Son kale olan Türkiye’nin yürüyüşünü durduramayacaklar

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Afganistan’ı işgal eden El Kaide’nin görevi bitince fişinin çekildiğini, taşeron olarak kullanılan DAİŞ ve FETÖ gibi örgütlerin de görevleri bittiğinde fişlerinin çekileceğini kaydederek “Peki, gidişat nereye? Gidişat çok açık; Türkiye’nin istikrarını, yürüyüşünü durdurmak. Bu millet öyle bir millet ki her türlü zorluğa rağmen kalkınmayı, gelişmeyi, dayanışmayı sağlayan bir millet. Bu heyecanımızı kırmak, ülkemizi yarı yolda bırakmak ve istikrarsızlaştırıp parçalamak istedikleri ülkemiz son kaledir. Türkiye’nin son kale olduğunu iyi düşünelim ve bu son kalenin bel kemiği de esnaflardır” dedi.

Bakan Çelik, Şanlıurfa’daki programının ikinci gününe, Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin bir otelde düzenlediği ve 59 esnaf oda başkanıyla bir araya geldiği toplantıyla başladı.

Katılımcıların söz alarak, değerlendirmede bulunduğu ve sorularını yönelttiği programda konuşan Çelik, esnafın ülkenin kalkınması noktasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, emeği geçen çalışanlara teşekkür etti.

Sorunları çözme noktasında hareket ettiklerini anlatan Bakan Çelik, Türkiye’nin son dönemlerde büyük olaylarla karşı karşıya kaldığını ve ülke olarak bunlarla mücadele ettiklerini hatırlattı.

Faruk Çelik, Suriye’de uzun süredir devam eden savaş nedeniyle çok sayıda kişinin Türkiye’ye sığındığını ifade ederek, bunu en iyi yaklaşık 500 bin Suriyelinin bulunduğu Şanlıurfa halkının bildiğini anlattı.

Vatansızlığın çok kötü olduğunu vurgulayan Çelik, şunları söyledi:

“Şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor; birileri plan yapıyor da bizim gidecek bir yerimiz yok. Avrupa Birliği ile bizim aramızdaki sorunlardan bir tanesi ‘100 bin kişi alalım mı almayalım mı’ gibi komik yaklaşımlar. Fert başına milli geliri 30-40 bin dolar olan devletler insana böyle yaklaşıyorlar. İnsanlık anlayışları bu, birileri ölmüş çok da umurlarında değil, hele İslam coğrafyasında ölüyorsa hiç önemli değil, hepsi ölsün gitsin, öyle bir medeni görünümlü vahşi yaklaşım. Ama çok şükür biz bin bir türlü zahmet çekiyoruz ama o vatansız insanlara yine de vatansızlığı hissettirmemek için büyük fedakârlık gösteriyor bizim insanımız. Hep diyorum, Güneydoğu’dan ses yükselmeli, artık bu memleketin birliğinden beraberliğinden yana olan insanların sesini yükseltmesi gerekiyor, başka çıkarı yok. Piyon var ya piyon, bir başkasının oyuncağı olduğu tescillenmiş insanlar bu bölgeye sorundan başka bir şey getirmez.”

“PKK ve FETÖ’yü kullanarak Türkiye’nin başına çorap örmeye çalışıyorlar”

Faruk Çelik, Türkiye’nin kısa sürede büyük atılımlar gerçekleştirdiğini ve belli çevrelerin bundan rahatsızlık duyduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kalkınmayı çok görenler, hazmedemeyenler var. Bu hazmedemeyenler bizden biri değil, ne Kürt o, ne Türk o, ne Alevi, ne Sünni. O başka bir şey, Türkiye’yi başkalaştırmak istiyorlar. En basitinden gördük, işte 15 Temmuz gecesi. Adam ifade veriyor ve diyor ki   ‘bize talimat geldi, silahları kullanmayın o gece, askere silah çekmeyin’ diyor. Nasıl bir birliktelik düşünebiliyor musunuz? Aklınızın ucundan geçer mi, birisi geliyor, içeride dindar görünümlü sinsi sinsi yapılanıyor. Birisi de ateist görünümlü, dağda milletin başına Allahsızlığı hükmetmeye çalışıyor. İkisi perde arkasında bir yerde buluşturuluyor ve Türkiye’nin başına çorap örmeye çalışılıyor. DAEŞ çok kötü, Allah belasını versin, böyle bir Müslümanlık mı olurmuş. İslam adına yaptırıyorlar. Niye, çünkü güzel dinimizi, barış dinimizi lekelemenin aracı, El Kaide’ler, DAEŞ’ler her neyse o dinin barışçı ve huzur veren yönünü ortadan kaldırıp, dünya insanlarına diyecekler ki işte Müslümanlar böyle. Bu gibi örgütleri işte bunun için çıkarmışlar.”

