmekte kararlı olduklarının, terör örgütleriyle, darbe teşebbüsleriyle, ekonomik saldırılarla, siyasi ve diplomatik kumpaslarla boğuşarak da olsa hedefe yürümeyi sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bizden sonraki nesillere büyük ve güçlü Türkiye’yi miras bırakmak için milletimizle birlikte yürüttüğümüz bu mücadeleyi gerekirse canımız pahasına vermeye devam edeceğiz. 15 Temmuz bu konuda milletimizin ne kadar kararlı olduğunu, gerektiğinde hangi fedakârlıkları göze alabileceğini gösterdi. Ölümden korkmayan bir milleti durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izni ve yardımıyla yeni Türkiye’nin ufukta belirmeye başladığına ben inanıyorum. Karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Bölgemizdeki çatışmalar, terör örgütlerinin canhıraş gayretleri, ekonomik, siyasi ve diplomatik hücumlar sonuç almaya yaklaştığımızın göstergeleridir. İşte böyle dönemler milletlerin ve devletlerin tarihlerinin dönüm noktalarıdır. Gençler şu anda siz öyle bir sürece giriyorsunuz ki kendinizi o dönüm noktasına bir defa hazırlayın. Şayet azmeder, sabreder, dirayet gösterir, birlik ve beraberliğimizi güçlendirir, kararlı şekilde yolumuza devam edersek kısa sürede önümüzün açıldığını, aydınlandığını göreceğimizden hiç şüpheniz olmasın.”

“YENİ GÜVENLİK KONSEPTİNDE SORUNLARI KAYNAĞINDA ÇÖZECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yeni güvenlik konseptini bu gerçekler ışığında oluşturduklarına dikkat çekerek, artık tehditlerin kapıya dayanmasını beklemeden, üzerine gideceklerini, sorunları bizzat kaynağında çözeceklerini belirtti ve güvenlik kavramının, sadece asayişi ve sınırların korunmasını kapsamadığını; savunmadan emniyete, adaletten sağlığa, ekonomiden ulaşıma, enerjiden eğitime, bilişimden şehirleşmeye her konunun yeni güvenlik konseptinin içinde olduğunu bildirdi.

Terörle mücadelenin bu önceliklerin başından geldiğini ve Türkiye’nin terörle mücadelesinin sadece kendi topraklarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörizmin sınır aşan özelliği sebebiyle Türkiye’nin mücadelesi de geniş bir alanda sürüyor. Suriye’de ve Irak’ta yürüttüğümüz operasyonlar bu ülkelerin topraklarına göz dikmemizden kaynaklanmıyor. Ülkemize yönelik terör tehditlerinin kaynakları bu ülkelerde olduğu için Suriye’de ve Irak’ta askerî varlık bulunduruyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de canlı bomba saldırıları gerçekleştiren DEAŞ terör örgütünün gücünü Suriye’den ve Irak’tan aldığını, 30 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de kanlı eylemler yapan PKK terör örgütünün üstlerinin Irak ve Suriye’de bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Şengal’de benzer bir çaba içinde olan PKK’nın önünü Irak Devleti kesti de biz mi mani olduk? Suriye Devleti kendi toprakları içinde cirit atan PKK’nın uzantısı terör örgütünü, yani PYD’yi, YPG’yi, aynı şekilde DEAŞ’ı tepeledi de biz mi elini tuttuk? Ne PKK’yla, ne DEAŞ’la baş edemeyen bu ülkelerde şimdi göz göre göre mezhep çatışması fitili ateşlenirken biz nasıl burada rahatça oturabiliriz? Ne dedik? Sorunun kapımıza dayanmasını, canımızı yakmasını beklemeyeceğiz dedik. Öyleyse PKK meselesini de, DEAŞ meselesini de, mezhep çatışması tehdidini de kaynağında önlemek için ne gerekiyorsa yapacağız” ifadelerine yer verdi.

“SURİYE VE IRAK KONUSU BİZİM İÇİN ÖNCELİKLE BİR BEKA MESELESİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şu açıklamaları yaptı: “Suriye’de terörden arındırılmış güvenli bölge oluşturma çabamızın önüne kimse geçemez. Ne yapıp edip Suriye sınırımızı tüm terör örgütlerine karşı güvenli hâle getireceğiz. Irak’taki terör ve mezhep çatışması tehditleri konusunda da aynı şekilde askerî güç destekli aktif politika izlemeye devam edeceğiz. Kendi ülkesinde egemenliğini tesis edemeyen, topraklarına hâkim olamayan, terör örgütlerinin canımızı acıtmasına mani olamayan hükûmetlerin Türkiye’yi eleştirmeye hakları yoktur. Türkiye vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapmaktan asla imtina etmeyecektir. Bölgemizde yoğun bir askerî ve siyasi etkinlik içinde olan güçlere verdiğimiz mesajı burada bir kez daha tekrarlıyorum, ekranları başında bizi izleyen milletimize de sesleniyorum; Suriye ve Irak konusu Türkiye için enerji meselesi değildir, siyasi etkinlik alanını genişletme meselesi değildir, keyfe keder bir mesele hiç değildir. Bu mesele bizim için öncelikle bir beka meselesidir. Suriye ve Irak kaynaklı tehditleri çözmeden 2023 hedeflerimize ulaşma imkânımız bulunmuyor.”

