faaliyetler1644

Türkiye’de Arıtma Çamuru Yönetimi ve Eylem Planı Hazırlanması Projesi

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Ankara’da düzenlenen “Türkiye’de Arıtma Çamuru Yönetimi ve Eylem Planı Hazırlanması Projesi” açılış toplantısına katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Özhaseki, büyük kentlerde oluşan atıkların bertarafının çok önemli bir sorun alanı olduğuna işaret ederek, büyükşehirlerin oluşması, üretimin hızlanması, tüketimin artması gibi nedenlerle atık sorununun da “bir felaket” olarak insanların karşısına  çıktığını ifade etti.
Bu konuda Birleşmiş Milletlerin (BM) uyarılarına yönelik bilgileri paylaşan Bakan Özhaseki, tüm bu olumsuzlukların doğal felaket, canlı türlerinin yok olması gibi tehlikelerin işareti olduğunu belirterek, ülkelerin bu sorunla mücadele için anlaşmalar, sözleşmeler, toplantılar yaptığını dile getirdi.
Arıtma çamuru ile ilgili çok fazla firmanın görüş bildirdiğini, 20-30 yıllık yetki almak istediğini anlatan Bakan Özhaseki, bu konuda Ergene ve Gediz havzalarında çalışmaların olduğunu ama havza bazlı çalışmanın sorunu çözmediğini ifade etti.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Türkiye’deki tüm atık su arıtma tesislerinde biriken çamurların nasıl toplanacağı, bertaraf edileceği, ondan nasıl istifade edileceği hususunun tek elden yönetilmesi doğru kanaatine vardığımız için bugün buradayız.” dedi.
Bu konuda projenin ortağı olan ODTÜ’ye güvendiklerini aktaran Bakan Özhaseki, “Buradan çıkacak sonuçlarla da inşallah uygulanabilir bir yönetim planı ortaya koyacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Belediyenin kafası hizmette olmadığı için şebekeleri yenilememiş”- 
Dünyada 750 milyon insanın temiz su kaynaklarına ulaşamadığına dikkati çeken Bakan Özhaseki, Türkiye’nin de su zengini bir ülke olmadığını kaydetti. Özhaseki, “Ne kadar temiz su kaynağı olarak gördüğümüz akarsuyumuz varsa hepsini toplayın, Tuna’nın debisinin yarısı kadar. Kaynaklarımız belli.” dedi.
Türkiye’de insanların tamamına temiz su kaynaklarının götürüldüğünü ama su sıkıntısı çeken ilçelerin, köylerin olabildiğini aktaran Bakan Özhaseki, bu durumun nedenini şu örnek üzerinden anlattı:
“Kayyum atanan belediyelerin 25’inin raporunu aldım. Bir ilçeye devlet 100 bin nüfusa yetecek kadar su vermiş. Belediyelerimizin alıp, şebekeleri döşeyip, evlere ulaştırması lazım. Şebekeler çok eski yine devlet döşemiş. Belediyenin kafası hizmette olmadığı, başka işlerde olduğu için hiç o tarafa bakmamış, şebekeleri yenilememiş. Saat de koymuyor. Saat koysa bir denetim olur.
100 bin nüfusa yetecek suyu devlet olarak ilçenin girişinden veriyorsunuz, serbest bıraktığı için oradaki ilk insanlar alıyorlar bahçelerine suyu, hoyrat bir şekilde kullanıyorlar. Sabaha kadar sular bahçelerinde akıyor. Nüfusun en fazla yüzde 10’u istifade ediyor. Yüzde 90’ı susuz. Biraz sıkı denetim yaptıklarında baş tarafta musluklar kapatıldığında haftada bir su gidiyor diğer vatandaşlara, o da gece yarısı.”
Kayıp-kaçak oranlarının çok yüksek olduğunu belirten Özhaseki, “Suyun yönetilmesi lazım. Yönetmezsek bizi kapıda bir felaket bekliyor.” ifadelerini kullandı.
– Bin 501 arıtma tesisi yapılacak-
Bakan Özhaseki, atık su arıtma tesisleri konusunda belediyelerin bulunduğu yerlerde yüzde 90 oranında başarıya ulaşıldığını yüzde 10’luk kısmın da önümüzdeki günlerde tamamlanabileceğini kaydetti.
Türkiye’de şu anda 930 arıtma tesisi bulunduğunu belirten Özhaseki, belediyelerin atık sularının yüzde 80’inin temizlendiğine dikkati çekti.
Özhaseki, halihazırda 81 tane düzenli depolanan katı atık bertaraf tesisinin bulunduğunu ve bunun nüfusun 50 milyonuna denk geldiğini aktararak, “Hedefimiz, 2023’e kadar su işini bir denetime alacağız. Kayıp kaçakları en aza düşüreceğiz. Sonra da mutlaka bütün belediyelerin atık su arıtma tesisi olacak. Bin 501 tane daha arıtma tesisinin yapılması lazım.” ifadelerini kullandı.
Belediyelere bu konuda yüzde 45’e kadar hibe desteği, geriye kalan kısmında da İller Bankası kanalıyla uzun vadeli, düşük faizli kredi temininde bulunulduğuna değinen Özhaseki, bu işlerin yerelden yürütülmesi, merkezin de bunun desteklemesi gerektiğine işaret etti. Özhaseki, bu konuda 38 milyar liralık kaynağa ihtiyaç olduğunu kaydetti.
– “En çok kirletenler sorumluluk almıyor”-
Özhaseki, Türkiye’nin uluslararası birçok çevre anlaşmasına taraf olduğunu belirterek, dünyayı kirleten ülkelerin sera gazı ve iklim değişikliğiyle ilgili sorumluluklardan kaçındığını vurguladı.