Bakan Çelik, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

“Bu örgütler, Suriye, Irak gibi ülkelerin neredeyse tamamını almaya çalışıyorlar, kim verdi bunlara bu imkânları, nerede yetişti bunlar, bunları kim örgütledi, bu devasa silahları kim verdi, nasıl işgal ettiler Suriye’yi, Irak’ı? Peki daha önce Afganistan’ı işgal eden El Kaide nereye gitti? Görevi bitti, fişini çektiler. Şimdi bunlara da verdikleri görevi yaptırıyorlar, daha sonra fişini çekecekler, FETÖ’ye de görev yaptırdılar şimdi fişini çekecekler. Peki, gidişat nereye? Gidişat çok açık; Türkiye’nin istikrarını, yürüyüşünü durdurmak. Bu millet öyle bir millet ki her türlü zorluğa rağmen kalkınmayı, gelişmeyi, dayanışmayı sağlayan bir millet. Bu heyecanımızı kırmak, ülkemizi yarı yolda bırakmak ve istikrarsızlaştırıp parçalamak istedikleri ülkemiz son kaledir. Türkiye’nin son kale olduğunu iyi düşünelim ve bu son kalenin bel kemiği de esnaflardır.”

Bakan Çelik, zor süreçte ülkesine sahip çıkan esnafa teşekkür ederek, yaklaşık iki yıl önce ülkede ana sorunların konuşulduğunu ama bir anda Türkiye’nin daha küresel konularla karşılaştığını aktardı.

Bu tür sorunların çözümü için gayret ettiklerini belirten Çelik, teröre karşı birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gerektiğini bildirdi.

Programa katılımından dolayı Bakan Çelik’e teşekkür eden katılımcılar ise plaket sundu.

Yaklaşık iki saat süren toplantıya, Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkol, AK Parti İl Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve ilgililer katıldı.

Bakan Çelik, aralarında husumet bulunan aileleri barıştırdı

Bakan Çelik, bu programdan sonra Şanlıurfa’da aralarında husumet bulunan akraba iki aileyi kanaat önderlerinin girişimiyle barıştırıldı.

Aileler, bir restoranda Çelik ve Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna ile aşiret mensuplarının da katıldığı barış yemeğinde bir araya geldi.

Çelik, burada yaptığı konuşmada, ailelerin barışmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, benzer olayların bir daha yaşanmamasını istedi.

Aileleri gösterdikleri özveriden dolayı tebrik eden Bakan Çelik, şunları söyledi:

“Aşiret arasında yaşanan bu gibi olayları kimse istemez ama Şanlıurfa’mızda hakikaten benim çok üzüldüğüm bu hadiselerin yaşanması inanın bizi derinden kahrediyor. Hep dua ediyoruz, Cenabı Hakk’a yalvarıyoruz, ‘son olsun artık bu, bir daha bu üzücü şeyleri yaşamayalım’ temennisinde bulunuyorum. Hepimize geçmiş olsun diyorum, Allah geleceğimizi aydınlık kılsın temennisinde bulunuyorum.  Can Allah tarafından verilir, can alacak olan Cenabı Hak’tır, yani bu ana prensibi kulağımıza küpe etmemiz gerekiyor. Bu hayat meselesi Cenabı Allah tarafından bize böyle tanzim edilmiş, onun için yaşadığımız üzüntüler var, sevinçler var, hepsini birlikte yaşıyoruz.”