“TÜRK MİLLETİ, 15 TEMMUZDA ÜLKESİNİ VE DEVLETİNİ BU İHANET ŞEBEKESİNE ELBETTE TESLİM ETMEZDİ”

Türkiye’nin çevresindeki tehditlerle mücadele ederken bunların içerdeki araçlarına ve uzantılarına karşı da gereken her tedbiri alacaklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “17-25 Aralık polis-yargı darbe girişimi sonrasında aldığımız tedbirlerin faydasını 15 Temmuz darbe girişiminde gördük. Şayet aradan geçen 2,5 yılda tüm eksikliklerine rağmen o tedbirleri almamış olsaydık, hiç şüphesiz 15 Temmuz gecesini çok daha kanlı, çok daha tehlikeli geçirirdik. Türk milleti ülkesini ve devletini bu ihanet şebekesine elbette teslim etmezdi. Ama bugün 248 şehidimiz yerine belki 248 bin şehitten, belki 2,5 milyon şehitten söz ediyor olurduk. Devletin bu ihanet çetesinden tamamen temizlenmediğini biliyoruz. Sizlere çok açık söylüyorum; hâlâ Silahlı Kuvvetlerimizin içinde bunlar var. Polis Teşkilatımızın içerisinde hâlâ bunlar var. Yargının içerisinde hâlâ bunlar var, devletin çeşitli kurumlarının içerisinde hâlâ bunlar var. Bunu bilmenizi istiyorum, sorumluluk makamında olan bir Cumhurbaşkanınız olarak söylüyorum. Çünkü bu ülke bizim, bu millet bizim. Ne ülkeyi bunlara yedireceğiz, ne bu milleti bunlara ezdireceğiz. Gereği neyse bunu yapacağız. Çünkü ecdat bize bunların mantalitesi içerisinde bir ülke devretmedi.”

“Her şeyi yalan, her şeyi riya, her şeyi ikiyüzlülük, her şeyi gizlilik üzerine kurulu böyle bir şer çetesiyle mücadelenin kolay olmadığı ortadadır. Bununla birlikte FETÖ’nün devlet içindeki operasyonel gücünü önemli ölçüde kırdığımızı düşünüyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin pek çok kurumunda gerçekleştirilen açığa alma ve ihraçlarla tespit edilen örgüt üyelerinin pasifize edildiğini, örgüt içinde belirli pozisyonlarda bulunanların da tutuklanarak etkisiz hâle getirildiğini aktardı.

“TERÖRE MALZEME OLAN, MALZEME TAŞIYANLAR BUNUN BEDELİNİ ÖDÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nın ve diğer terör örgütlerinin devlet içindeki elemanlarının da birer birer tespit edilip gereken muameleye tabi tutulduğuna değindi ve “Görüyorsunuz, dokunulmazlık tahtında milletvekillerinden tutunuz belediye başkanlarına varıncaya kadar bütün bu teröre malzeme olanlar, malzeme taşıyanlar bunun bedelini ödüyorlar ve ödemeye devam edecekler. Aynı mücadele iş dünyasında, sivil toplum kuruluşları içinde, uluslararası düzeyde de sürdürülüyor. Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesi son teröriste kadar, son teröristi etkisiz hâle getirene kadar devam edecektir. Bu mücadele olağanüstü hâl bittikten sonra da sürecektir.” açıklamasında bulundu.

Terör örgütleriyle yürütülen mücadelenin siyasi iradesini kendilerinin temsil ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis adaylarına hitaben, “Sahadaki sorumluları da siz olacaksınız, ona göre. Şayet sizler bu davaya sahip çıkmazsanız, siyasi irade tek başına neticeye ulaşamaz. Görevinizin, sorumluluğunuzun ağır olduğunu biliyorum. Ama ben sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” şeklinde konuştu.

Polis Akademisi öğrencilerine eğitim hayatlarında ve daha sonra başlayacakları görevlerinde başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, “Rabbim gücünüzü, kuvvetinizi artırsın, önce sizleri vatanımıza, ardından annenize-babanıza bağışlasın” temennisiyle tamamladı.