01-12-2016977sliderrixos

UYUŞTURUCU KULLANIMI DAĞA GİDEN BİR KURŞUNA DESTEK VERİYOR

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Uyuşturucu ile Mücadele toplantısında konuştu.
Bozdağ’ın konuşması şöyle:

“Kim ki uyuşturucu kullanıyorsa, çocuklarının uyuşturucu kullanmasını görüyor ve tedbir almıyorsa, hangi okulda, mahallede uyuşturucu satanları insanlar görüyor da bunları kolluk güçlerine ihbar etmiyorsa bilsin ki dağa giden bir kurşuna o da destek veriyor demektir. Son derece büyük bir suçun işlenmesine susarak katkı veriyor demektir. O nedenle buradan bütün vatandaşlarımızı mahallelerinde, sokaklarında, caddelerinde nerede olursa olsun uyuşturucu satan bugünümüzü ve geleceğimizi karartan bu hainleri kolluk güçlerine, cumhuriyet savcılarına ve yetkililere şikayet etmeye ihbar etmeye davet ediyorum. Bu doğru bir vatandaşın yapacağı doğru bir görevdir. Hepimizin vatandaşlık görevidir. Ben eminim ki bu konuda vatandaşlarımız kolluk güçlerimize gereken desteği vermektedirler. Tabi uyuşturucuyla mücadele, terörle mücadele anlamı taşıdığı gibi geleceğimizi sağlıklı bir şekilde inşa etme anlamında da büyük bir temel atma mücadelesidir.

Eğer bizim nesillerimiz uyuşturucunun esiri olursa bizim geleceğimiz güçlü olmaz. Bugünümüz de iyi olmaz. Bugünümüzün iyi olmasını, geleceğimizin iyi olmasını ve daha güçlü olmayı arzu ediyorsak nesillerimizin sağlıklı yetişmesi bakımından elbette üzerimize düşeni layığı ile yapmamız gerekiyor.

Sağlık Bakanımız Bakanlar Kurulu’nda ifade etti belki yine ifade edecektir burada ama uyuşturucuya giden yol esasında uyuşturucudan daha az tehlikeli gibi görülen kötü madde alışkanlıklarından gidiyor. Hani diyorlar ya cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir diye öyle bir laf var. Bu da biraz böyle sigaradan başlıyor. Eğer sigaraya karşı etkin bir mücadele yapamazsak o zaman yanına başka bir kötü alışkanlığı derken başka bir kötü alışkanlığı koyarak yol alıyor, devam ediyor. Onun için kötü alışkanlıklar konusunda bunu önemsiz görüyorum bunu önemli görüyorum yaklaşımını bir tarafa koyup ne olursa olsun onunla hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor.

Adalet Bakanlığı olarak biz uyuşturucu ile mücadelede en büyük ortaklığı diğer paydaşlarımızla beraber yapıyoruz ama bizim görevimiz uyuşturucunun imali, ticareti ve kullanımı sonunda bu işe bulaşmış olanların cezalandırılması ve cezasının infazıyla ilgili bir konu. Yani işin sonunda bizim görev aldığımız bir alan ama buraya gelene kadar önleyici bir mekanizmanın işlemesi lazım. Önleyici hukuk diyoruz, önleyici sağlık diyoruz, önleyici eğitim diyoruz başka önleyici mekanizmaların mutlaka devreye sokulması lazım zira hapis cezalarını arttırmak suretiyle uyuşturucu suçunun işlenmesinde bir azalmanın olmadığını rakamlar bize ifade ediyor. Bildiğiniz gibi uyuşturucu ile ilgili son 15 yılda çok ciddi mücadeleler yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Esasında bu kurul da onun somut bir göstergesi, bu şura da onun somut bir yansımasıdır. Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu suçunun cezaları gerçekten önceki ceza kanunumuza göre ciddi sayıda arttırıldı, ciddi miktarda arttırıldı. Bu yetmedi 2005’te yeniden bazı artışlar yaptık. Daha sonra değişik zamanlarda cezaları arttıran yeni düzenlemeler yaptık. İnfazı da arttırdık eskiden cezanın 3/2’sini yatarken şimdi 4/3’ünü cezaevinde geçiriyor. Bunu da arttırma cihetine gittik. Bunun yanında Türk Ceza Kanunu’nun 191. Maddesinde tedavi maksatlı savcıların da denetimli serbestlik yoluyla bu tedavi işini gerçekleştirmesi satıcı olmayan, imalatçı olmayan ama bir şekilde bulaşmış olanları bu işin içerisine sokmadan işin dışında tutmak ve tedavi etmek için tedbir almak ile görevlendiren tabi sentetik hocalarım kusura bakmasınlar telaffuzu bile zor ama ve bunun türevlerini de cezayı arttırıcı neden olarak kanunumuza koyduk ve önemli bir düzenleme yaptık. Bu suçun okul, yurt, hastane, kışla, eğitim, askeri ve sosyal tesisler çevresinde işlenmesi halini de cezayı arttırıcı bir neden olarak kanunumuza yansıttık. Bu da önemli bir değişiklik oldu. Yine denetimli serbestlik ve koşullu salıverme sürelerinde yapılan değişikliğin uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş olanların yararlanmamasını sağladık. Geçenlerde en son bir infazla ilgili bir değişiklik yaptık uyuşturucu suçundan hüküm giymiş olanların yararlanmamasını da orada sağlamış olduk. En son Sağlık Bakanlığımızı da yakından ilgilendiren, hepimizi ilgilendiren kullanıcı, tedavi maksatlı hastaneye geldikleri zaman hekimlerimiz bunları zorunlu olarak savcılığa, kolluğa ihbar etmek durumunda kalıyordu. Yasa bunu emrediyordu görevi yapmadığı zaman suç işlemiş sayılıyordu. Son çıkan kanunla ki şuanda Cumhurbaşkanımızın önünde imzalanınca yürürlüğe girecek. Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi maksadıyla hastanelere geldiği zaman doktorlar kendilerini savcılara, kolluğa ihbar etmeyecekler bir ihbar yükümlülüğünü kaldıracaktır. Böylelikle hapis cezası korkusuyla, yargılanma endişesiyle tedaviden kaçan veyahut tedaviye gitmek istemeyenlerin üzerinde bu baskı da kaldırılmıştır.

Cezaevlerinde ise Sayın Bakanlarım, değerli misafirler sigara, alkol ve madde bağımlılığıyla mücadele programı Hayat İçin Değişim Mücadele Programı, Öfke Kontrol Programı gibi değişik isimler altında özellikle uyuşturucu madde kullanan kişilerle ilgili ve uyuşturucu ile ilgili önemli eğitim programları yapıldığını da buradan ifade etmek isterim. Bu programı biz Sağlık Bakanlığımızla, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla, Diyanet İşleri Başkanlığımızla ve diğer paydaşlarımızla ortak bir biçimde yürüttüğümüzü buradan tekrar ifade etmek isterim.”