“Üzüntülere son verecek bir irade ortaya koymamız gerekiyor, yeteri kadar etrafımızda milletimizi, devletimizi üzen hadiselerle karşı karşıyayız, yeteri kadar insanların mağduriyetlerine şahit oluyoruz.” diyen Bakan Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Hiç olmazsa içimizdeki aile gücümüzü, aile bütünlüğümüzü korumaya gayret edelim. Aşiretler çok önemli bunun kıymetini bilelim. Bu büyük ailenin olumsuzluklarla değil olumlu yönlerle anılması için el birliği yapalım, gönül birliği yapalım, birbirimizi Allah için sevelim temennisinde bulunuyorum.”

Konuşmanın ardından tokalaşan ve sarılan aile üyeleri, Bakan Çelik’e teşekkür etti. Yapılan duanın ardından, iki ailenin mensupları birlikte yemek yedi.

Çelik, AK Parti Şanlıurfa İl Danışma Kurulu Toplantısı’na katıldı

Bakan Faruk Çelik, Şanlıurfa programı kapsamında öğleden sonra GAP Tarımsal Araştırmalar Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen AK Parti Şanlıurfa İl Danışma Kurulu Toplantısı’na katıldı Çelik burada yaptığı konuşmada, Türk milletinin bin yıllık geçmişinde her türlü saldırıyı bertaraf ettiği gibi 15 Temmuz darbe girişimini de bertaraf ettiğini söyledi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının sistemin argümanlarından istifade ederek sistemi çökertme çabasına girdiğine dikkati çeken Çelik, “Öyle bir plandı ki bu ihanet ‘ibadet’ diye takdim edildi, vatana ihanet ‘hizmet’ diye takdim edildi ve şantajla topladıkları parayı da ‘himmet’ diye millete takdim ettiler. İşin foyası çıkınca kaçmaya başladıklarında, buna da ‘hicret’ demeye başladılar. Şimdi de ABD’de ‘gurbet mezarlığı’ diye defin olacakları mezarlığı satın aldıkları söyleniyor.” dedi.

“Milletin vekilliğini yapanlara kimse dokunmaz”

Çelik, hiçbir milletvekilinin tutuklanmasından yana olmadıklarını vurguladı. Milletin iradesiyle seçilen milletvekillerinin “milletin vekilliğini” yapması durumunda ona kimsenin dokunamayacağını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

“Ama sen milletin vekilliğini yapmıyorsan, sen başkalarına vekillik yapıyorsan burası da hukuk devleti, birisi de devlet de çıkar hesabını sorar. Her yerde ‘ben hukuk tanımam, demokrasiye de inanmam, sırtımı da dağa dayarım, sonra talimatı da oradan alırım, bana oy veren 3-5 milyondan ben talimat almam’ derlerse arkadaş kusura bakmayın burası yol geçen hanı değil. Hukuk devleti yakana yapışır, bunun hesabını sorar. Bugün de yapılan odur kimse kusura bakmasın. 55 kişiyi şehit edenler, 6-7 Ekim olaylarında ‘çıkın dökülün caddeleri yakın, yıkın’ diyenler kimi yaktınız, kimi öldürdünüz, kimi şehit ettiniz? Bu ülkenin, coğrafyanın insanlarının kanını akıttınız, kanına girdiniz. Teröre silah siz taşıdınız. Milletvekilliği bu mu?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sorumsuz siyaset yapmakla suçlayan Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de siyasete yaptığı katkıdan dolayı teşekkür etti.

“Bir karış toprak boş kalmayacak”

Dünyada nüfusun hızla arttığını ve tarım arazilerinin azaldığını belirten Çelik, 2050 yılında üretilen ürünlerin yüzde 60 oranında daha fazla üretilmesi gerektiğini söyledi.

Tarım arazilerinin kıymetinin ileriki yıllarda daha da artacağını dile getiren Çelik, “Milli Tarım Projesi’nin iki ayağı var. Bir havza bazlı üretim. Şanlıurfa’nın 13 havzası var. Buralarda ne ekilecekse onları biz kitapçık haline getirdik. Onları ekerseniz desteği alırsınız. Gelecek yıl daha da ayarlama yapacağız, hangi üründen daha fazla verim elde ediliyorsa o ürünü orada ekeceğiz.” dedi.