Yüzde 23 oranıyla ABD, yüzde 25 oranında ise Hindistan, Çin gibi ülkelerin kirliliğe sebep olduğuna dikkati çeken Özhaseki, buna karşın anlaşmalara imza atmadıklarını aktardı.
Özhaseki, Türkiye’nin binde 4 oranında kirliliğe sebep olmasına karşın anlaşmalara taraf olduğunu belirterek, Paris’te düzenlenen Çevre Bakanları Toplantısı’nda bunu gündeme getirdiğini hatırlattı.
– “Niye bu kadar duyarsızsınız?”- 
Özhaseki, çevre bakanları toplantısında dile getirdiği sitemlere ilişkin, “10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonra olabilecek iklim değişikliği neticesinde canlıların hayati tehlikesi var diyerek şu konuşmaları yapıyoruz ama şu an bile denizlerde küçücük çocuklar boğuluyor. Niye bu kadar duyarsızsınız siz?” dediğini aktardı.
Bazen sivil toplum kuruluşlarının bir fok balığı için veya denizde kirlenmiş balığın ölümüne gösterdiği tepkiyi gördüğünde mutlu olduğunu “Ne güzel, insanoğlu çok duyarlı hale gelmeye başladı.” dediğini anlatan Özhaseki, buna karşın denizde çocukların boğulduğuna, bombalar altında can verdiğine vurgu yaptı.
BM’nin dünkü toplantısında bu konu gündeme getirildiğinde, binlerce kilometre öteden gelip orada vekalet savaşı sürdüren bir ülkenin temsilcisinin konuşmacıya, “Ben vaaz dinleseydim, kiliseye giderdim” şeklinde çıkıştığını anlatan Özhaseki, buna yönelik tepkisini “Yazıklar olsun size. Bir bitki türü yok olacak diye çabalıyoruz, çabalayalım, uğraşalım ama şu olanlara da göz yummayalım artık. Bütün dünya olarak. Bu konuda ülke olarak doğru yaptığımız kanaatini taşıyorum. Bizde vicdan, merhamet var. Bu bizim kadim bir geleneğimiz. Bundan da vazgeçmeyiz.” sözleriyle dile getirdiğini anlattı.
– “Belediye cinayeti yeşil alanları yok etmektir”-
Bakan Özhaseki, konuşmasında Türkiye’de çarpık şehirleşmenin oluşmasına yönelik tarihsel süreci anlattı.
Kendisinin belediye başkanlığı döneminden itibaren kaçak yapı, parsel bazında yoğunluk arttırma gibi hiçbir günahının olmadığını dile getiren Özhaseki, Türkiye’de sağlıksız ve kimliksiz şehirlerin bulunduğuna dikkati çekti.
Bakanlık görevine ilk geldiği andan itibaren parsel bazlı yoğunluk artışlarını engellemek için adeta bir savaş verdiğine değinen Özhaseki, “Önüme gelen ilk dosya, Bakırköy’de hepimizin bildiği, sahilde koşu yolunun karşısında fazladan verilmiş 700-800 tane rezidans. Zaten hakkı olan 600-700 tane var da, bir de üstüne eklenmiş fazladan. İptal ettik. Tabi yer yerinden oynadı. Etkili adamlar, paralı adamlar. Yazarları, çizerleri var, haber yaptırıyorlar aleyhimize. ‘Bu bakan inşaatın önünü kesiyor.’ diye kulisler başladı.” ifadelerini kullandı.
Benzer şekilde insanların onlarca yıldır kullandığı, İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Ihlamur Parkı’na daha önce 40 bin metrekare inşaat izninin verildiğini ve bunu da iptal ettiklerini hatırlatan Özhaseki, “El insaf. Cinayet bir adamı öldürmektir, doğru. Belediye cinayeti de böyle yeşil alanları yok etmektir. En büyük cinayet bunlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Özhaseki, bu konuda İstanbul’da inşaat sektörü ve bütün belediye başkanlarının temmuz ayında bir araya geldiğini hatırlatarak, burada sektörün yakından tanıdığı isimlere, bundan sonra parsel bazlı yoğunluk artışı izninin asla verilmeyeceğini ilan ettiklerini söyledi.
Bu prensiplerin, söz konusu temsilcilerin çok hoşuna gitmediğini anlatan Özhaseki, “Bunlar, binlerce konut yapan insan. İçlerinde çok düzgün insanlar var, hepsini asla kötülemiyorum. Aman yanlış anlaşılmasın ama bazıları alışmışlar, gelip bakanlıktan adam bulmak, bakan beyi görmek veyahut da imar komisyonlarından adam ayarlamak… İmar komisyon başkanları çok kıymetlidir. Onları kafaya almak, oradan iş bağlamak. İşte bunların kötülüğünü anlatmaya çalışıyorum. Yoksa işinde gücünde o kadar güzel insanlar, gruplar var ki, onlara bir şey söylemiyorum.” dedi.
Özhaseki, bazı kişilerin kendisini şikayet etmeye çalıştığını belirterek, bildiği tek şeyin bakanlık görevinden “alnı açık, başı dik” olarak ayrılacağı olduğunu kaydetti.
Bakan Özhaseki, Türkiye’nin geleceği ve insanların yaşadığı şehirden keyif almasını sağlamak için bunun mücadelesini vermek zorunda olduklarını vurguladı.
Toplantıda, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök de üniversite tarafından yürütülen çalışmalar hakkında bir konuşma gerçekleştirdi.