Her karış toprağı değerlendirmek zorunda olduklarını anlatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şimdi kanun düzenlemesi getiriyoruz. ‘Biz 3 kardeşiz, 10 kardeşiz anlaşamıyoruz, araziyi ekmiyoruz. Arazimiz elimizde duruyor’ diyenler böyle yağma yok kardeşim. Biz o araziyi ekeceğiz. Sen ekmiyorsan o yerden alacağımız ürünleri millet için kullanacağız, senin kira paranı da gidip bankaya yatıracağız. Bir karış toprak boş kalmayacak. Hepsini ekecek bir politikayı şimdi devreye sokacağız. Meralara gelince; senin, benim, o köyün diye bir şey yok, kim hayvancılık yaparsa mera ona verilecek. Ne kadar hayvanın var, ne kadar dönümlük mera lazım kardeşim? O hayvan sayısı ne kadar ise o kadar dönümlük merayı al 10 yıllığına, al 15 yıllığına, onu ıslah et, kendi malın gibi kullan anlayışını getireceğiz.

Hayvancılığı geliştirmek, hayvancılıkta başkalarına muhtaç olmamak, kendi kırmızı etimizi kendimiz üretmek için bu 14,6 milyon hektar merayı devreye koymaya mecburuz. Büyük hedeflerimiz var, bu hedefleri gerçekleştirmemiz gerekiyor. Ayrıca 20 ili yetiştirici bölge, 30 ili damızlık düve merkezleri ilan ettik, koç-teke, manda merkezleri ilan ettik. Buralarda hayvanlar üretilecek. Hayvancılık yapmak isteyenlere büyük teşvikler geliyor. Böylece vatandaşlarımız daha uygun şartlarda hayvancılık yapma imkânı elde edecek. Yılda 500 bin hayvan ithal eden Türkiye, böylece bu sayıyı daha alt seviyelere indirecek.”

Çok amaçlı salon ve muhtar evi açıldı

Bakan Çelik, Şanlıurfa’daki temasları kapsamında son olarak, merkez Karaköprü Belediyesi tarafından kırsaldaki Külaflı Mahallesi’nde yaptırılan çok amaçlı salon ve muhtar evinin açılış törenine katıldı.

Burada konuşan Faruk Çelik, Şanlıurfa’nın büyükşehir olmasının ardından köylerin mahalleye dönüştüğünü ve bunun hizmet anlamında olumlu sonuçlar ortaya koyacağına inandıklarını belirtti.

Çelik, Ankara’da yaşanan yoğunluk nedeniyle, son dönemde kente daha az gelebildiğini ifade ederek, buna rağmen sürekli Şanlıurfa’yı düşündüğünü aktardı.

Şanlıurfa’da genç nüfusunun fazla olduğunu hatırlatan Çelik, gençlere iş imkânları sağlamak için gayret ettiklerini kaydetti.

Çelik, Türkiye’nin son dönemde önemli hamleler gerçekleştirdiğini vurgulayarak, “Kaliteyi yükseltmek zorundayız, köyde oturan vatandaşımızın da her türlü imkâna ulaşması gerekiyor, bunu sağlamamız gerekiyor. Yani topyekûn kalkınmamız gerekiyor. Bir zamanlar Türkiye’nin 10 ili kalkınıyordu buralar biliyorsunuz ihmal ediliyordu, buradan insanlar göç ediyordu, şimdi topyekûn Türkiye kalkınıyor, şehirler kalkınıyor köyler kalkınıyor, işin özü bu.” diye konuştu.

Ülkenin bu bölgelerini canlandırmak için Çözüm Süreci’ni başlattıklarını hatırlatan Çelik, “Üç yıl her şey çok güzeldi, ama bunu çok gördüler çünkü Türkiye’nin kalkınması demek, Türkiye’nin büyümesi demek çok büyük bir coğrafyayı etkiliyor, ondan rahatsız oluyorlar. Diyorlar ki ‘Türkiye ayağa kalkmamalı’. Biz de inadına ayağa kalkacağız, dayanış içerisinde ayağa kalkacağız. Doğu, batı, kuzey güney ayrım yok diyoruz.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından Çelik ile beraberindeki Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi ve Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli, çok amaçlı salon ve muhtar evinin açılışını gerçekleştirdi.